Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 13 Eylül 2004 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
'Annem biliyor, komşulara söylemiyor'

Çıplak modellik yapıyor. Erkek. İlk kez soyunduğunda ne hissetti? Orada çırılçıplak ve hareketsiz dururken neler düşünüyor? En çok ne zaman utandı? Arkadaşım olduğu için anlattı. Ben de yazdım


Tatilde, birkaç şezlong ötemizde bir kadın üstsüz güneşleniyordu. 25-26 yaşlarında. Yanında da erkek arkadaşı vardı. Büyük ihtimalle de yeni, taze bir erkek arkadaş... Kadının eli sürekli saçındaydı, boynundaydı; kulağını tutuyor, iki saniye sonra güneş gözlüğünü saçlarına takıyor, sonra boynunu tutup, tekrar güneş gözlüğünü gözüne indiriyordu
Nasıl bir faaliyet!
Herhalde anladınız: Kadınlar kollarını yukarı kaldırdıklarında göğüsleri daha dik ve güzel görünür. Kadın da tam bunu yapıyordu ama dikkat çekecek kadar sıklıkla... Göğüsleri güzel gözüksün diye... Ki güzeldi aslında. Ama işte onun -üstsüz güneşleniyor olmasına rağmen- derdi vardı bu çıplaklıkla.
Çoğumuzun çıplaklıkla; kendi çıplaklığımızla ve başkalarının çıplaklığıyla çok da barışık olduğumuz söylenemez. Başkalarının çıplaklığından ne istiyoruz, onunla derdimiz ne; bilemem. Ama kendi çıplaklığımız hususunda... Basit aslında. Utanıyoruz. Bize ha bire ideal diye dayatılan bazı vücutların bombardımanı altında, kendi çıplak bedenimizi hep biraz eksik buluyoruz, beğenmiyoruz, onunla barışamıyoruz vesaire vesaire...
Çıplak modellerin "Çıplağız diye mi bizi adamdan saymıyorlar" dediğini okuyunca... Çıplak modellik yapan bir erkek, arkadaşım olduğu için anlattı. Ben de yazdım.

"Bornozla platforma çıktım, tek tek herkesin yüzüne baktım, soyundum"
Çıplak modeller memur statüsünde çalışmak istiyormuş. Sen de istiyor musun memur olmak?
Maaşlar düşüyor galiba o zaman. Şimdi asistanlarla aşağı yukarı aynı maaşı alıyoruz ama biz günde üç saat çalışıyoruz. Sabah 9.00, öğle 12.00 çalışıyoruz; 1 milyar falan alıyoruz. Ama bunun da bir dezavantajı var. Yazın maaş almıyoruz. O ikisi karşılaştırıldığında hangisi daha avantajlıysa ben onu istiyorum. Ama bu benim uzun süre yapmayı düşünmediğim bir iş. Elbette modellik çok kıymetli, öğretici bir şey ama ben bu işi meslek gibi değil, bir süre para kazanmak için yapıyorum. Ama severek yapıyorum...

İlk kez soyunup orada durduğunda ne hissettin?
Soyunma anına kadar bir gerginlik yaşamadım. Sonra bana soyunacağım kabini gösterdiler. O zaman biraz heyecanlandım. Ama mekan çok uygun. İnsanlar şövalelerinin başındalar, resim yapmaya hazırlar. Bir platform var, onun üzerine çıkıyorsun. Film seti gibi. Ben de soyundum, üstüme bornozumu giydim, o platforma doğru yürüdüm. Sahneye çıkar gibi, kameraların önüne çıkar gibi... Tek tek herkesin yüzüne baktım ve bornozu çıkardım.

"Benimle hiç konuşmayanlar da var, bana hayran olanlar da var"
Aralarda ne oluyor? Gelip seninle konuşuyorlar mı?
Konuşan da var, konuşmayan da var. Çekingenlikten konuşmayan var, bir de snobluktan konuşmayanlar var. Hayran olanlar da var. "Vücudun çok güzel" falan diyorlar.

