
|
|
|
 |
|
|
Seks ve ceza
ANDREW FINKEL
66 yaşında bir savcı karısını aldatıyor ve sonunda kendi çalıştığı mahkemede dava ediliyor. 53 yaşındaki metresi, ilişkileri sona erince suç duyurusunda bulunmuş. İnsan hakları kuruluşları, zina suçunu yasaklayan kanunu Anayasa Mahkemesi'ne götürmesini önermiş, ama savcı sonuç olarak "erkeklik yapıp" cezasını çekmeye karar vermiş.
Bahsi geçen dava, "kendi çıkarlarını gözeten" siyasetçileri bir ahlak maskesinin arkasına saklanmakla suçlayan, öfke dolu bir köşe yazısına sebep oldu. Bu yazı ise, bu gazetede veya başka bir Türk gazetesinde yayımlanmadı ve hatta evli Romeoların ve aşna fişneye düşkün eşlerinin hapse atılmasını hedefleyen AKP yasa tasarısıyla de bir alakası yok. Bu dava Amerika'nın Virginia eyaletinde meydana geldi. Amerika'daki 50 eyaletin, 23'ünde olduğu gibi, Virginia'da da yakanızda bir ruj iziyle eve geç gelmek bir suç olarak kabul ediliyor.
"Birçok fundamentalist İslam devleti gibi, Amerika Birleşik Devletleri de yurttaşlarının ahlaki davranışlarını denetlemek için ağır ceza uyguluyor," diye yazmış Jonathan Turley, Washington Post gazetesinde yayımlanan "Of Lust and Law" (Şehvet ve Kanun) isimli yazısında. Bahsettiği kanunların kaynağı 13. yüzyıl İngiltere'sine dayanıyor ve Amerika'ya muhafazakâr göçmenler tarafından getirilmiş. 18'inci yüzyılda kadınlar erkeklere dava açma hakkını kazanınca, bu kanunlar İngiltere'de feshedilmiş. Atlantik Okyanusu'nun diğer tarafında ise birçok eyalet sodomiden (anal seksten), evlilik öncesi cinsel ilişkiye ve zinaya kadar birçok davranışı yasaklayan kanunları yürürlüğe koymuşlar.
Aldatmada kadınlar erkeklere yetişti
Ancak bunun fazla bir caydırıcı etkisi olmamış. Alfred Kinsey'nin 1953 yılında yaptığı ünlü araştırmaya göre, evli erkeklerin yüzde 50'si ve evli kadınların yüzde 26'sı, 40 yaşına geldiklerinde eşlerini aldatmışlardı. Turley, Ball State Üniversitesi'nde yapılan yeni bir araştırmadan bahsediyor. Buna göre 40 yaşın altındaki kadınlar aldatma konusunda kocalarına yetişmiş durumdalar.
Türk çiftler Amerikan kuzenleri kadar başarılı olmasalar da, bu ülkede zinayı yasaklayan kanunları yürürlüğe koyan ve uygulayanlar arasında aynı suçu işlemiş olanların bulunacağı istatistiki bir gerçek. Zina oranı o kadar yüksek ki, bu kanunu uygulamak ya mümkün değil, ya da otoritelerin peşine düştüğü kişiler açısından büyük bir ayrım yapılmak zorunda.
Gecekonducular gibi affedilecekler
Hapishaneleri gönül eğlendirmeyi seven çiftlerle doldurmak yerine, gelecekteki hükümetler oy kazanmak için kuşkusuz suçunu itiraf eden zinacıları gecekondu sahiplerine bir zamanlar tapu dağıttıkları hızda affedecekler. Vergisini ödemeyi bir şekilde unutmuş olan insanları görmemezlikten geldikleri gibi.
Hükümetin yasa tasarısının saçmalığını ifade eden ve bunun şantaj için fırsat yaratacağı tehlikesini dile getiren başka köşe yazarları oldu. Türk bankalarından birisinin müdür yardımcısı ile görüştüm (isminin kullanılmamasını istedi). AB'ye üyelik müzakerelerinin başlamasına bu kadar yaklaşmışken hükümetin bu konuyu açmak kadar uygunsuz bir davranışta bulunması karşısındaki şaşkınlığını dile getirdi: "Bizim öncelikli amacımız Avrupa'yı bizi kabul etmeye ikna etmekti, kendimizi yok edecek bir şey yapmak değil!"
Türbanı şarapla değiştirme hoşnut eder mi?
Avrupa tarafından sadece reddedilmek değil, aynı zamanda alay edilme korkusu büyük ihtimalle kanunun konmasını engelleyecek. Teklif edilen kanunun rahatsız edici bir yönü ise devlet ve kişi arasında AKP'nin karşı olduğunu iddia ettiği eşitsiz ilişkiyi ortaya koyması.
Örneğin kadınların üniversitelerde türban giymesi konusundaki argüman, türban takmamanın yanlış olması değil, başka kimseye zarar vermediği sürece, ne yapacağına devletin değil, kişinin karar verme özgürlüğüne sahip olması gerektiği idi. Türbanın, Türk devletinin kurulduğu kanun ve prensiplere aykırı olduğu argümanını ve türban giyen birinin kamusal bir göreve uygun olmadığı argümanını reddediyorlar. Ama, AKP "türban giyme" kelimelerini "şarap içme" kelimeleriyle değiştirmekten hoşnut kalır mıydı?
Benzer tartışmaların, Brüksel'de olmasa da, Amerika'da yapıldığını bilmek içinize biraz olsun su serpebilir. Jonathan Turley, Amerikan siyasetçilerinin, seçmenlerinin yanlış kabul ettiği bir şeye göz yumuyor gibi görünmemek için kanunları feshedecek kadar cesur olmadığından şikâyet ediyor. Buna verilecek cevap, insanların birçok "yanlışlık" yapsa da, bunların hepsinin suç olmadığı.
AKP'nin Anadolu kadınları adına konuşma iddiası, bırakın Bakanlar Kurulu'nda, Meclis'te bile daha fazla Anadolu kadını bulunsa, bizlere daha mantıklı gelecekti. Kadınlara yardım etmenin, mutsuz bir evlilik yaşamakta olanların kocalarını hapse atmak haricinde, başka yolları var. Boşandıklarında mali durumlarını güçlendirmek iyi bir başlangıç olur, ama bu gerçek siyasi cesaret gerektirir.
Yasak, organize suçu doğurdu
Devlet kendi ahlakını halka empoze etmeye çalıştığında neler olduğunu Amerika daha 1920'li yıllarda öğrendi. Anayasa tarafından alkole getirilen yasaklama, organize suçun doğmasını sağladı.
Yakın zamanda, Amerika'daki Anayasa Mahkemesi, rıza gösteren yetişkinler arasında gerçekleştiği sürece, eyaletlerin sodomiyi suç olarak kabul etmeye hakkı olmadığına karar verdi. Zina konusunda benzer bir kanun bunu yakında takip eder herhalde. Açılış paragrafında bahsettiğim dava, suçlu kocanın hapse atılmasıyla değil de, 20 saatlik toplum hizmeti (yaprak toplamak veya ilkokul futbol takımının antrenörlüğünü yapmak gibi işleri kapsıyor) yapmak zorunda bırakılmasıyla sonuçlandı. Ancak onu suçlayan kanun hâlâ yürürlükte. Bir gün, bakarsınız, Virginia, Türkiye'ye yetişmeyi başarır.
|
|
|

|
|