|
 |
|
|
Okula başlamak
Bizim Köşe / İsmail Sivri
Bir milyon çocuğumuz, bu hafta başında, ilköğretime başladı. Ana okuluna gidenleri bu rakama eklemeliyiz.
Ana kuzuları, artık ağır işçidirler.
İş başı yapmak için, her sabah belli saatte uyanacak veya uyandırılacaklar. Beli bir süre içinde hazırlanıp, uykulu uykulu kahvaltılarını yapıp, karda ve kışta okul yoluna çıkacaklar.
Böylece, yaşama ilk adımlarını ağır işçi olarak atarlar.
Çoğunluk okullarına servis arabalarıyla değil, yaya ve tek başlarına gidip gelirler. Neyle ve nasıl gitseler de bazen üşüyüp, bazen ıslanarak evlerine dönerler.
Bu çocuklar, ağır işçi değil midir?
* * *
Çocuklarımızın bu gerçeğini bilerek, tüm ana ve babalar çocuklarına anlayış göstermelidirler. Okullardaki öğretmenlerimizin ilgi ve sevgisini eklersek, onları rahatlatırız.
Okullu olmakla her şey bitmez. Sorunlar yeni başlar. Çocuklarımızın ev ile okul arasındaki yeni yaşama alışmaları için, ana ve babalar, ile kardeşler, onlarla sürekli diyalog içinde olmaları gerekir.
Eğer, ilgi ve sevgiyi unutmazsak, içlerindeki hevesi, kötü sözlerle ve azarlayarak yok etmezsek, her sorun kolay çözülür. Çünkü çocuklar, yalnızca akıllı değiller, aynı zamanda çok güçlüdürler.
Banu Şen, Milliyet Ege ekindeki bir yazısında şöyle der:
"Çocukken çok güçlüydük."
Doğrudur. Çocukları, gerçekten güçlü kılan içlerindeki yaşama sevinci ve öğrenme merakıdır. Eğer, yanlış eğitim ve yönlendirme olmazsa, içlerindeki bu güç, onları başarılı ve mutlu kılar.
* * *
Bir milyon çocuğumuz okula başlarken, okuyan öğrenci sayımız, 14 milyondur. Beş kişiden biri okula gitmektedir. Bu rakam bazı ülkelerin nüfuslarından daha fazladır. Hatta iki üç katıdır.
Bu rakama göre, ülkemizde, her evden bir, bazen de iki, üç çocuk okula gitmektedir. Bu ülkemizin gücünü gösterirken, ailelerimizin çocuklarını okutma isteklerinin canlı bir göstergesidir.
Yalnız, hali vakti yerinde olanlar için fazla bir sorun yoktur. Buna karşın geçim sıkıntısı içinde olanların yaptıkları fedakarlığın bilinci içinde olmalı, katlandıkları sıkıntıları bilmeliyiz.
Bu durumdaki aileleri alkışlarken, yardımcı olmayı düşünmeliyiz.
Son yıllarda, hayırsever vatandaşların eğitime katkıları artmıştır. Bu katkıları, okuyan çocuklara burslar vererek sürdürmeliyiz.
Milli Eğitim Bakanlığı'nın parasız kitap dağıtımı takdire şayandır. Bu yetmez, okul - aile birlikleri, vakıflar ve yardım dernekleri de güçlükle okuyan çocuklara ilgi göstermelidir.
* * *
Yeni okula başlayan çocuklar, artık yaşamlarını evleri, okulları ve arkadaşlarından oluşan bir üçgeni içinde sürdüreceklerdir. Bu üçgen içinde, dengeyi kurmak pek kolay olmaz.
Çocuklarımızın bu dengeyi kurabilmelerinde ana ve babalarla öğretmenlerinin rolü büyüktür. En önemli bir katkıyı da, çocukların okuldaki arkadaşlıkla becerileri sağlamaz mı?
Geçen zamanla birlikte okullu olmayı kabullenen ve beceren çocuklar oluşan kişilikleriyle bu dengeyi kendisi kurar. Bu dengenin kurulmasında ki en büyük etken, çocuklara gösterilen ilgi ve sevgidir.
Sizler ne dersiniz?
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|