|
Lale Devri'nde işsizlik
Türkiye ekonomisi yılın ikinci çeyreğinde yüzde 14.4 büyüme oranıyla, 2004 için öngörülen yüzde 5.7'nin üzerine çıkabilecek bir yükselme grafiği yakaladı. Yüksek büyümenin önümüzdeki aylarda da sürmesi halinde yıl sonunda yüzde 9 - 10'lar gibi rakamlarla Çin'e özgü rekorların kırılması olası.
2004 rekorlar yılı 'hormonlu gıda' gibi; ithalatta, cari açıkta da rakamlar hayli şişkin.
Böyle zamanlarda pembe düşler görmeyi, bulutların üzerinde dolaşmayı severiz. Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, kişi başına ulusal gelirin şimdiden 4 bin doları aştığını, satın alma paritesinin yıl sonunda kişi başına 9 - 10 bin dolara çıkabileceğini müjdeledi.
Ancak iktisatçılar, bu göstergelere rağmen ihtiyatı elden bırakmıyorlar.
Çünkü yüzde 10'ları aşan büyümenin sürdürülebilir olmasındaki zorluklar bir yana, ithalattaki patlamanın 10 milyar dolarlık cari açığı 2004 sonunda 15 - 20 milyar dolara yükseltebileceğinden kaygı duyuluyor. Dış borçlanmada sorun olmadığı sürece, 'kriz' beklenmiyor ancak 2000 yazında ekonomide bugünküne benzer 'Lale Devri' yaşanırken aralık ve şubatta iki büyük çöküş yaşandığı unutulmasın.
Enflasyon düştü, faizler iniyor, kur artık dalgalı, döviz patlamaz denilirken bu defa da ithalat şaştı.
IMF'nin sözünden çıkmayan hükümet, 'faiz dışı fazla' hedefini tutturma uğruna harcamalardan kısıp yatırımları sıfırlarken, mali disiplinden doğacak ekonomik faydayı istihdama yönlendirmeyi umuyordu.
Böylece işsizlik sorunu çözülecekti.
Ancak bu senaryo tutmadı, Prof. Seyfettin Gürsel'in deyimiyle 'istihdam dostu olmayan' büyümeyle karşı karşıyayız. Araba ithalatı ve lüks tüketim dışında sanayide kapasite artışını getirecek özel sektör makine teçhizat yatırımları da artıyor. Ancak istihdam artmıyor!
Türkiye ekonomisi yeni bir sorunla karşı karşıya...
2004'ün ikinci çeyreğinde yüzde 14.4 büyüyen ekonominin işgücüne katkısı yok denecek kadar az. Bütün bu kemer sıkmanın, işçilerin, memurların ücretlerini neredeyse dondurmanın sonucunda bu sınıfların gelecek umudu olan yeni iş alanları açılmıyor.
Türkiye gibi genç ve nitelikli işgücüne sahip bir ülkede ekonominin sosyal boyutu göz ardı ediliyor.
100 milyar dolarlık ithalatla yılda 100 bin kişiye bile yeni iş yaratılamıyorsa ekonomide büyümeden değil, 'verimlilik artışı'ndan söz edilir ki o da konjonktüreldir. Rant ekonomisinin toplumun çok sınırlı bir kesimini zenginleştirdiğini atlamayalım.
Türkiye'de işsizlik oranı yüzde 15'lerde. AB'de rekor yüzde 20 ile Polonya'da, gelecekteki AB üyeliğini sosyal uçurumlar zorlayacak.
Lale Devri sona ermeden gerçekleri görelim.
dsazak@milliyet.com.tr
|
|