|
Kız kardeşler koşun haklarınız gidiyor!
Yazımın başlığında "kız kardeş" kelimesi olsun istedim. 6 yıllık aradan sonra uzun alkışlarla kürsüye çıkan, Türkiye'deki feminist hareketin öncüsü Şirin Tekeli'nin ısrarlı vurgularından sonra...
Tekeli'den sonra söz alan Avrupa Kadın Lobisi Başkanı Lydia la Riviere - Zijdel de hemcinslerine "kız kardeşlerim" diye seslenmeyi seçmişti.
Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği Ka - Der'in, Eczacıbaşı Topluluğu'nun sponsorluğunda düzenlediği "Türkiye ve AB'de Kadınlar: Ortak Bir Anlayışa Doğru" konulu uluslararası sempozyum, karşılaştırmalı olarak kadın haklarına baktı.
Avrupa kadın haklarını, şiddet ve eşitsizlik örnekleriyle yaşam kalitesi açısından olayı ele alıyor; Türkiye'de ise kadının yaşama hakkı mücadelesi sürüyor.
Ka - Der Başkanı Ayşe Bilge Dicleli, zinanın yeniden Türk Ceza Kanunu'nda suç olarak tarif edilmesinin yakın tarihimize faturasını açıklıyor:
Daha çok kadın, namus cinayetlerine kurban gidecek!
Gündemin en sıcak konusu zina olmasına rağmen, kadından sorumlu Devlet Bakanı Güldal Akşit sempozyumda yaptığı konuşmada, Türkiye'de kadın hakları mücadelesini anlatarak neredeyse salondan teşekkür bekledi.
Şirin Tekeli de "10 Maddede Türkiye'de Kadın Hareketi" başlıklı konuşmasında, kadınların mücadelesine yer verdi. Zina tartışmasına girmedi. Tekeli'ye panel arasında bunun nedenini sorduğumda "Atatürk'ün adını da anmadım, zina tartışmasına da girmedim. Zina konusu kadın mücadelesinde, Anayasa'nın iptal ettiği noktada duruyor. 1980'lerden sonra kadın mücadelesini anlattım, siyaseti değil" yanıtını verdi.
Tekeli'ye yönelttiğim soru, salonda da birikmiş... Katılımcılardan Nermin Abadan, kürsüye çıkıp panelde Atatürk'ün adının geçmemesini eleştirdi ve kadın/erkek eşitliğine imkan veren temel ilkenin laiklik olduğunu hatırlattı.
Eşi Oya Hanım ile toplantıyı izleyen Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı'nın açış konuşmasında, "Sempozyumun, çok uygun zamanda düzenlenmiş olmasından duyduğum memnuniyeti belirtmek istiyorum" demesi; zina tartışmasını mı, yoksa AB müzakere tarihi sürecini mi işaret ediyordu, yoksa her ikisini mi bilemiyorum...
"Türkiye'de ve AB'de Kadınların Konumu: Kazanımlar, Sorunlar, Umutlar" araştırmasını yazan ekibin başındaki Prof. Dr. Fatmagül Berktay, ataerkil pratiklerin İslam ve Doğu ile özdeşleştirilmesine tepki gösterdi. Kadına yönelik şiddet ve eşitsizlik Avrupa'nın da gündeminde.
BM Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi Komitesi Başkanı Prof. Dr. Feride Acar, AB müktesabatında kadın ayrımcılığının ekonomik anlamda kullanıldığını, sosyal ve hukuki yaklaşımların eksikliğine dikkat çekti. Son 8 yıldır elinden 130 ülkenin raporu geçen Prof.Acar, "Türkiye çelişkilerle dolu. Bazen iki adım ileri, bir adım geri gidiyor. Mehter Takımı gibi..." benzetmesi yaparken, "Kadın haklarında en eksik olanlar daha hızlı koşmalı" dedi.
Bu sözler bugün TBMM'nde görüşülecek TCK maddelerinde kadın haklarını savunmak için Ankara'ya yola çıkan kızkardeşlere de, "Koşun!" mesajı taşıyordu.
syilmaz@milliyet.com.tr
|
|