Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 16 Eylül 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Herkes düşünce ve ifade özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak serbestçe düşünme, hangi yoldan ve nereden olursa olsun bilgi ve görüş alma, araştırma ve yayma özgürlüğünü içerir.
İnsan Hakları Evrensel bildirgesi

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Mizahta ince çizgiye bakış

Bir karikatür eleştiri aldı. Acaba 'ırkçılık' mı kokuyordu? Siyahlar 'aşağılandı' mı? Ayrıca: Bir köşe yazısında 'bilgi eksikliği' mi vardı?

YAVUZ BAYDAR


Geçen hafta "köşe yazılarının sübjektif içeriğine ilişkin olarak okurlardan gelen şikâyetlere temsilciniz olarak karışamam, çünkü yorum kişiseldir ve kendine has oyun kuralları vardır. Yoruma katılır veya katılmazsınız" dedik, ama iki yoruma ilişkin olarak dikkate değer şikâyetler gelince gündeme alıp işlemek farz oldu.
Bunlardan biri, karikatürde "ırkçılık" suçlaması içeriyor.
Diğeri ise yorum köşesi içinde bir "bilgi eksikliği" iddiası taşıyor.
Karikatür genel olarak bir gazetenin editoryal politikasından ayrı düşünülmez; gazetenin siyasi çizgisini de yansıtır.
Dolayısıyla, ilk eleştirinin gazeteyi de bağlayan bir yanı var.
Yani, az önce andığım "kişisel duruş" dışındaki alanı ilgilendiren eleştiriler bunlar.
Bu yüzden inceliyorum.
3 Eylül tarihli Milliyet'in manşetinde yer alan Aile Fotoğrafı haberinin yanı başında - Okur Temsilcisi'nin daimi katkıcısı - Ercan Akyol'un bir karikatürü yer aldı.
Karikatürde, hurma ağaçları altına dizilmiş bir grup Arap ve Siyah Afrikalı toplu fotoğraf çektiriyordu. Çıplak bir Afrikalının başında kemik takılıydı. Bir AKP mensubu fotoğrafçıya doğru koşarken, "Bi dakka beyim şu fotoğraf ben de gireyim" diyordu.
Haber, zinayı cezalandıran ülkeleri gündeme getiriyordu: Uganda, Irak, Yemen, Suudi Arabistan, Sudan, Nijerya, Çad, Kamerun, Nijer, Mali bunların arasında yer almaktaydı.
Ali Söylemezoğlu, eleştiri mektubuna bir tebrikle başlamış:
"Birkaç haftadır size Yargıtay Başkanı - MİT - Çakıcı arasındaki uygunsuz ilişkileri ortaya çıkardığı için Milliyet gazetesini tebrik etmek istiyordum. Milliyet, ayrıca Hürriyet ve Radikal bu konuda önemli bir görevi yerine getirdi. Kararlı tutumunuz demokrasilerde medyanın tutumunun ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Tebrikler."
Ardından eleştiriyi yöneltmiş Söylemezoğlu:
"Ciddi bir eleştiri de zorunlu. Aile Fotoğrafı başlıklı haberdeki karikatür ürkütücü bir ırkçılık kokuyor. Saçlarına kemik takılı yamyamın adı geçen ülkelerle ne ilgisi var? Bu ülkelerde bizim büyükelçiliklerimiz yok mu? Onların bizde elçilikleri yok mu? Afrikalıları bu biçimde gösterme hakkını nereden alıyoruz? Bir kara derilinin bu karikatürü görünce neler hissettiğini hiç düşündünüz mü? Üstelik çağdaşlık savunması yapılan bir haberde bunun yayımlanması düşündürücü."
Ercan Akyol'un yanıtı:
"İtirazı anlamak mümkün değil. Karikatür gönderme ve abartı sanatıdır. Habere konu olan üçüncü dünya ülkeleri prototipleştirilerek çizildi. Afrika'da halen kabile yaşamının pek çok yerde hüküm sürdüğü bilinen bir gerçek. Dolayısıyla bu yerli prototipinden faydalanmak zorlama olmasa gerek. Beni ırkçılıkla itham eden Söylemezoğlu bu yerli prototipine "saçına kemik takmış yamyam" diyerek bilincine işlemiş kolonyalist mantığını deşifre etmiş oluyor."
Irkçılık, çok hassas bir konu.
Doğan Medya Grubu Yayın İlkeleri'nin 5. maddesi şöyle diyor:
"Yayınlarda hiç kimse ırkı, cinsiyeti, sosyal düzeyi veya ilişkisi, dini inançları, fiziki kusurları veya yaşı nedeniyle aşağılanamaz ve kınanamaz."
Karikatürde bir kınama olmadığı kesin.
Peki, aşağılama var mı?
Karikatür gerçekten de bir abartı sanatı.
Öncelikle bunu unutmayalım.
Öte yandan, çoğu kez farklı uluslar ve etnik kimliklerle ilgili klişeler ve önyargılar karikatürlere yansıyor. Bunu da biliyoruz.
Örneğin, Yunan basınında hâlâ çıkan "fesli Türk" imgesi pek çoğumuzu üzüyor, öfkelendiriyor. Çünkü bu yaklaşımın içinde cehaletten nefrete uzanan bir çizgi de var.
Yahudiler ve Siyahlar mizah konusu olunca hassasiyet dozu daha da artıyor.
Siyasi açıdan doğru davranmak (political correctness) adına ortaya çıkanlar, kötü niyet taşımayan mizah ürünlerinde bile ırkçılık veya anti - semitizm bulmaya çalışıyorlar artık. Hiciv zorlaştı.
Türk imajı konusundaki hassasiyetimiz "ötekiler" konusunda da olmalı mı?
Evet, muhakkak. Dikkatli olmalıyız.
Şunu da unutmadan: Karikatürcünün bakışı, hemen her zaman, bu tür konularda, "niyetini" de ifşa eder. "Afrikalı yerli" imgesi, bir prototipi yansıtırken, acaba siyah ırka karşı bir antipati yansıtıyor mu? Nefreti körüklüyor mu? Niyet "kötü" mü?
Hayır. Bence karikatürdeki tiplerin hepsi sempatik. Sevgiyle çizilmişler.
Gülümsüyor ve gülümsetiyorlar.
Sonuç: Karikatürde bir klişe var, ama ırkçılık suçlaması bir hayli abartılı.
  • Meral Tamer 8 Eylül tarihinde Taklit Lacoste'la Fransa'ya Giden Türkler Yandı! başlıklı bir yazı yazdı. Yazıda, Fransız gümrük makamlarının ülkeye giriş yapan Türklerin üzerinde tanınmış markaların (Lacoste, Vuitton vs) taklitlerini bulduklarında, ürünün markalısının bedelini talep etmeye ve ayrıca bir de yüklü para cezası kesmeye başladıkları, "mağdurların" anlatımlarına dayandırılarak anlatılıyordu.

