|
Fahrenheit 9/11 ve Bush'un şansı
ABD'nin Irak'ı işgali sırasında Başkan Bush'un yakın çevresinde yer alan Savunma Bakan Yardımcısı, neoconların teorisyeni Paul Wolfowitz, ince tarağını mızıka gibi 2 kez ağzına sokup tükürüğüyle ıslatıyor ve saçlarını tarıyor! Karşısında duran yardımcısı, sonucu beğenmemiş olacak ki, 2 parmağını kendi ağzına sokup tükürüğüyle ıslattıktan sonra Wolfowitz'in saçını düzeltiyor. Televizyon çekimi için istenen sonuç hâlâ elde edilememiş olmalı ki, bu kez Wolfowitz, kendi avucuna tükürüp saçlarını sıvazlıyor!
Anlattıklarım rüya falan değil, herhangi bir abartma da yok. Michael Moore'un Cannes Film Festivali'nde büyük ödülü alan filmi Fahrenheit 9 / 11'in ilk sahneleri...
Bush yönetimine karşı en çarpıcı muhalefeti, halkın anlayacağı dilden yapabilen usta belgeselci Michael Moore'un aylardır merak ettiğim filmini, önceki akşam CNN Türk'ün özel galasında izledim. Filmden tokat yemiş gibi çıktıktan sonra Feriye sinemasının denize nazır eşsiz kafesinde biraz soluklanıp, sakinleşebildik.
Yakıcı bir film
Yaman bir belgeselci Moore. Hem de usta bir gazeteci ve televizyoncu. Mizahı da her fırsatta kullanarak müthiş yakıcı bir film yapmış. Bush'un hileli bir seçimle iktidara gelmesinden 11 Eylül'e, baba - oğul Bush'ların Suudilerle petrol odaklı iş ilişkilerinden Başkan Yardımcısı Dick Cheney'in Halliburton bağlantılarına, Irak'ı işgal için bahane edilen kimyasal silah yalanından, Başkan olduktan sonra Bush'un askerlik kayıtlarından silinen bir ismin şaşırtıcı rolüne... Bush yönetimini yerden yere vuran, tepeden tırnağa muhalif bir gösteri. Yer yer kahkahalarla gülüyorsunuz, yer yer ağlamamak için kendinizi zor tutuyorsunuz, ama film boyunca bende hakim duygu şu oldu:
Bush yönetimi, tüm dünyanın gözünün içine baka baka bu kadar yalanı nasıl söyleyebildi? O güne kadar aklı başında bildiğimiz çevremizdeki pek çok insan, bu yalanlara nasıl kanıp, "savaşa hayır" diyenleri küçümseyebildi? Koskoca bir dünya, gerçekle alakası olmadığını bile bile bu yalanı nasıl kabullenebildi?
Dünyanın tercihi Kerry
Maryland Üniversitesi'ne bağlı Uluslararası Politika Hareketleri PIPA ile GlobeScan'ın yaptığı son araştırma, dünyanın aslında bu yalanı kabullenmediğini gösteriyor. Son 2 ayda 35 ülkeden 34 bin 300 kişiyle görüşülerek gerçekleştirilen araştırmaya göre 35 ülkeden 30'unun oyu Kerry'ye. ABD'nin geleneksel dostları kesinlikle Kerry'ye destek verirken; sadece Filipinler, Polonya ve Nijeryalılar Bush'u destekliyor. Hindistan ve Tayland ise ikiye bölünmüş durumda.
35 ülkenin ortalaması alındığında, görüşlerine başvurulanların % 46'sı John Kerry'yi tercih ederken, Bush'un yeniden seçilmesini isteyenlerin oranı yarından bile daha az (% 20). Eğitim düzeyi ve gelir seviyesi yüksek olan ülkelerde Kerry'e verilen destek daha da artıyor. Sol üstteki grafikte de görebileceğiniz gibi Kerry'ye en yoğun destek (% 74) Norveçliler ve Almanlardan geliyor. Norveçlilerin ancak % 7'si, Almanların ise % 10'u Bush'un yeniden seçilmesinden yana ancak bu ilginç rakamlar, yer darlığı nedeniyle grafiğimizde yer alamıyor.
Film ters teper mi?
GlobeScan'ın Türkiye'deki ortağı Yöntem Araştırma'nın gönderdiği verilere PIPA'nın direktörü Steven Kull'un yorumu da eklenmiş: "Her 5 kişiden sadece 1'i Bush'un tekrar seçilmesini istiyor. Eğer ABD başkanını dünya kamuoyu seçiyor olsaydı, Kerry kazanırdı."
Ünlü caz piyanistimiz Kerem Görsev ise CNN Türk'ün özel galasında Fahrenheit 9 / 11'i izledikten sonra Kerry için endişeye kapılanlardan. Görsev'e göre "Moore'un filmi Bush'u her cepheden öylesine vuruyor ki, bir noktadan sonra ters tepip Bush'a yarayabilir."
Başkanlık seçimleriyle ilgili kamuoyu yoklamalarında son 2 haftadır Bush'un yeniden Kerry'nin önüne geçmesi ve arayı açmakta olması, Görsev'in tezini mi doğruluyor, Kerry'nin beceriksizliğini mi gösteriyor bilemiyorum. Bildiğim bir şey var: Önümüzdeki 1,5 ayda bir sürpriz olmazsa, Kerry hepimizi üzebilir.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|