Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 16 Eylül 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
"Eğreti gelin, dayımın sevgilisiydi"

Atıf Yılmaz'ın çektiği "Eğreti Gelin" filminde Nurgül Yeşilçay'ın rol icabı aşık olduğu genç Ali ve onun eğreti gelini gerçekten yaşamışlar. Ali, eğreti gelinin aşkından verem olmuş, ölmüş; eğreti gelini onun mezarını her gün ziyaret etmiş. Ali'nin yeğeni, filmin uyarlandığı kitabın yazarı Şükran Kozalı hikayeyi anlattı

ELİF KORAP

Atıf Yılmaz'ın çektiği filmde Nurgül Yeşilçay bir eğreti gelini canlandırıyor. Ve eğreti gelin olarak ilişkiye girdiği Ali'nin aşkından perişan oluyor. İşte ben gerçek hayattaki Ali'nin fotoğrafını gördüm. Meğer Deniz Akkaya, Nurgül Yeşilçay haberleriyle adını duyduğumuz "Eğreti Gelin" filminin hikayesi gerçekmiş.
Filmin uyarlandığı "Eğreti Gelinler" kitabını (Bilgi Yayınevi) yazan Şükran Kozalı bir gün dayısının mezarının başında gördüğü ve sonra da hikayesini öğrendiği eğreti gelinin perişan olmasına neden olan aşkının, yani dayısı Ali'nin fotoğrafını ilk kez Milliyet okurları için verdi. Ali, eğreti gelinin uğruna bütün yaşamını hiçe saydığı sevgilisi Ali'ydi bu.
Aslında emekli bir matematik öğretmeni olan Şükran Kozalı, önce romanına, sonra da Atıf Yılmaz'ın "Eğreti Gelin" filmine konu olan aile hikayesini anlattı. Bu arada Kozalı'nın "Eğreti Gelinler" kitabı bu hafta Bilgi Yayınevi'nden çıktı.

Nurgül Yeşilçay'ın oynadığı eğreti gelin karakterinin, uğruna hayatını hiçe saydığı erkek, gerçek hayatta sizin dayınız Ali'ymiş...
Evet. Annemin dayısı aslında: Ali dayı.

Bütün Denizli'yi birbirine kattınız. Bazı Denizlililer "Burada hiç eğreti gelin geleneği olmadı" diyorlar.
Ben bunu uydurmadım ki. 1990'da ailece dedemin mezarını ziyarete gittik. Bu arada ben Ali dayımın mezarında tuhaf bir kadın gördüm. Siyah giysiler içinde, bir kulağının arkasında sigara, bir kulağının arkasında yediveren gül... Dayımın mezarının başında adeta tapınıyor, mırıldanıyor, bir şeyler anlatıyor, ağlıyordu. Dayılarımdan biri anneme, "Abla seninki gene gelmiş" dedi. Ben şaşırdım, demek bu kadın hep geliyor, diye. Anneme sordum "Bu kadın kim?" diye. Annem Ali dayının eğreti gelini olduğunu söyledi. Çok trajik bir aşk hikayeleri varmış.

"Bir fahişe gibi değil geçici bir gelin gibi görülüyorlar"
Nedir hikayeleri?
Ali dayımla eğreti gelini birbirlerine aşık olmuşlar. Dayımın eğreti gelini Kostak Emine'ymiş. Kostak Emine 13 yaşında yaşlı bir adamla evlendirilmiş. Kocası ölünce de öylece ortada kalmış ve karnını doyurmak için eğreti gelinlik geleneğine girmiş. Ali dayımdan önce de başkalarına eğreti gelinlik yapmış. Sonra dayıma almışlar. Yıllar geçip evlenme yaşı geldiği halde dayım evlenmemiş. Aile birbirlerine aşık olduklarını anladığı için dayımın evde olmadığı bir gün Emine'yi göndermiş. Emine gururlu kadın, hemen gitmiş. Dayım da o gidince kimseyle evlenmemiş ve verem olup 27 yaşında ölmüş.

Emine ne yapmış?
Ortada kalmış, kimsesiz. Bir süre sokaklarda yaşamış. Öğrendiğim kadarıyla eskiden eğreti gelinliğini yaptığı Ahmet diye bir adam ona yardım etmiş. Öyle sürdürmüş yaşamını. Ömür boyu da her gün dayımın mezarına gelip böyle ağlamış.

Hayatta mı hâlâ?
Ne yazık ki değil. Tanışmak istedim. Annem, aile büyükleri kızar diye izin vermedi. Daha sonra onu bulmaya çalıştım ama ölmüştü.

Kitabınızda üç eğreti gelinin hikayesi var zaten. Hepsi gerçek mi?
Evet. Tabii kimse rencide olmasın diye bazı isimleri değiştirdim. Annemin sülalesi zengin bir aileymiş. Sadece dayımın değil, başkalarının da eğreti gelinleri olmuş. Mesela Ragıp amcamın da Ladik diye bir eğreti gelini varmış. Bunu öğrenince, o dönemi görmüş insanlarla konuştum. Üç ayrı eğreti gelinin gerçek öyküsünü öğrenip belgesel niteliği de olan bir roman yazdım.

