Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 21 Eylül 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Silahlara veda vakti

"Silahla özgürlük talebi olmaz; zaman silahlara veda zamanıdır; terör çözümsüzlüktür" diyen Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, Milliyet aracılığıyla 13 maddelik bir barış çağrısı yaptı

HASAN CEMAL GÜNEYDOĞU'DA - 1

DİYARBAKIR
Ulucami civarında, eski Buğday Pazarı'nda sohbet ediyoruz. Öfkeli. Ulucami'nin kapısındaki tezgahını kaldırmış belediye. "Kırk yıldır ekmek yiyordum bu tezgahtan. İnsanın namusu sadece karının donuna mı girdi? Ekmeğidir insanın namusu aynı zamanda" diyor.
Adı, Mehmet Salih Satmaz.
59 yaşında.
"Yaz!" diye başlıyor söze:
"Benim çocuğum faili meçhul öldürüldü. Arkadan kafasına bir kurşunla vurdular. Niye katili yakalamıyor devlet?.. Silahlar sussun, barış olsun! Devlet gelip yatırım yapsın. Diyarbakır zenginleri gelip yatırım yapsın."
Dükkan sahibi sözü alıyor:
"Kürtlerin de arzusu, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmesidir. Kürtlerin de televizyonu olsun, okulu olsun. Samimi bir af çıkarsa, dağdakiler de iner, teslim olur. Şu anda devlet merhametli davranıyor. Beş altı yıl öncesinin hakareti, zulmü yoktur. Bir zamanlar kötüydü. Bir seferinde bu çarşıdan 15 kişi birden gitmişti dağa. Kimi çıraktı, kimi lokantacı, kimi tezgahtar..."
'Samimi af' sözünün altını çiziyorum.
İlginç olan şu:
Düzelmeyi AB'ye bağlıyor.
Bunun üzerine soruyorum:
"Madem Avrupa Birliği yüzünden işler düzelmeye başladı. O zaman Apo'nun 1 Haziran itibariyle yeniden silahlı mücadele çağrısı yapmış olması doğru mu? AB'yi istemeyenlerin işine gelmiyor mu Apo'nun bu yaptığı? Demokratikleşmeden, reformlardan hoşlanmayanların, Kürt, Kürtçe sözünden bile tüyleri diken diken olanların elini güçlendirmiyor mu silahlı mücadele çağrısı? O eski günlere dönmek hiç iyi olabilir mi?"

'AB olmasa kötüye gider'
Diyarbakır'da ilk günüm.
Dikkat ediyorum, yukarıdaki sorulardan rahatsız olmayan yok. Bodur kürsülere tünemiş, bir yandan çaylarımızı yudumluyoruz.
Dükkan sahibi devam ediyor:
"Avrupa Birliği havası olmasa, çok şey kötüye giderdi. Evet, Avrupa Birliği derken silahlı mücadele yapmak zarardır. Verheugen gelmiş, devletin insanını öldürüyorsun... Hiç olacak şey mi? Bu arada eğer Apo'nun lafı hala para ediyorsa, adamı biraz rahatlatın. İmralı'da tek başına kafayı yiyecek. Af olmuyorsa, gelsin bir cezaevinde yaşamaya başlasın."
Bir başka dükkancı geliyor.
Kürsüye tünedikten sonra ilk sözü:
"Bir Kürt bireyi olarak konuşuyorum."
Kültürel adımlar ona göre yetersiz, hatta devede kulak. Ayrıca samimi bulmuyor Kürtçe radyo televizyon, Kürtçe kurs gibi adımları... Ama Avrupa Birliği'ni önemsiyor.

Bu işte bir yanlışlık var!
Aynı şeyi soruyorum:
"AB'yi, Türkiye'nin Avrupa yolunu önemsediğine göre, PKK'nın geçen 1 Haziran'da ateşkese son verip silahlı mücadele için düğmeye basmasına ne diyorsun? Doğru mu oldu bu?"
Yanıtlarken zorlanmıyor:
"Silahların patlaması elbette Avrupa Birliği sürecini güçleştiriyor. Doğru değil bu. Kürt halkı olarak silahı istemiyoruz. Ama devlet anlayışı da değişmeli. Karşılıklı mutabakat lazım. Artık acı çekmek, gözyaşı dökmek istemiyoruz."
Güneydoğu'da ilk günüm.
Ama daha ilk sohbetlerde açıkça belli oluyor. PKK'nın yeniden silaha sarılmış olması büyük rahatsızlık yaratmış. Biraz deşince bu kendini ele veriyor. Bu işte mantık olmadığı, bu işte bir yanlışlık olduğu teslim ediliyor.
Gerekçelenmesi ayrı bir konu.
Önemli olan, Güneydoğu'da silahlara veda zamanının gelip çattığı görüşünün bazen açık bazen üstü örtülü biçimde, ama sık sık vurgulanması... Eski zamanları istemiyoruz diyenlerin ezici çoğunluğu oluşturmaya başlaması... Türkiye'nin AB yolu zarar görmesin diyen seslerin daha çok duyulur hale gelmesi... Bütün bu seslerin de, silahlı mücadele için bastıran Apo'yla PKK'yı gitgide sıkıştırması...
Bu hemen hissediliyor.

