|
 |
|
|
Türkiye'nin ilahi adaletinde esas oğlan "ak sakallı dede"!
Allah halleder!
Yüksek reytingli mistik dizilerin yaptığı şey insanları sadece tek adaletin tanrının adaleti olduğuna inandırmak değil. Aynı zaman da mümtaz Türk aile sistemini dini vurgularla pekiştirmeye de çalışıyorlar
Eskiden bir film vardı; esas oğlanı Cüneyt Arkın: "Cemil Halleder!" İyi yürekli ve cesur polis şefi Cemil, "hallediyordu". Adalete yerini bulduruyor, iyilerin dostu ve kötülerin korkusu rüyası oluyordu.
Sonra aradan epey bir zaman geçti. Televizyonu açtık. "Alacakaranlık" diye bir dizi, başrolünde iyi bir aktör Uğur Yücel vardı. Dikkatinizi çekti mi? Başlangıçta Yücel, iyi kalpli bir polis şefini canlandırıyordu; düzgün, haysiyetli, onurlu bir
adam. Fakat gel gör ki, başına sarılan belalardan
"iyi" kalarak kurtulması mümkün olmuyordu. Senaryo "gerçek" hayatın baskısı altında tıkanıyor, velhasıl iyi kalpli polis şefinin son bölümlere doğru (mecburen) "aşiret reisi" olduğu ortaya çıkıyordu. Yücel şöyle diyordu:
"Biz de yeraltına ineceğiz!"
İyinin artık iyi kalması mümkün değildi. Kötüler o kadar güçlüydü ki iyi adamların kötü adam olmaktan başka çaresi kalmıyordu!
Artık Cemil halledemiyordu yani. Halletse halletse bu işi Çakır hallederdi! Dizide öldüğü zaman "gerçek" hayatta ruhuna dualar okunan, helvalar karılan "Kurtlar Vadisi" dizisindeki psikopat mafya Çakır! Ne yani? Büyük Türk Milleti "adaletin kılıcını" Alaadin Çakıcı'yı hapisten kurtarmaya çalıştığı iddia edilen Yargıtay başkanına mı teslim edecekti?
Diğer yandan bu Çakır işi de kimsenin içine sinmiyor gibiydi. Görünüşe bakılırsa kalpleri soğutacak adaleti Çakır da tesis edemiyordu. Peki bu adaletin kılıcı kime teslim edilmeliydi? Birbirine olan güvensizliği, yapılan toplumsal araştırmalarla sabit olan bir ülkede adalet işini hangi fani "halledecekti"? Dur bakiim sen! Bu işi halletse halletse Allah hallederdi!
Bir çaresizlik Allah'ı bu
Geçtiğimiz günlerde BBC'den Türkiye üzerine araştırma yapmaya gelen bir muhabir, memleketimizin ruhuna (veya ruhsal bulantısına) vakıf olabilmek için bir dizi setine gitti. Set, son aylarda yapımcılarını bile şaşırtan bir izlenme oranı yakalayan şu mistik dizilerden birininkiydi. "Gizli Dünyalar", "Kalp Gözü" ya da "Sır Kapısı", onlardan biri... Bilmem herhangi biriyle müşerref oldunuz mu? Esas oğlanın genellikle ak sakallı dede veya nur yüzlü bir nine olduğu bu dizilerde olaylar "mucizevi" bir biçimde Allah'ın adaletini anlatıyor. Misal, adamın biri kanserden ölürken ortağı gelip bir vekaletname imzalatmak suretiyle ona kazık atıyor. Adamın bütün mallarını üzerine geçiriyor. Adamın çocukları da ortada kalıyor. Fakat, bak Allah'ın işine, kazık atan adam 20 yıl sonra kendisi de kanser olarak ölüyor. Bu sırada adamın çocukları devletimizin herhangi bir adalet kurumuna başvurup işlemin iptali için dava açmıyor. Çünkü nasıl olsa sonunda Allah'ın adalet kılıcını kötünün kalbine saplıyor.
Hikayeler hep aynı. Çaresiz iyiler, kendilerini ilahi adaletin kollarına bırakıveriyorlar. Bir çaresizlik Allah'ı bu; mecburiyetten! Ruhlar, cinler, dirilen ölüler, rüyalara giren dedeler, bilinmeyen güçler vasıtasıyla Allah, hem medeni hukuk hem ceza hukuku, her işe bakıyor.
Mafyada veya devlette tanıdığı olmayan insanlar "iyilerin kazanacağına" artık varlığı veya yokluğu ispatlanamayacak bir güç üzerinden
inanmaya çabalıyor. Bu dünyada adalet yok, artık Türkiye buna kesin bir biçimde inanıyor.
Kıymeti kendinden menkul ihtiyarlık
Bu dizilerin yaptığı tek şey insanları bu dünyanın adaletli olabileceği fikrinden uzaklaştırıp tek adaletin tanrının adaleti olduğuna inandırmak değil. Aynı zamanda mümtaz Türk aile sistemini dini vurgularla pekiştirmek gibi bir meseleleri de var. Çünkü genellikle doğruyu vaaz eden ihtiyarlar oluyor. Nine, bakacak durumları olmadığı için üçüncü bebeğini aldırmaya giden gelinine "Allah'ın verdiği can alınmaz" diyerek kürtaj karşıtı propagandasını yapıyor. Sonra anne kürtaj yaptırıp hastaneden dönünce bir çocuğunun diğerini öldürdüğünü sonra da "katil" çocuğun çamaşır makinesinin içinde boğulduğunu görüyor. İşte büyüklerin sözünden çıkanın sonu budur! Sonunda nine son sözü söylüyor:
"Ben sana demiştim!"