Türkiye'de bir dolu insanın çıplaklıkla derdi var. İhtimal, öğrenciler arasında da vardır böyleleri. Onları tanıyor musun; bakışlarından, davranışlarından...
Algılıyorum tabii. Onlar mutlaka bir yerden gerginlik çıkarıyor. Bir keresinde bir oğlan... Bakışından anlaşılıyor, erotize oluyor bana baktığında. Tahrik oluyor demiyorum ama bedenimi erotik buluyor. Bundan dolayı da bana başka başka sebeplerden gıcıklık yapıyor. "Üç dakika erken bıraktın" diyor. Hesaplamış! Arıza çıkarıyor. Var böyleleri.

"Yanımdan geçenlerin çıkardığı esinti buz kütlesi gibi çarpıyor, acıtıyor"
Ya çevrende? Yani bu işi yaptığını öğrenenlerin tepkileri nasıl? Ailen biliyor mu mesela?
Ailem biliyor. Bir dertleri varsa bile kendileri baş ediyorlar bununla. Komşulara söylemiyorlardır herhalde. Onun dışında arkadaşlarımla bir sorun yok. Sana, neredeyse ilk tanıştığımızda söyledim. Bir derdin oldu mu bununla? Yok. Ama tabii ev ararken emlakçıya, ev sahibine, kapıcıya söylemiyorum. Bakkal da bilmiyor.

Ne kadar süre hareketsiz durabiliyorsun?
Yarım saat. Ayakta pozlarda yarım saat de duramıyorum. Çok zor bir şey. İdeali 20 dakika yapıp, 5 dakika ara vermek. Ben de resim yaptığım için oradan biliyorum.

Sen hiç çıplak modelle çalıştın mı?
Çalıştım. Ben hiç modellik yapmamıştım o zaman. Her iki tarafta da bulundum yani. Ben mesela resim yaparken modeli çıplak bir insan gibi değil, bir form olarak algılamıştım.

Bu kadar uzun süre hareketsiz durunca üşür insan, değil mi?
Çok üşüyorsun. Kan dolaşımın yavaşlıyor. O zaman küçük bir hareketi bile çok büyük algılıyorsun. Biri yanından geçerken çıkardığı esintiyi çok ciddi bir soğuk olarak algılıyorsun. Buz kütlesi gibi çarpıyor. Canın acıyor.

"Erotik şeyler düşünmüyorum çünkü vücudum tepki verir"
Poz verirken sen ne yapıyorsun? Resmini, heykelini yapanları mı izliyorsun, bir şeyler mi düşünüyorsun?
Pozisyonum müsaitse ben de onları izliyorum tabii. Bazen uyukluyorum.

Böyle boş zamanlarda insan illa ki sevgilisini düşünür.
Yok, etkileneceğim şeyleri düşünmüyorum. O tip bir şey gelirse aklıma savuşturuyorum. Etkilenirsem bedenim tepki verir çünkü.

Ereksiyon? Hiç başına geldi mi?
Gelir gibi olduğu oldu. Birdenbire... Zihnimden geçen bir hatıra yüzünden. Baktım durum fena. O zaman duvardaki resimlere baktım. Burhan Uygur'un bir resminin fotokopisi vardı. Onu seçtim kendime. "Burhan Uygur, Burhan Uygur, Burhan Uygur" diye adını tekrarlayıp durdum. Ondan sonra da ne zaman aklıma erotik bir şey gelse "Burhan Uygur" diyorum. Kimisi "Annem ölüyor, annem ölsün" falan der. Benim de bir Burhan Uygur'um var.