  • İsmail Cavit, yazıdaki bilgilere iki noktada eleştiri getiriyor:
  • Gümrükte marka denetimi yeni değil, yıllardır yapılıyor.
  • Hedef olan sadece Türkler değil, herkes.Tamer'in yanıtını buraya alıyorum:

  • Yıllardır tüketiciye dönük yazılar yazmış bir köşe yazarı olarak amacım, tabii ki Türkleri uyarmaktı. (Fransızların yazdıklarımı okuyup anlamalarını beklemiyorum.) Benzeri uygulama kâğıt üzerinde Fransa'ya giren herkes için geçerli olsa da, Universite de Nantes'ın öğretim üyelerinden Mehmet Tuncel'in e - posta mesajında dikkat çektiği gibi Louis Vuitton çantaları taklitte en mahir olan Faslılar ve Fas'tan gelenler de eminim Türkler gibi biraz daha didik didik aramaya maruz kalıyorlardır.
    Okurlardan gelen çok sayıda e - postaların bir bölümünde bu uygulamanın yeni başladığı, diğer bazılarında 4 - 5 yıldır, hatta bir kısmında 7 - 8 yıldır var olduğundan söz ediliyor. Anlaşılan uygulama kâğıt üzerinde yıllardır var ama, zaman zaman daha sıkı tutulup zaman zaman gevşetiliyor. Ve şu kesin ki, Fransız gümrüklerinde son aylarda kendi markalarını korumaya yönelik çok sıkı bir kontrol söz konusu."
    Sonuç: Öyle anlaşılıyor ki yazıda eleştiriye konu olan iki bilgi, önemli bir eksiklik olarak algılanmış. Tamer böylece açıklık getirmiş oldu.



    OMBUDSMAN
    Mizahta ince çizgiye bakış
    'Çocukları korudunuz'






    Okur Temsilcisi, Milliyet gazetesinin içeriği (haber, yorum, fotoğraf, başlık, spot, sayfa düzeni, baskı, kağıt vs.) ile ilgili olarak okurlardan gelen şikayetleri ele alır; bunları basın etiği (doğruluk, denge, tarafsızlık, adil yaklaşım...) ve temel kalite ölçütleri açısından inceleyerek görüşlerini okurlarla paylaşır.
    Görüşleri kendisine aittir.
    Okur Temsilcisi, Milliyet'in gazete ve internet içeriği ile ilgili tüm şikayetlerinizi bekliyor.
    Tel: (90) 212 505 68 40
    Fax: (90) 212 505 68 09
    Posta: Doğan Medya Center, Bağcılar 34204 İstanbul
    Ombudsman e-mail:
    okur@milliyet.com.tr

    OKUR ARŞİV
    22 Mart 1999 ile 20 Kasım 2000 tarihleri arasındaki okur sayfalarına aşağıdan ulaşabilirsiniz. 20 Kasım 2000 tarihinden sonraki sayfalara gazete arşivinden ulaşabilirsiniz.



    © 2004 Milliyet