"Allah'ın sözü" bu dizilerde hep ihtiyarların ağzından çıkıyor her nedense. Ölüme yakın olandan. Ölüme yakın olduğu için hayatı kıskanandan, lanetleyenden. Yaşayanı, özgür yaşamak isteyeni korkutandan. Korku dolu Allah'lar bunlar. Korku ile ilgisi olan her şey insanlığa karşıdır oysa. İnsan olmaya karşıdır.
Bütün bunlar yaş ortalaması 25 olan bir ülkede yaşanıyor. Babasının lafından "Allah çarpar" diye çıkmaktan korkanların ülkesi. Birbirinin hayatını tekrar edip hiç isyan etmeden bitkileşen "gençlerin" ülkesinde.
İşte bunu halledemez Allah. Bunu yine aslında Cemil halleder!
Uluslararası Eskişehir Festivali 10 yaşında
Uluslararası Eskişehir Festivali 2-10 Ekim 2004'te düzenleniyor. Zeytinoğlu Vakfı ve Eskişehir Kentsel Gelişim Vakfı işbirliğiyle düzenlenen festival müzik, sinema, dans, tiyatro gibi çeşitli sanat dallarında yerli ve yabancı pek çok sanatçı ve topluluğu Eskişehirli sanatseverlerle buluşturacak.
10. Uluslararası Eskişehir Festivali programında toplam 19 gösteri, dört atölye çalışması, üç sergi ve film gösterimi yer alıyor. Bu etkinliklerin içinde, üçü korolu yedi klasik müzik, üç caz, iki halk müziği konseri, dans gösterisi; yetişkinler için üç, çocuklar için ise iki tiyatro oyunu var.
Festivalin ünlü konukları arasında Police'in gitaristi Andy Summers da bulunuyor. Summers, triosuyla Eskişehirlilere 9 Ekim'de bir konser verecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Çoksesli Korosu, TRT İstanbul Gençlik Korosu, Romanya Radyosu Çocuk Korosu da Eskişehirlilerle buluşacak. Festival etkinlikleri kapsamında Türk Halk müziği sanatçısı Arif Sağ da sahneye çıkacak.
219 eser açık artırmaya çıkıyor
Resim, obje, hat müzayedesi bugün İstanbul Ceylan Intercontinental Oteli'nde yapılıyor. Dolmabahçe Salonu'nda saat 14.30'da başlayacak müzayedeyi Antik Sanat Galerisi ve Burak Filateli A.Ş. düzenliyor.
Fahr El Nisa Zeid, Nedim Günsür, Adil Doğançay, Feyhaman Duran, Cihat Burak gibi birçok ismin resimlerinin bulunacağı müzayedede sedef işli sehpalar, kemanlar, gümüş tabakalar, saat ve çantalar da açık artırmaya çıkacak. 219 resim, hat ve objenin yer aldığı müzayedede teklifler 50 milyon liradan başlayacak.
ecetem@hotmail.com
|
|
|


 | Çetin ALTAN | | Akıl akıl, gel gel de TCK'ya takıl... NE olduysa oldu, bize göre durup dururken Baş... | |  | Melih AŞIK | | AB bir hobi mi? Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girişi Recep Ta... | |  | Fikret BİLA | | CHP'nin tutumu AKP, CHP lideri Deniz Baykal'ın önerisine uym... | |  | Hasan CEMAL | | Briçle pişpirik! Briç kulübünde pişpirik oynanmaz, oynatmazlar... | |  | Güneri CIVAOĞLU | | Satranç / 3 taş 3 aşamalı bir plan oluşturmuşlardı. 1 - "6 Ek... | |  | Can DÜNDAR | | Avrupa'yı zinaya satmak Bir dönem oturduğumuz evin üst katında ayyaş ... | |  | Abbas GÜÇLÜ | | YÖK bilim fakiri Türkiye'de yükseköğretim kurumlarının en tepe... | |  | Mehmet Y. YILMAZ | | Yeni ombudsmanımız Derya Sazak Milliyet, bundan 5 yıl önce Türk basınında ço... | |  | Hasan PULUR | | Tutanak dışı kürsü notları... MECLİS görüşmelerini izleyenler, milletvekill... | |  | Derya SAZAK | | Ulla'da nükleer tarama İskenderun Körfezi'nde çürümeye terk edilerek... | |  | Meral TAMER | | Zina krizi, YTL'yi de etkiler! Başbakan Tayyip Erdoğan'ın yıl başında tedavü... | |  | Ece TEMELKURAN | | Allah halleder! Eskiden bir film vardı; esas oğlanı Cüneyt Ar... | |  | Osman ULAGAY | | Olmaz demeyin her şey olabilir Kendisini iktidara taşıyan 2002 seçimlerinin ... | |  | Güngör URAS | | Hakan Uzan, şaraplarına en az 1.5 milyon dolar ödemiş Şunu yapmış, bunu yapmış, parayı şuradan bulm... | |  | Serpil YILMAZ | | Haçlı seferinden Erdoğan'a AB yolculuğu Uzun bir yolculuk... Çok bildiğim bir konuyu ... | |
|
|