Eğreti gelinlerin diğer aile bireyleriyle ilişkisi nasıl? Saygı görüyorlar mı?
Evet. Geçici gelin gibi görülüyorlar. Asla bir fahişe gibi görülmüyorlar. İlk gece aileyle birlikte yemeğe katılabiliyorlar. Sonra kendi odalarında yaşıyorlar. Hiçbir zaman kocalarıyla sokağa çıkmıyorlar. Evde başka genç erkek varsa, ona da ayrı eğreti gelin alınıyor. Yani başka erkeklere hizmet etmiyorlar.

Peki evden kovulunca ne yapıyorlar?
İyiyse başkasına tavsiye ediliyorlar. Ya da sokakta kalıyorlar işte. Evdeki kadınlar da eğreti gelinlerden çok etkilenmiş. Hayatları değişmiş. Ben bunları hep annemden dinledim. Çünkü annem eğreti gelinin oduğu evde büyümüş. Dayımla aralarında 10 yaş varmış. O yüzden annem Emine'yi yıllarca görmüş. Küçüklüğünde onunla sohbet etmiş. Zaten sonra taşındığı mahallede de başka eğreti gelinler varmış. Zamanla bu gelenek yok olmuş.

"Akkaya'yı eğreti gelinliğe daha çok yakıştırmıştım"
Siz yazar mısınız?
Aslında emekli matematik öğretmeniyim. Ama edebiyata düşkünlüğüm vardı. Yedi kitabım var. Bu hikaye beni çok etkileyince de "Eğreti Gelinler" romanını yazdım.

Film projesi nasıl oluştu?
Yazdığım romanı tiyatrocu arkadaşım Tarık Günersel'e okutmuştum. Hikayeden çok etkilendi ve "Senaryolaştıralım" dedi. Üzerine çalıştık ve Türkan Şoray'a götürdük. Türkan Hanım "Ben çok oynamak isterim. Yönetmeniniz kim" diye sordu. "Yönetmenimiz yok" deyince askıda kaldı. Sonra Atıf Yılmaz'a götürdük. Üç yıldır maddi imkansızlıklar nedeniyle çekilemiyordu. Şimdi çekimler başladı. Deniz Akkaya oynayacaktı. Sonra uygun görülmedi, çok üzüldüm.

Memnun değil misiniz Nurgül Yeşilçay'ın oynayacak olmasından?
Memnun değilim işin açıkçası. Çünkü ben Deniz'e eğreti gelinliği çok yakıştırdım. İyi bir diyalog kurmuştuk. Gerçekten çalışıyordu rol için. Ama sonra ne oldu bilmiyorum, sormak istemedim.

Nurgül Yeşilçay da çok iyi oyuncu ama...
Evet öyle tabii. Zaten ben oyunculuktan anlamam. Atıf bey öyle uygun gördüyse bir bildiği vardır. Deniz'le oturduk dertleştik bu konuda.
O da çok üzgündü. Ama ben Deniz'in ileride çok iyi bir oyuncu olacağına eminim.

Filmde kim hangi rolü oynuyor?
Nurgül Yeşilçay eğreti gelini oynuyor. Onur Ünsal aşık olduğu genci yani Ali dayımı... Fikret Hakan gencin babasını, Müjde Ar gencin annesini oynuyor. Hepsi aynı evde yaşıyorlar. Füsun Demirel de aslında amcamın eğreti gelininin annesi ama filmde değiştirmişler. Bir bohçacıyı oynuyor. Kastamonu'nun dokusu daha uygun diye film Denizli yerine orada çekiliyor. Zaten filmde neresi oduğu da söylenmiyor.

"Hamile kalmayacak, aşık olmayacak, istendiği an bohçasını alıp gidecek"

Eğreti gelin tam olarak ne demek?
1930'larda, Denizli'de varlıklı aileler erkek çocuklarının cinselliği temiz bir şekilde öğrenebilmesi için eve eğreti gelin alırlarmış. Yani geçici, emanet gelin. Çocuk gerçek bir evlilik yapınca da eğreti gelin eline bohçası verilip gönderilirmiş. Eğreti gelinlik için bizim Denizli'de "kulağı kesik, ayağı yorgandan çıkmış" gibi deyimlerle ifade ettiğimiz ne fahişe, ne çok namuslu fakir aile kızlarını seçerlermiş. Bu kızlar para karşılığı değil, sadece karın tokluğuna, zengin ailelerin yanında iyi bir yaşam sürmek için bu işi yaparlarmış. Tabii bazı kuralları da var.

Ne gibi kurallardan bahsediyorsunusuz?
Hamile kalmayacak, aşık olmayacak, gitmesi istenirse bohçasını alıp gidecek.

Çok acımasızca!
Evet, maalesef.

PAZAR
"Uruk kentini 20 günde kuracağız"
"Eğreti gelin, dayımın sevgilisiydi"
"Bu filmde Bağcılar da var Buzada da"
O en seksi süper kadın kahraman
İskender'in kentinde sanat
Botoks ile meme kaldırma
Hırs, entrika ve aşk "Harem"de
"Yerde yatmasın nurda yatsın"
Paris II'nin batırılma hikayesi
Hazineler günışığına çıkıyor
Batan geminin şampanyaları
Çağdaş Türk resminin ilk ressamları bu sergide
Mazhar Osman'a iki, biiiir...
Karya Kraliçesi'nin sofrası
Utanç verici son tedhiş olayı
-12 Eylül'de ne oldu? -ABD güvenlik seviyesini artırdı
Sevgiyle örülmüş öğretici denemeler
Okulöncesi Eğitim Haftası
Fahrenheit'ın eğrisi doğrusu





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç Ural
Yasemin Çongar

© 2004 Milliyet