Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 16 Eylül 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
İkinci Öcalan


Osman Öcalan'ı, PKK'nın Bekaa Vadisi'ndeki kampında tanımıştım. Sabahın altısıydı.
Gündüzleri karargah, geceleri konukevi olarak kullanılan tek göz odada soğuktan iliklerimize kadar titreyerek, bölük pörçük uyuyabilmiştik.
Güneş doğduktan az sonra yeraltındaki sığınaklardan, haki renkli peşmerge giysileriyle aralarında kızların da olduğu PKK'lıların ellerinde kalaşnikovlar koşarak gelişlerini izliyorduk.
Önümüzde uzanan futbol sahası büyüklüğündeki meydanda, 400 - 500 PKK'lı saf tuttu.
Arkadaşım Ramazan Öztürk, bu sahneleri görüntülüyordu.

Bir tabak meyve
Meydanda PKK'lılar, sabah içtiması için sıralanırken bir ziyaretçimiz oldu: Abdullah Öcalan'ın kardeşi Osman Öcalan...
Elinde bir tabak dolusu meyveyle geldi. Portakalların, mandalinaların kabuklarını soyuyor, "Buyurun" diyerek ikram ediyordu.
Şimdilerde fotoğraflarında göründüğü kadar şişman değildi ama dağlarda çatışmalara gidemeyecek kadar topluydu. Sürekli gülümsüyor, "ne ihtiyacımız varsa giderebileceğini" söylüyordu. Diğerlerinden, onun dağlara çıkıp çatışmaktan pek de hoşlanmadığını - sonradan - dinledik.
Kamptaki güvenli ortamdan hoşlandığı belliydi. Bize poşular sundu.

Dedeler ve çocuklar
Sonra...
Göğüslerine kadar ak sakallı ve siyah harmaniler içinde yaşlı adamlar göründü. Yanlarında el ele yürüdükleri çocuklar vardı.
Yavaş adımlarla saf tutmuş PKK'lılara doğru yürüdüler.
Alkışlandılar. Osman Öcalan izah etti:
"Bunlar şehit çocukları... Ak sakallı ihtiyarlar ise şehit babaları ve dedeleri, bilgelerimiz... Çocuklar, burada kampta yaşarlar. İleride savaşmak için eğitilirler. Babalar ve dedeler de zaman zaman ziyaretimize gelirler."
Senaryosu iyi hazırlanmış bir gösteri miydi?
Bilemem ama izlemesi ilginçti.
Osman Öcalan, "özellikle kampa gelen ABD'li, Avrupalı gazetecilerin bu görüntülerden etkilendiklerini" söyledi.

Veda töreni
Arazinin sonlarında kırmızı bir araca gözüm ilişti.
Osman Öcalan'dan aracın Abdullah Öcalan'a ait olduğunu öğrendik.
Apo, aracın tamponuna ayağını dayamış, uzaktan töreni izliyordu.
Az sonra, bu kez de, sayıları 50'yi bulan kızlı erkekli PKK'lılar, ellerinde kalaşnikovları, bulundukları yerden koptular ve sıranın en başına kadar koştular.
Tek tek el sıkmaya başladılar.
Onlar el sıktıkça, saf tutanlar da alkışlıyorlardı.
Osman Öcalan, gene izah etti:
"Bunlar ülkeye, cepheye gidiyorlar. Vurulurlar. Arkadaşlarını bir daha göremeyebilirler. Veda ediyorlar..."
O sahne sonunda Osman Öcalan gene konuştu:
"Şimdi de önderliğe gidecekler. Topluca anı fotoğrafı çekilecek."
Gerçekten, o 50 PKK'lı kırmızı araca koştular.
Abdullah Öcalan'la fotoğraf çektirdiler.

Protokol
Bütün bu süreçte, Osman Öcalan, saf tutmuş PKK'lıların önündeki komutanlar(!) arasında hiç yer almadı.
Abdullah Öcalan'la yaptığımız söyleşide, öğle yemeğinde, akşamüstü, kampı gezerken de ortalarda yoktu.
Yani, kamptaki işlevi daha çok "protokol görevlisi" gibiydi.
Savaşçı kimliğini bırakmış izlenimini veriyordu.
Şimdi de, ağabey Öcalan'la yolları ayrılan Osman Öcalan'ın, yanaştığı ABD'nin elinde etkin bir "joker" kartı, yani, "ikinci Öcalan" olabileceğinden kuşkuluyum.
PKK'nın gebe olduğu başka bölünmeler önemli.

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Kanun yapmak...
YENİ Ceza Kanunu'nun zamanla birçok eksiği fa...
Çetin ALTAN
"Ah'ım gibi ah, var mı acep ah'lar içinde"...
TATİLDEKİ TBMM'nin olağanüstü toplantıya dave...
Melih AŞIK
İşbilir Malatyalı
Arkadaşımız Fahrettin Fidan dün Meclis kulisi...
Fikret BİLA
ABD ve Osman Öcalan
Milliyet'ten Namık Durukan ve Altan Burgucu, ...
Hasan CEMAL
Askerle sivil!
Mavi havacı üniformasıyla bir general. Elinde...
Yılmaz ÇETİNER
Telafer'in bir fincan acı kahvesi!
İlaç ismi gibi Tel Afer değil, Telafer diyece...
Güneri CIVAOĞLU
İkinci Öcalan
Osman Öcalan'ı, PKK'nın Bekaa Vadisi'ndeki ka...
Can DÜNDAR
Öcalan, Öcalan'a karşı
Osman Öcalan'ın açıklamasını okudunuz mu? G...
Hurşit GÜNEŞ
Bush'a ya da Kerry'ye yatırımın getirisi
Kasımda ABD'de başkanlık seçimleri var. Ve an...
Doğan HEPER
Boğaz'a köprü; 3 değil, 5 yetmez
İSTANBUL'un dünyanın en kalabalık 100 ili ara...
Sami KOHEN
Telafer krizinin telafisi...
DÜNKÜ "Washington Post"ta yayımlanan Telafer'...
Mehmet Y. YILMAZ
Geleceğimiz için alarm zilleri çalıyor
Dün Van'da yaşanan bir olay kız çocuklarının ...
Hasan PULUR
Değişen (!) AKP iki arada kaldı...
AVRUPALILAR, herhalde bugünlerde "takiyye" sö...
Derya SAZAK
İnsani Güvenlik Doktrini
Avrupa solu, 11 Eylül sonrası Afganistan ve I...
Meral TAMER
Yeni reklam aracı, YTL olabilir mi?
Yeni Türk Lirası 3,5 ay sonra hayatımıza giri...
Yaman TÖRÜNER
"W" işi bitiriyor
Geçen hafta Amerika Birleşik Devletleri'ndeyd...
Güngör URAS
Ayşe Hanım Teyzem 'TL'de kalacağım' diyor
Ruhat Hanım yemeğe çağırdı. Meğer sürprizi va...
Serpil YILMAZ
Verheugen'den Demirbank yorumu
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu el koyduktan s...
M. Ali BİRAND
Bütün bu gürültüye ne gerek vardı?
Bu soruyu hemen herkesler sordu ve işin ilgin...

© 2004 Milliyet