|
Yolsuzluk, rektör ve balık-ekmek...
İNANIYOR musunuz?
Neye?
Mesela, yolsuzluklarla, hırsızlıklarla mücadele edilip temiz topluma kavuşacağımıza...
Biz inanmıyoruz.
Hani, hocayı yağmur duası için köye çağırmışlar, en yüksek tepeye çıkıp dua etmişler, dönüşte yağmur bekleyen köylü, hocaya çatmış:
"Hani yağmur yağacaktı, senin duan da beş para etmez!"
Hoca, adamları terslemiş:
"Siz benim duama inanmadınız ki, inansaydınız, yanınıza şemsiye alırdınız!"
Onun için, biz bu gibi laflara hiç inanmıyoruz.
***
EĞER "Yapacağız, keseceğiz, asacağız, kökünü kurutacağız!" diye nutuk atanlara inansaydık, onlar, Anayasa'nın 129. maddesinin son fıkrasını çoktan değiştirmiş olurlardı.
129. maddenin son fıkrası şu:
"Memurlar ve kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan ötürü ceza kovuşturması açılması kanunla belirtilen istisnalar dışında, kanunun gösterdiği idari merciin iznine bağlıdır."
Sorun bakalım müfettişlere, böyle bir izin alabiliyorlar mı?
Kaç izin alınmış, kaç izin alınmamış?..
Bırakın kavuşturmayı, ifade bile alamıyorlar, çağırıyorlar, adam gelmiyor.
Yolsuzlukla mücadele edeceğim diyenler önce bu Anayasa maddesini değiştirirler.
Ama Avrupa isteyince haddelerine mi düşmüş Anayasa'yı değiştirmemek; hele amaç, askerin ülke yönetimindeki etkinliğini azaltmak ise...
***
ŞİMDİ siz, İstanbul Üniversitesi Rektörü Alemdaroğlu için YÖK'ün aldığı kararın hukuki ve tarafsız bir karar olduğuna inanıyor musunuz?
Biz inanmıyoruz!
Peki, nedir işin aslı?
Kuzu, derenin alt tarafında su içiyormuş, kurt derenin başında bağırmış:
"Benim suyumu bulandırıyorsun!"
"Aman kurt amca, sen suyun başındasın, ben senin suyunu nasıl bulandırırım?"
"Ben onu bunu anlamam!"
Çünkü kurt, kuzuyu yemeyi kafasına koymuş...
Kurt kim, kuzu kim?
Bunu da siz tartışıp, yakıştırın!
***
İSKENDERUN'da zehir yüklü gemi battı, şimdi kıyamet kopuyor. Boşuna! Ne yapsalar bizi inandıramazlar.
Bu gemi 4.5 yıldan beri orada yatıyor, kimse, sivil toplum kuruluşları, "yeşiller" dışında, sesini çıkarmamış, şimdi veryansın...
Siz inanıyor musunuz?
Biz inanmıyoruz.
***
EMİNÖNÜ'nde "balık - ekmekçiler" hem tarihi dokuyu kirlettikleri hem de sağlığa aykırı oldukları için yasaklanmış...
İnanıyor musunuz?
Eminönü'ndeki üç beş sandal tarihi dokuyu bozuyorsa, Boğaziçi'ndeki o tekne lokantalar tarihi dokuyu düzeltiyor mu?
Sağlık derseniz, Eminönü'ndeki adam, balığı kızartıp, ekmek içine koyup veriyor.
Ya Boğaziçi'ndekiler?
Tabağı, çanağı, bardağı, hangi suda yıkayıp temizliyorlar?
Bütün çöpleri, yemek artıklarını denize döktükleri de caba...
Şimdi siz, Eminönü'ndeki "balık - ekmekçiler"in tarihi doku, sağlık gerekçeleriyle kaldırıldığına inanıyor musunuz?
***
İNANMAMAK bir özgürlüktür, biz de bu hakkımızı kullanıyoruz. Oh, başımız rahat!
Size de tavsiye ederiz.
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|