Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 13 Eylül 2004 / Pazartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
12 Eylül'den 12 anı

Sokak / AHMET TULGAR

Kurmay ve Postacı ile acaba sonraki yıllarda otobüse, dolmuşa binmiş miyimdir? Birgün, bir yerde beni görüp göz bantlarının, kanlı göz bağlarının koyu karanlığına minnet duymuşlar mıdır? Kurmay, habire kadın polislere açık saçık şakalar yapardı, sorgu odasıyla hücrelerin bulunduğu bodrum katı arasındaki mesafede bize şiddetli bir kılavuzluk yaparken. Postacı ise iki lafın arasında suratımıza üflerdi. Tik miydi, hakaret mi? Kendince.
  • Yazko, 80'lerin başında çok etkin olan yazarlar kooperatifiydi. Küçük, güzel kitaplar çıkarırdı. Taksim Sanat Evi'nde, şimdi bar olan bir bodrumda, "Yazko Sanat Günleri" düzenlenmişti. Ya 1981, ya 82'ydi. Bütün solcular, dışarıda kalanlar tabii, oradaydı. "Selvi Boylum Al Yazmalım" filminin gösteriminin bile bir siyasi eylem, bir demokratikleşme faaliyeti olarak algılanabileceğini tasavvur edebilir misiniz?
  • Murat Belge, 1982'de Günaydın Gazetesi'nin ekinde çizgi roman karelerine yazdığı balonlarla arabeskin tarihini tefrika ederek muhalif ve rasyonel bir söylemi popüler alanda, popüler olarak gündemde tutmayı denemişti. Kesip saklamıştık bu diziyi.
  • AKM'de bir tiyatro gösterisi öncesinde, fuayede Kürşat Başar ve Zeynep Sayın ile sohbet ediyorduk. Birden bir şiir geldi ortama, mevzuyu değiştirdi. Can Yücel'in daha uzun yıllar kağıt üzerine aktaramayacağı yeni şiiri tam o dakikalarda şifahen yayımlanmaya başlanmıştı. Kısık sesle, kulaktan kulağa aktarıyorduk, iletiyorduk: "Kabaramazsın Kel Fatma, Atan güzel sen çirkin."
  • 1984'te Milliyet Gazetesi, okurlarına bir hafta, 10 gün kadar sayfalarında bilgisayar öğretmişti. Bir de karton katlama bilgisayar vermişti dizinin başında. Dizinin sonunda ise sınav soruları yayımlandı. Soruları doğru cevaplayanlara sertifika gönderilecekti. Bana da geldi, cezaevine, koğuşa adıma düzenlenmiş bir bilgisayar kullanıcısı sertifikası. Oysa ancak üç yıl sonra ilk kez bir bilgisayarın tuşlarına dokunacaktım.
  • Cumhuriyet Gazetesi, 12 Eylül'den sonraki birkaç yıl askeri cezaevlerine sokulmadı. Tam 1984'te serbest bırakılmıştı ki, Nikaragua yazı dizisi başladı. Cumhuriyet, yine alelacele yasaklandı cezaevinde.
  • Hücrede belli bir süre kaldıktan sonra zamanın akışını ölçebilmek ya da sadece vakit geçirmek için bildiğiniz bütün şarkıları söyleyin. Enstrümantal kısımlar olmayınca yaklaşık iki dakika sürer bir şarkı. 45 şarkılık bir repertuvar bir buçuk saat demektir.
  • Karavanadaki sabah çorbası dökülür. Karavana yıkanır. Dışı sabunla sıvanır. İçine su, yağ, domates, sucuk, maydonoz konur. Süt kutuları tutuşturulunca uzun süre yandıkları için ocak görevi yapacaktır. Ziyaret günlerinin ertesinde yapılan sucuk yemeği 10 dakika içinde kahvaltı için hazırdır. Karavanın dışının neden sabunla sıvandığını merak ederseniz: Çünkü böylelikle suya tutunca is hemen akıp gidecektir.
  • Gece sokağa çıkma yasağı belli bir saatte evleri kodese dönüştürürdü. Klostrofobisi olanlar uyuyamaz, sabah beş oldu mu dar atarlardı kendilerini sokağa. Korkularını kamufle etmek, şüphe uyandırmamak için eşofmanla çıkarlar dışarı, koşarlar, spor yapıyor izlenimi verirlerdi askerlere.
  • Hava karardıktan sonra hala sokakta olan yalnız kadınların Taksim Gezi Parkı'nın girişinde topları halka çevrili olarak bekleyen bir dizi tankın arasında kayboldukları, evlerine ancak gece sokağa çıkma yasağı süresi dolduğunda gelebildikleri anlatılırdı.
  • O sıralar işkencehanelerin bir "top ten" listesi olduğu söylenebilirdi. İşkence sırasında çalınan şarkılar sıralamasında hep Müşerref Akay'ın "Türkiyem"i zirvedeydi. İkinci sırayı ise "Bir mumdur, iki mumdur" alırdı.
  • 12 Eylül darbesinin profesyonel vokalisti Mesut Mertcan, 1984 ilkbaharının sonunda bir TRT ekibiyle gelip Metris Cezaevi'nde Ölüm Orucu'nun bir belgeselini çekmişti. Tutuklular, soruları cevaplamaya zorlanmışlar, zorlamalara sloganla karşılık vermişlerdi? O belgesel, o gün çekilenler hangi arşivdedir şimdi?





  • YAŞAM
    12 Eylül'den 12 anı
    'Kavgacı' Bruce Lee barış simgesi oldu!
    Anneleri, gözleri önünde öldürüldü
    Defalarca laf atana 2 yıl hapis cezası
    'Eski yöntemle' yeni cipi çaldılar
    Korucu işgalini jandarma bitirdi
    'Biz polisiz' çetesi polise yakalandı
    Azmedip başardı, fabrika sahibi oldu
    'The Gate' artık sanal ortamda
    Prens Charles, annesini üzüyor
    22 çocuğa tecavüz ettiler
    Kısa... Kısa...






    © 2004 Milliyet