Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 19 Eylül 2004 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Olmaz demeyin her şey olabilir


Kendisini iktidara taşıyan 2002 seçimlerinin sonuçlarının alındığı andan itibaren Avrupa Birliği (AB) tam üyeliği hedefine kilitlenen AKP hükümetinin, tam da bu hedefe yaklaşıldığı noktada, futbol deyimiyle "uzatmalar oynanırken" kendi kalesine attığı inanılmaz gol herkesi fena halde şaşırtmış durumda. Özellikle Avrupa'da ve dış dünyada Türkiye'nin tam üyeliğine destek vermeye ikna olan ve bu yönde görüş belirten çevrelerde tam bir şok yaşanıyor. Bu desteğin sağlanması için uzun süredir yoğun çaba harcamış olanlar ise "şok" deyiminin bile karşılayamayacağı bir ruh halinin etkisinde. AB ile ilgili gelişmeleri en yakından izleyen gazetecilerden biri olan Zeynep Göğüş, "Bugün Brüksel'de ve Avrupa başkentlerinde Türkiye'nin AB'ye alınması için canını dişine takıp çalışanlar çıldırmak üzereler. Seyrettikleri Türk filminden hiç bir şey anlamıyorlar" diyerek ifade etmiş bu durumu. (Hürriyet, 18 Eylül 2004).

Kırarız parmaklarını
Yıllardır Brüksel'in nabzını tutan Hadi Uluengin ise, 6 Ekim'de açıklanacak olan "Türkiye Raporu"nun taslağının bile henüz ortaya çıkmadığını belirterek şunları yazmış: "Türkiye Raporu hem yazılırken, hem de tartışılırken AB Komisyonu kanlı bıçaklı kavgalara sahne olacak. Hatta önemli bir ihtimalle uzlaşma sağlanamayacak ve karar oybirliğiyle benimsenemeyeceğinden sonuç parmak hesabına kalacak. Fakat ben hemen hemen eminim ki 'evet' parmakları mutlaka fazla çıkacak." (Hürriyet, 18 Eylül 2004)
Sevgili Hadi'nin iyimserliğine katılmak istiyorum ama İstanbul'un bıçkın kabadayı yetiştirmekle ünlü semtlerinden birilerinin, gidip o lehimize oy verecek parmaklardan bazılarını kırmalarından da endişe etmeye başladım son gelişmelerden sonra.
Türkiye'nin AB üyeliği için yoğun çaba harcamış olan kuruşlardan biri olan TÜSİAD'ın Antalya'daki Yüksek İstişare Kurulu toplantısına katılan UNICE Genel Sekreteri Phillippe de Buck'a zina konusuyla ilgili bir soru sormak isteyen arkadaşımız Ahmet Erhan Çelik'ten bu soruyu sormamasını rica eden bir TÜSİAD yetkilisi, "Aman bunu sormayın, zinanın İngilizcede karşılığı bile yok, adam bizi İran zanneder", demiş.
Oysa biz ne İran'a benzeriz, ne de başka bir ülkeye. Biz kendimize özgü bir ülkeyiz, beklenmedik anda umulmayacak başarılara imza atarız, örneğin futbolda dünya üçüncüsü oluruz, ondan sonra kendi kalemize gol atarak kazanacağımız maçı kaybederiz.
Dün bunları düşünürken birden derin bir sıkıntı bastı içime ve gazetelerin her zaman dikkatle okumadığım bölümlerine ve sayfalarına kaydı gözüm. Dikkatimi çeken ilginç haberlere rastladım. Onları okuyunca bu ülkede her şeyin olabileceğine ve "kendi kalemize nasıl gol attık" diye dövünmenin gereksiz olduğuna siz de inanacaksınız eminim.

Olmaz demeyin
İşte dünkü gazetelerden derlenmiş örnek haberler demeti:
  • Yaşlıları ve engelli çocukları karın tokluğuna köle gibi çalıştırdıkları anlaşılan Arslanlı köyü sakinleri, "Evlerimizde yaklaşık 350 yıldır bu işçileri çalıştırıyoruz" dedi. (Milliyet)
  • Türkiye'de büyücülük ve falın varlığını koruduğu ortaya çıkınca Diyanet İşleri Başkanlığı harekete geçti. 26 Kasım'da camilerde okutulacak 'Sihir ve Büyünün Karanlık Dünyasından Uzak Durmak' başlıklı hutbede falcılık, astroloji ve medyumluğun İslam'a aykırı olduğu vurgulanacak. (Radikal)
  • Ardahanlı ikiz kardeşler Gökhan ve Okan banyo sırasında anlaşamayınca yazıtura attılar. Gökhan yazı deyip kazandı ama girdiği banyoda şofbendeki gaz kaçağından öldü. (Sabah)
  • Altına kaçırınca elektrikli battaniye çarptı, öldü. (Vatan)
  • Galatasaray, BJK ve Fenerbahçe sembollü prezervatifler yok satıyor. Kadınlar hayvan figürlüleri, erkekler ise taraftar prezervatiflerini tercih ediyor. (Akşam)

  • İyi şeyler, yani iyi pazarlar efendim.

    oulagay@milliyet.com.tr








    Çetin ALTAN
    Akıl akıl, gel gel de TCK'ya takıl...
    NE olduysa oldu, bize göre durup dururken Baş...
    Melih AŞIK
    AB bir hobi mi?
    Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girişi Recep Ta...
    Fikret BİLA
    CHP'nin tutumu
    AKP, CHP lideri Deniz Baykal'ın önerisine uym...
    Hasan CEMAL
    Briçle pişpirik!
    Briç kulübünde pişpirik oynanmaz, oynatmazlar...
    Güneri CIVAOĞLU
    Satranç / 3 taş
    3 aşamalı bir plan oluşturmuşlardı. 1 - "6 Ek...
    Can DÜNDAR
    Avrupa'yı zinaya satmak
    Bir dönem oturduğumuz evin üst katında ayyaş ...
    Abbas GÜÇLÜ
    YÖK bilim fakiri
    Türkiye'de yükseköğretim kurumlarının en tepe...
    Mehmet Y. YILMAZ
    Yeni ombudsmanımız Derya Sazak
    Milliyet, bundan 5 yıl önce Türk basınında ço...
    Hasan PULUR
    Tutanak dışı kürsü notları...
    MECLİS görüşmelerini izleyenler, milletvekill...
    Derya SAZAK
    Ulla'da nükleer tarama
    İskenderun Körfezi'nde çürümeye terk edilerek...
    Meral TAMER
    Zina krizi, YTL'yi de etkiler!
    Başbakan Tayyip Erdoğan'ın yıl başında tedavü...
    Ece TEMELKURAN
    Allah halleder!
    Eskiden bir film vardı; esas oğlanı Cüneyt Ar...
    Osman ULAGAY
    Olmaz demeyin her şey olabilir
    Kendisini iktidara taşıyan 2002 seçimlerinin ...
    Güngör URAS
    Hakan Uzan, şaraplarına en az 1.5 milyon dolar ödemiş
    Şunu yapmış, bunu yapmış, parayı şuradan bulm...
    Serpil YILMAZ
    Haçlı seferinden Erdoğan'a AB yolculuğu
    Uzun bir yolculuk... Çok bildiğim bir konuyu ...

    © 2004 Milliyet