İran, İspanya... Türkiye? Örtülü mü, nasıl örtülü?
Bir tarafta İran var; kadınlara kıyafet kısıtlaması getirmekle kalmayıp cansız mankenlerin bile örtünmesini isteyen: "İran'da polis 'vücudunun kıvrımlarını açığa çıkaran' örtünmemiş cansız mankenler ve kadın iç çamaşırlarının vitrinlerde sergilenmesini yasakladı" (Milliyet, 1 Eylül).
Ve bu yasağın gazetelere yansıdığı gün nethaber.com'da ise İspanya'nın Barselona kentinde bir yasağın kaldırılışının haberi var: "Barselona Belediyesi sokakta çırılçıplak dolaşmayı serbest bıraktı. Belediye bu kararın vatandaşların isteği ve desteği üzerine alındığını belirtti."
Cinslerin "kamusal alan" denilen yerde bir arada bulunmasının yöntemi ülkeden ülkeye değişiyor. Kimi ülkede kadının mümkünse ortalıkta çok az gözükmesi ve gözüktüğünde de görünmemesi, hatta onları hatırlatan cansız mankenlerin bile çıplak görünmemesi isteniyor.
Kimi ülkede ise iktidar "İsteyen çırılçıplak dolaşabilir" diyor. Hatta Londra'da Oxford Caddesi üzerinde bulunan Plaza Alışveriş Merkezi bazı gecelerini çıplaklara ayırıyor. Çırılçıplak alışveriş yapabilsinler diye...
Türkiye'de?
Aslında Türkiye'deki tüm egemen güçler cinslerin kamusal alanda bir arada bulunmasını istiyor. Yani hükümet de bunu istiyor, cumhurbaşkanı da, askerler de...
Ama işte bunun yöntemi bir türlü bulunamıyor. Örtülü mü? Nasıl örtülü?


"Bedenimle derdim var sanıyordum. O kadar da kompleksli değilmişim. Çoğunu uydurmuşum"

Şimdi bir şey soracağım... Ama nasıl soracağım?
Sor canım, saçmalama.

Tamam. Hani "Ally McBeal"in bir bölümünde heykel dersine girerler de çıplak modelin penisi karşısında hayrete düşerler ya... Erkeklerin böyle bir derdi, kompleksi olduğu söylenir hep. Yani modellik yapan erkeklerin...
Anladım. Evet, çıplak modellik yapan erkeklerin hepsinin cinsel organı ortalamanın üstündedir. Yoksa bu işi yapmazlar zaten. Ama benim ondan ziyade; göbeğim mi çıktı, omzum mu dar gibi dertlerim var. Gerçi ben çok kompleksli olduğumu, bedenimle dertli olduğumu düşünüyordum; o kadar değilmişim. Çoğunu uydurmuşum. Yine de göbeğim...

Senin göbeğin yok ki!
Ne bileyim, göbeğimle ilgili bir derdim var. Bakalım, çözeceğiz inşallah bu sorunu terapistimle.

Peki sivilce çıktı falan diye de takıyor musun?
Sivilceyi değil de Cildim hassas benim. Bir keresinde boynumda iz vardı. Morarmış. Sabah kalktığımda fark ettim. O zaman çok utanmıştım. Saçımla falan örtmeye çalıştım poz verirken ama... Herkes gördü tabii.

"Elbiseler değerlendikçe insanlık değersizleşir"

Türk nüdistlerin (çıplakların) bir internet sitesi var. Meraklısına, bilgi babında: Türk Nüdist ve Naturistler Grubu (www.tnng.org).
Diyorlar ki "Eğer giyinmek sizin için güzel görünmekse; unutmayın, teniniz kadar güzel bir giysiyi henüz hiçbir terzi dikemedi." Bir de diyorlar ki "Elbiseler değerlendikçe insanlık değersizleşir." Çıplaklığın felsefesini yapıyorlar. Çırılçıplak dolaşılabilen bir sürü yer ve çırılçıplak yapılabilecek bir sürü aktivite de var bu sitede.

tubakyol@yahoo.com



CUMARTESİ
"İyi bir oyun bize penaltı kurtarmak gibi haz verir"
"Ben modern bir çöpçatanım"
Bici bici, macun, taş kadayıf
Okula iki gün var
Artık her pazar antika günü olacak
İstanbul'da tasarım sokakları
80'li yılların efsane "zehir"i geri döndü
10 gün boyunca evde, sahnede, kilisede Bach
Renklerin dünyası
"Biz dev bir sirk müziği topluluğuyuz"
Hem kışlıklara hem de yazlıklara ihtiyacınız olacak
Duygular
ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI
Mimarlar vadi için yarıştı





Donatella Piatti
Sarıkız''ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç URAL

© 2004 Milliyet