Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 13 Eylül 2004 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Ders-sevmez Hamdi


Bu hafta okullar açılıyor; aklıma hemen MİÇO'nun en sevilen çizgi kahramanı Ders-sevmez Hamdi'yle çalışkan arkadaşı Ayşe geldi. Hamdi'nin ilk kitabının birinci öyküsü, okula gitmemek için bir türlü yatağından çıkamayan Hamdi'yle babası arasındaki sürtüşmeyi anlatır. Hamdi yatağında horul horul uyumakta, babası da başucunda konuşmaktadır: "Sana kötü bir haberim var, oğlum! Bugün 13 Eylül Pazartesi ve okula gideceksin!" Hamdi uyumasını sürdürünce babası tekerlekli karyolasından tutar, karyolayı çekicinin ucuna bağlar ve Hamdi'yi okula götürür. Hamdi uykusundan uyanır ve bütün gördüklerinin bir kâbus olduğunu anlar. Üstelik başucunda duran takvim de 12 Eylül'ü göstermektedir. Tekrar yatağına yatar, uykuya dalmadan önce kendi kendine şöyle söyler: "Yarın bu yaşadıklarımı arkadaşlarıma bir anı olarak anlatacağım."

***

Dünya çocuk edebiyatında okul, öğrenci, öğretmen ilişkilerini anlatan pek çok ürün vardır. Bunların bazıları, bizde olduğu gibi öylesine etkindir ki, değil öğrencilik yaşamı, bir ömür boyu çocukların dünyasını kucaklar. Bu küçük çocuklar kocaman babalar olduklarında bile bıkmadan usanmadan çevrelerindeki insanlara okul anılarını, onları etkileyen bu gülmece ağırlıklı kitapları ve kahramanlarını anlatırlar. Çünkü herkes kendisini, az da olsa bu kitaplardaki kahramanlardan biri olarak bulur. Hep, öğretmenler sıfırcı, öğrenciler de tembel ve çalışkan olarak ikiye ayrılır. Veliler işin başka bir yanı.
Fransız çocuklar için geçmişte "Küçük Nicole'ün Serüvenleri", Avusturyalı çocuklar için Nöstlinger'in "Mini'nin Serüvenleri", Alman çocukları için Erich Kastner'in "Uçan Okul"u, bizde de "Hababam Sınıfı"... Örnekler daha da çoğaltılabilir; ama şu bir gerçektir ki, insan yaşamının en eğlenceli, en sevgi dolu, coşkulu zamanları öğrencilik yıllarıdır.
Ders-sevmez Hamdi, çizer Bernard Godi ile yazar Zidrow'nun yarattıkları ünlü "Kopyacılar Kralı" bir karakter. Fransa'da ve tüm dünyada çocuklar tarafından öylesine büyük ilgi görmüş ki, yalnızca Fransa'da kitapları 2 milyonun üzerinde bir satışa ulaşmış.
Doğrusunu isterseniz, Ders-sevmez Hamdi'nin bizdeki şöhreti de Fransa'dan aşağı kalmaz.
Miço dergisi okurlarının hepsi onu çok iyi tanıyorlar. Bugün bir okula gittiğinizde duvar gazetesinde, yemekhane kapısında Ders-sevmez Hamdi resmine rastlamanız kaçınılmaz.

***

Ayrıca Zidrow ile Godi'nin "Küçük Kral" adlı bir dizisi daha var. Daha çok 7 yaş ve üstü çocuklar için hazırlanmış bu dizi de oldukça eğlenceli. Düşler dünyasında gezen, günümüzde yaşayan küçük bir kralın serüvenlerini anlatıyor.

***

Hamdi'nin en büyük özelliği çarpım tablosunu bir türlü ezberleyememiş olması. Aslında yazar, ezberciliğe dayanan eğitim sistemini Hamdi'nin gözüyle eleştiriyor. İşin doğrusunu söylemek gerekirse, Zidrow da günümüz çocuklarını anlatırken, kendi çocukluğundaki sorunları günümüze taşımış. Bugün Fransa'da çocuklara çarpım tablosunun ezberletildiğini sanmıyorum. Çünkü artık çocuklar sınavlarda hesap makinesi kullanıyor, karekökü hesap makinesiyle alıyorlar.
Yazar, bana göre günümüz çocuklarını ve teknolojiyle değişen yaşamlarını öyle pek de yakından tanıyormuş gibi gelmiyor. Ama yine de çocuklara ve onların sorunlarına öylesine akılcı yaklaşıyor ki, onları yakalamasını biliyor.
Günümüz Fransız çocuk edebiyatının bu ünlü çizgi romanında çocukların hiç cep telefonu olmaması, sınıfta hiç bilgisayar kullanmamaları, öylesine insanı şaşırtıyor ki, kitapların ilk baskılarının 1997'de yapıldığını bilmesem eskiliğine vereceğim. Ama doğrusunu isterseniz bizim çocuklarımızın bilgi çağında teknolojiye bu kadar yatkınlıkları; bilgisayar, cep telefonları, bilgisayar oyunları konusunda bu kadar becerikli olmaları beni mutluluktan uçuruyor.

yural@milliyet.com.tr



CUMARTESİ
"İyi bir oyun bize penaltı kurtarmak gibi haz verir"
"Ben modern bir çöpçatanım"
Bici bici, macun, taş kadayıf
Okula iki gün var
Artık her pazar antika günü olacak
İstanbul'da tasarım sokakları
80'li yılların efsane "zehir"i geri döndü
10 gün boyunca evde, sahnede, kilisede Bach
Renklerin dünyası
"Biz dev bir sirk müziği topluluğuyuz"
Hem kışlıklara hem de yazlıklara ihtiyacınız olacak
Duygular
ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI
Mimarlar vadi için yarıştı





Donatella Piatti
Sarıkız''ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç URAL

© 2004 Milliyet