Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 11 Eylül 2004 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Dünyayı değiştiren gün...


BUGÜN tarihin en büyük terör saldırısı olan ABD'deki 11 Eylül eyleminin üçüncü yıldönümünde, yüreklerde hala o feci görüntülerin acı izleri, kafalarda ise henüz açık yanıtı bulunamayan bir dizi soru yer alıyor.
Bu vahşi saldırıların arkasında kimler vardı? Esas amaçları neydi? Eylemi gerçekleştirenler sadece "taşeron" muydular? ABD istihbarat birimleri böyle bir felaketin olacağını önceden ne kadar biliyordu? Bush yönetimi CIA'nın verdiği bazı sinyalleri neden doğru okuyamadı? Yönetim mensuplarının daha önce Suudilerle (ve hatta Bin Ladin "klanı" ile) "iş ilişkileri"nin bu olayda rolü oldu mu?
11 Eylül saldırısı, öylesine karmaşık bir olay ki, bunun açıklık kazanması belki de yıllar alacaktır. (Veya benzer olaylar gibi, karanlıkta kalacaktır)...
Biz birçok senaryoya konu olan yukarıdaki soruları bir yana bırakıp, diğer temel bir soruyu ele alalım: 11 Eylül olayı, ABD'de ve dünyada neler değiştirdi?
* * *
ÖNCE ABD'den başlayalım.
  • Olayın şoku, Amerikalıları şimdiye kadar görülmemiş şiddette sarstı. Başta hissedilen moral çöküntü zamanla nispeten giderilebildiyse de, Amerikan toplumu "terör kabusu"ndan kurtulamadı. Sonuçta "Amerikan yaşam tarzı" değişti. Güvenlik faktörü o eski rahat günlük yaşamın başlıca gailesi - veya fobisi - oldu...
  • Bush yönetimi saldırıyı ABD'ye karşı direkt bir tehdit olarak görerek, bir dizi radikal karar aldı. İçte, güvenlik nedenini öne sürerek, özgürlükleri kıstı, yeni bir vatanperverlik kampanyası başlattı... Dış ilişkilerde ise, terör sorununu yeni stratejinin belirleyici unsuru haline getirdi. Bush'un "Ya bizimlesiniz, veya değilseniz, karşımızda sayılırsınız" şeklindeki uyarısı, yeni politikaya yön verdi...
  • Başkan Bush bu tutumu bir "doktrin"e dönüştürdü. Artık ABD gerektiğinde "önleyici vuruş" hakkını kullanacak, dünyanın neresinde olursa, terör odağı saydığı ülkelere - gene gerekli gördüğünde - "tek yanlı" müdahale edecekti...
  • ABD bu çerçevede başta Afganistan'ı vurdu. "El Kaide"nin, hatta bizzat Bin Ladin'in bu ülkede üslendiğini öne süren Washington, böylece "uluslararası terörizm"e karşı ilk savaşı burada açmış oldu... Bunu Irak operasyonu izledi. Gerçi Bush başta Saddam'a karşı savaş için esas çeşitli gerekçeler gösterdi; ama esas müdahale nedenini, gene "uluslararası terörizm tehdidi" ile irtibatlandırdı...

  • * * *
    11 Eylül saldırısı ve bunun ABD siyasetine yansımaları, ABD'de olduğu kadar, dünyada da çok şey değiştirdi. Bu değişiklikte en önemli etken de, ABD'nin dünyanın tek ve en güçlü süper devleti olarak, yeni davranışlarıdır.
  • Başta 11 Eylül faciası, bütün dünyayı ABD'nin etrafında toplamıştı. "Le Monde"un "Bugün Hepimiz Amerikalıyız" manşeti, bu havayı yansıtıyordu. Ancak zamanla, Bush yönetiminin geliştirdiği yeni strateji sonunda, Batı Avrupa (özellikle Fransa - Almanya ekseni) ABD'den uzaklaşmaya başladı. Bu "Transatlantik kriz"e kadar gitti...
  • ABD'nin özellikle Irak'ı vurmasından sonra, Bush'un terörle ilgili argümanları, İslam dünyasında rahatsızlık, hatta kızgınlık yarattı. Anti - Amerikanizm küresel boyutlar aldı...
  • Bin Ladin yakalanamadığı gibi, "El Kaide" de, saf dışı edilemedi. Aksine bu örgüt, dünya çapında yayıldı ve direkt ya da dolaylı olarak pek çok eylem gerçekleştirdi. Yani "uluslararası terör tehdidi" (sadece ABD için değil bütün dünya için) azalacağına büyüdü...

  • * * *
    SINIRLI köşemizde listeyi daha uzatmadan, sonuca gelelim:
    11 Eylül gerçekten çok şey değiştirdi. Çoğu da maalesef olumsuz yönde... Üstelik 11 Eylül artık sadece ABD'nin değil, bütün dünyanın sorunu oldu. (Kuzey Osetya'daki saldırıya "Rusya'nın 11 Eylül"ü denmesi boşuna değil.) Bu nedenle soruna "bütün dünya"nın el ele vererek çözüm araması gerekiyor.

    skohen@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Dünya nereye, biz nereye?
    DÜNYANIN en önemli dergilerinden biri olan Fo...
    Çetin ALTAN
    İlahi Tayyip Bey, sen çok yaşa e mi...
    HAVALAR serinlemeye başladı gibi; meteoroloji...
    Melih AŞIK
    Rektör davası
    İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğ...
    Fikret BİLA
    Türkmen'in adı yok
    Türkmen kenti Telafer'den haberler kötü...
    Hasan CEMAL
    İntihal!
    Bu belki de gecikmiş bir yazı. İstanbul Ünive...
    Güneri CIVAOĞLU
    AB'ye mayın
    Zina tartışmasında "bin akıllının çıkaramayac...
    Can DÜNDAR
    Milliyetçiliğin sonbaharı
    Geçen akşam Londra'dan gelen bir arkadaşımla ...
    Abbas GÜÇLÜ
    Okullar açılıyor ama...
    Okulların açılması eskiden güle oynaya karşıl...
    Sami KOHEN
    Dünyayı değiştiren gün...
    BUGÜN tarihin en büyük terör saldırısı olan A...
    Mehmet Y. YILMAZ
    Hocanın vurduğu yerde gül biter (!)
    Bazı kadın haltercilerin "cinsel taciz" iddia...
    Meliha OKUR
    Türkiye... 'Yeni Arjantin mi?'
    Slogan belli:" Eşitlikçi, adaletçi, özgürlükç...
    Hasan PULUR
    Yolsuzluk, rektör ve balık-ekmek...
    İNANIYOR musunuz?
    Derya SAZAK
    Zehirli variller
    İskenderun Körfezi'nde çürümeye terk edilen İ...
    Meral TAMER
    Fahrenheit 9/11 ve Bush'un şansı
    ABD'nin Irak'ı işgali sırasında Başkan Bush'u...
    Tamer HEPER
    Genel kurul kararı var mı?
    Bir okuyucum var, kooperatifzede. Kendisi eme...
    Güngör URAS
    Bu rüzgar (en az) yıl sonuna kadar devam eder
    İthalat rüzgârı (en az) yıl sonuna kadar deva...
    M. Ali BİRAND
    Bizler kendi adaletimizi istiyoruz
    Adalet Bakanı Cemil Çiçek hepimizin bildiği a...

    © 2004 Milliyet