|
 |
|
|
Sinema Burada(ydı)
İz Düşümü / Tülay Özüerman
27 Ağustos - 5 Eylül tarihleri arasına sığdırılan 73. İzmir Enternasyonal Fuarı'na, 1 - 5 Eylül tarihlerinde İzmir Sanat'ta yer alan Sinema Burada'nın açılışı nedeniyle gittim. Fuarın bu yılki temasına uygun bir başlık seçilmişti: "Gençlik ve Gelecek Filmleri". Günümüzün ve geçmişin gençlik filmleri ücretsiz gösterime sunuldu.
Gösterimin açılışı bahanesiyle gittiğimiz Fuar'da yaşadığımız hayal kırıklığı büyüktü. Son 6 - 7 yıldır (süresini unuttum) fuara gidemediğimden yakındıkça arkadaşlarım "Bir şey kaçırmadın" diyerek teselli ederlerdi. Haklıymışlar... Fuar anılarım kaybolmuştu. Daha önceleri yaptığım gibi, İzmir Sanat'a kıyıdan süzülüp girmeliymişim ve o çelik yığınlarında dolaşmamalıymışım. Fuarı hep belleğimde yaşattığım şekilde anımsardım. Anılarımdaki fuar yok olmuş... Üzüldüm...
Sinema Burada'nın büyük hedefleri olan imzacısı Prof. Dr. Oğuz Makal'ın ortaya koyduğu düzeyli etkinlik, fuarın yarattığı hayal kırıklığını bir ölçüde hafifletti. Halen Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nin Sinema - TV Bölümü'nde hocalık yapan Prof. Dr. Oğuz Makal, yalnız üniversitemizin değil, kentimizin de çalışmalarından gurur duyduğu bir isim. Kendisini Yeniden İmece Dergisi ve Yeni Kuşak Köy Enstitüleri Derneği'ndeki faaliyetlerinden de tanıyoruz.
56. Cannes Film Festivali izlenimlerini 15 - 17 Kasım 2003'de Fransız Kültür Merkezi'nde açtığı "Merci Cannes!" adlı fotoğraf sergisi ile İzmirlilerle paylaşan Prof. Dr. Oğuz Makal, Cannes benzeri bir etkinliği İzmir'de yaşatmanın adımlarını dört yıl önce atmış.
Bu yıl ulusal boyutta yapılan etkinliğin, gelecek yıl uluslararası düzeyde yapılması için, Büyükşehir Belediyesi'nin kararını bekliyor. Cannes Festivali için üç ay önceden yer ayırttığı halde, kentin dışında kalmak zorunda kalışından söz ederken, uluslararası boyutta bir etkinliğin turizme katkısının önemini vurguluyor. Turizme bakış açımızın değişmesi gerektiğinden söz ederken; Nice, Cannes gibi kentlerden İzmir'in geri kalan bir yönünün olmadığını söylediğimde, bana katılıyor. İsviçre'de yapılan Locarno Film Festivali'nden söz ediyor. Locarno'daki meydanın tıpkı Çeşme'ye benzediği ve meydanına on gün için 6 bin 500 kişinin izlediği yazlık sinema yapıldığından söz ediyor.
İzmir'in Çeşme gibi bir güzelliği var. Cannes nedeniyle gündeme gelen St. Tropez plajlarından çok daha güzel olan. Sanat ve kültür bu güzellikleri paylaşmanın ve turizme katkının önemli bir aracı. Fransa bunu başarmış. Neden olmasın?
Herşey düşte başlamıyor mu? Oğuz Hoca'nın İzmir'le ilgili düşü Türkiye çapında başlatılmış oldu. Biz basında hak ettiği yeri almadığından söz edince, yerel medyanın ilgisinden hoşnut olduğunu, ancak ulusal basının İzmir'deki etkinliklere olan ilgisinin tüm konulardaki düşüklüğüne dikkati çekiyor, Oğuz Hoca. İster istemez eski Fuar günlerini anımsıyorum. Tüm ulusal basın, daha başlamadan Fuar'ı gündemine alırdı. İzmir Fuarı tüm Türkiye'ye ulaşırdı. Artık kendi kentlisine bile ulaşamayan bir fuarcılık anlayışına nasıl geldiğimizi sorgulayabilecek miyiz?..
Oğuz Hoca'ya teşekkür etmeliyiz. Kentle ilgili düşleri ve bunların bir kısmını gerçekleştirdiği için. Gerisini gerçekleştirmek, düşleri olan kentlilere, kentin sahip çıkmasından geçiyor.
Evet, 5 gün için sinema buradaydı. İzmir, nostaljiyi genç yönetmenler ve eserleriyle gençlerle buluşturdu. Birileri büyük hedeflerle, küçük alanlarda, ülke adına, sanat adına alın terini ortaya koyarak ülkeyi tanıtmaya çalışırken; Türkiye'yi yönetenlerin zihni zinayla meşgul ve Türkiye zina sorunuyla Avrupa'nın gündemine taşınıyor...
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|