Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 14 Eylül 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Bu iş olur


Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi yolunda elindekilere bir bakalım. Dengeli bir grup. Çok yükselip alçalmayan bir form grafiği ve kazanma alışkanlığı... Dezavantajlar: Önce fikstür. Başta hepimize gayet uygun görünse de grubun en disiplinli savunma ve orta saha hattına karşı evde başlamak pek hoş değil. Zira Sparta da kazanma alışkanlığı olan bir ekip. Bir beraberliğin ardından 4 maçtır kazanıyorlar, deplasmanda çok gol atıyorlar. Bu Fenerbahçe'nin en zor iç saha maçı. Ve kamuoyunun gözünde asıl dezavantaj. Seyirciyi, yorumcuyu tatmin etmeyen, göze hoş gelmeyen oyun.
Fenerbahçe'nin göze çok hoş gelen futbol oynadığı dönemleri hatırlayın. 103 gollü takımı misal. Belki Denizli'nin Revivo'lu, Rapaiç'li, Baliç'li ekibini de bunlara katabiliriz. O takımların ligde harikalar yaratıp, Avrupa'dan büyük hüsranla dönüşünü. Fenerbahçe artık öyle bir takım değil. Doğrudur, Fenerbahçe taraftarını mest eden geleneksel seyirlik futbolunu oynamıyor. Ama öyle olduğu zaman Avrupa'daki en büyük hayal kırıklıkları yaşandı. Bugün ülkenin en keyif veren takımı Trabzonspor da bu konuda bir örnektir. Türkiye'nin en iyi takımı olarak yere göğe sığdıramadığımız Bordo - Mavililer'in, Şampiyonlar Ligi'nden elenişini iyi incelemek gerekir. En beğendiğimiz takımımızın standart oyun oynayan ortalama bir takıma elenişinin altında bizim teşhişlerimizin yanlışlığı da var.
Fenerbahçe kötü futbol oynamıyor. Bu futbol güzel değil, ama iyi. Sonuç alabilen, az poziyon veren efektif bir oyun. Geçtiğimiz 5 haftada izlediğim takımlar arasında, Fenerbahçe, Galatasaray'la birlikte en az pozisyon veren ekipti. Bu takımı Avrupa'daki en başarılı Fenerbahçe'ye, Lazaroni'nin takımına benzetmek mümkün. Eleştirilen bütün yönleri neredeyse aynı.

Ben yanıldım
Tomas'ın gidişinin, Alex'in transferinin Fenerbahçe'yi yumuşatacağını orta saha kurgusunu zayıflatacağını düşünüyordum. Bunlar, Daum'un 4 - 5 - 1 / 4 -3 - 3 yorumunun ortasını kolay geçilir yapacaktı. Yanıldım. Şimdi Fenerbahçe geçen senekinden çok daha katı bir ekip. Duran topları bir avantaj olarak kullanabilen tek Türk ekibi. Önemli oyuncularını kadroya bile almamasına rağmen maçı lehte bitirmeyi, kendisini sürekli diri tutmasını bilen bir takım. Ben yanıldım. Fenerbahçe keyif vermeyen bir oyun oynamasına rağmen temel futbol gerçeklerinden asla sapmıyor. Yani yapısal tek bir sorunu bile yok. Bu tablo Şampiyonlar Ligi için bana fazlasıyla umut veriyor. Umuyorum bu kez yanılmıyorumdur.

Hakan'ı tartışmak

Türkiye, Hakan Şükür'ü tartışıyor. Hakan da çıkıp sahada cevabını veriyor. Suçlu onu tartışanlar oluyor. Halbuki konu Hakan'sa bolca tartışmak gerekiyor. Hakan'ın varlığı onu tartışanlara bağlı. O da birçok Türk sporcusu gibi kutuplaşmalardan besleniyor. Girdiği her toplulukta Hakan bir taraf. Çoğunlukla huzursuzların lideri. Restleşmeler tersleşmeler onun olduğu her yerde var. Bu bir kişilik özelliği, yermiyorum. Bulunduğu her yerde mutlaka ciddi sorun yaşadığı birileri oldu. Inter'de, Torino'da, Galatasaray'da, özellikle Milli Takım'da. Hatta evinde... Hakan zor bir yıldız. İktidar alanını geniş tutmak isteyen herkesi bağımlı kılmak isteyen, bunu ya da yüksek perfomansı sağlayamadığı zaman çatışan ve bundan beslenip kazanan bir oyuncu. Hakan'dan ne kadar daha yararlanmak istiyorsak o kadar tartışmalıyız. Bu onun dopingi.

Eurosport'un çocukları

Hıncal Abi geçen perşembe Olimpiyat performansını övdüğü Eurosport Türkçe çalışanlarının kendisinde yazdığı bir mektubu yayınladı. 5 spiker kendilerini öven yazara teşekkür ediyorlar. Ve TRT ekibine sallıyorlar. "Cahiller" diyorlar mesela. Onların çok para kazandığını, kendilerinin çok çalışıp kazanamadıklarını söylüyorlar. Bu mektubu yayınlansın diye mi yollamışlar bilmiyorum. Bunun önemi var mı, onu da bilmiyorum. Ama aynı alanda, hatta aynı organizasyonda birlikte yayın yaptıkları meslektaşlarına söylediklerinin anlamını biliyorum. TRT'nin çeşitli yayınlarını ben de eleştirdim. Hepimizin olduğu gibi, hataları çok. Bazen utanç verici de olabiliyor (hepimizinkiler gibi). Ama sınavlardan geçmiş, asla çok para kazanmayan, memuriyetin kelepçelerini kollarında hisseden meslektaşlarınının arkasından böyle konuşmak! Türkiye'de spor basını mükemmelmiş de sadece TRT işini kötü yapıyormuş gibi. Sanki onların sadece geçen cumartesi yayında yaptıkları korkunç hataları bir yazmaya kalksam insan içine çıkmaya yüzleri kalırmış gibi.
Mektubu şöyle bitiriyorlar. "...Bu işte yukarılara tırmanacağımıza inanıyoruz". Bu üslupla ben de çok yükseleceğinizi düşünüyorum. Aslında siz çoktan olmuşsunuz.

mdemirkol@milliyet.com.tr




SPOR
Daum'un zor seçimi
Yarışmak zordur!
'Kuralı öğrensinler'
Soğuk savaş!
Bir telde iki cambaz!
Trabzon'un gözü dışarıda!
Rekor üstüne rekor
Ne olur yardım edin!
Haber turu...
Futbol arenası
Bu iş olur
At yarışları
Avrupa Ligleri
İbrahim'e vize yok





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Fevzi AKSOY
Futbol arenası
Kimsenin artık "ne olacak bu memleketin hali"...
Mehmet DEMİRKOL
Bu iş olur
Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi yolunda elind...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 İstatisliklerle lig
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2004 Milliyet