Kapalı kapılar ardında...
İki tür söylem var.
Biri resmi, biri özel. Resmi söylemde Apo'ya, PKK'ya ses edilmiyor. Devlet işin içine çekiliyor, bazı bakımlardan eleştiriliyor. Ama sohbet ilerleyince, kapalı kapılar arkasına kayıldıkça, resmi söylem bir yana bırakıldıkça, Apo, örgüt ve silahlı mücadelenin mantığı eleştirilmeye başlanıyor. Özellikle Türkiye'nin AB yoluna zarar verilmesine karşı çıkılıyor.
Gerekçe de çok açık:
Kürt kimliğini inkar edenlerle AB'ye karşı çıkanlar, malum, aynı odaklar; AB yolunda reformcu yürüyüşünü sürdürmek isteyen hükümeti zayıflatmak isteyenler de aynı malum odaklar; PKK'nın yeniden başlayan silahlı mücadelesi de bunların elini güçlendiriyor.
O zaman ne yapmalı?

13 maddelik barış planı
Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'le dün sabah makamında baş başa sohbet ediyoruz.
Şöyle diyor:
"Yaşadıklarımı tekrar yaşamak istemem. O günleri bölgede kimse yaşamak istemez."
Ve ekliyor:
"Türkiye'nin çıkarı şiddette değil, silahta değil. Bu çağda silahla özgürlük talebi olmaz. Özgürlük talebi silahla zorlaşıyor, olanaksızlaşıyor. Devir artık isyan devri değil, inşa devridir. Silahlara veda zamanıdır."
Baydemir'in bir barış planı var.
13 maddelik.
(1) Yeniden çatışmasızlık haline geçmek. Buna ateşkes de denebilir. (2) Hapiste yatan 6 bin PKK'lıdan bini hasta, sağlık durumu kötü. Bunların affını, salınmasını gündeme getirmek. Bunun için Cumhurbaşkanı da devreye girebilir.
(3) PKK'nın "Silahlara veda ediyoruz, Türkiye'ye gelmek istiyoruz" çağrısı yapması... (4) Ankara'da ille de af adı konmayacak bir yasal düzenlemeyle, hem hapisteki hem de dağdaki PKK'lıların normal hayata dönüş kapılarının açılması... Üst düzey yöneticiler için farklı düzenlemelerin öngörülmesi; siyaset yasakları, İskandinav ülkelerine sığınma hakkı gibi...

'Seçim barajı indirilsin'
(5) Apo'nun tecridinin aşamalı olarak kaldırılması, zaman içinde İmralı'dan bir başka cezaevine naklinin mümkün olup olmadığı...
(6) Köye dönüş ve kırsal kalkınma projesi. (7) Bölgeye yatırımların teşviki için özel planlama... (8) Yüzde 10 seçim barajının hiç olmazsa yüzde 6 - 7'ye indirilmesi ve siyasal katılım yollarının genişletilmesi. (9) Siyasal Partiler Yasası'nda, Seçim Yasası'nda Kürtçe propaganda konusundaki kısıtlamaların aşılması.
(10) Anayasa'da bazı değişikliklerle sivilleştirmenin derinleştirilmesi... (11) Türklük, Kürtlük konusunda aşırılıkları törpüleyen ve Türkiyelilik üst kimliğini öne çıkaran yönelişler. (12) Koruculuk sisteminin lağvı, mağdur edilmeleri önlenerek...
(13) Türkiye'nin AB yolu gibi ortak paydalar oluşturmak. "Verheugen'e Türkiye'nin müzakere takvimini hak ettiğini söyledim" diyen Büyükşehir Belediye Başkanı Baydemir şöyle diyor:
"Türkiye'deki Kürt yurttaşların bu ülkeye, bu devlete aidiyet duygusunu yaşayacakları bir psikolojik ortam yaratmak zorundayız Kürt sorununu çözmek için. Bu ülke benim, bu devlet de benim diyebilmeleri lazım. Kürt muhalefetini silahsızlandırıp Türkiye'nin içine katabilmeliyiz. Bunun demokratik siyasete katılımını sağlayıp AB sürecinde siyasal normalleşmenin kapısını açmalıyız."
Baydemir öne doğru eğilip, bir noktayı bir kez daha vurguluyor:
"Adını ne koyarsanız koyun. Ama af konusu işin esası..."
Bu hafta yazılar Güneydoğu'dan.




GÜNCEL
Silahlara veda vakti
Şahin'in adamları loca bastı
Irak'ta Kızılay'a pusu
Orda bir müze var uzakta
'Zehir' gibi itiraf
'Yanaşık düzen' eğitim
Veziroğlu işçilerini arıyor
'Tayyip, oğlumu kurtar'
'Türkçe yozlaşıyor'
Avukata tecavüze 36 yıl
Sinan Kara'ya Alman dergisinde 4 sayfa ayrıldı
Türbanlı, peruklu gıda denetimi
Müdür, mülakatı geçti!
Bilgi edinen yok!
Musul'da bir Türk daha öldürüldü
'Öcalan'ın ABD ile ilişkisi vardı'
TCDD kendini internette savunuyor
Pamukova kazasında ölü sayısı 39 oldu
Kardeşi kurtuldu kendisi can verdi
Nazilli'de düğün kana bulandı: 5 yaralı
'Turizm atölyesi' hizmete girdi
Riskli olan 62 okula yıkım kararı
Borçlu okulun bilgisayarı gitti
Bir tuvaletsiz okul eksikti
Tarihte bugün
Serin Duruş






Melih AŞIK
Kopenhag zinası...
Bütün Türkiye tek bir adamın ağzından çıkan v...
Can DÜNDAR
Aileyi koruyacaksak boşanmak da yasaklansın
Kim derdi ki İrlandalı Janice, Türkiye Başbak...


 2003 yılında neler oldu

© 2004 Milliyet