Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 21 Eylül 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Bir gelenek yıkılıyor

"Bir takımın başına geçmeden önce Fenerbahçe eğlendirmek için futbol oynardı. Göreve geldiğimde öğrencilerime ilk söylediğim şu oldu: Futbolda önemli olan skordur." Daum, Champions dergisine böyle söylüyor. Bugün Fenerbahçe üzerine yapılan yorum ve inkarların temelinde bu felsefe yatıyor. Bugün olan, Fenerbahçe'nin geleneklerine tam ters bir felsefenin yerleşmesi, başarı kazanması ve buna olan dirençtir.
Daum çok eleştiriliyor. Özellikle oyuncu tercihleri nedeniyle. Yerinde oynatılmadığı düşünülen oyuncuların sayısı o kadar çok ki. Serhat ve Tuncay'ın kanat oynayamayacağı, Alex ve Fabiano'nun yeri, Serkan, Ümit Özat ve Deniz'in savunma kanatlarında harcandığı vs. Oysa Daum sürekli kazanıyor. Sadece kazanmakla kalmıyor. Oyuncular da yükseliyor. Tuncay müthiş istatistiklerle milli takım kadrosuna Daum zamanında yerleşiyor misal. Deniz, Serkan ve Ümit, Daum'un onlara biçtiği rollerle, haftalardır karmaya giriyor. Nobre sıradan bir yedekten, bir Şampiyonlar Ligi hücumcusu olmaya yürüyor. Van Hooijdonk, Hagi misali kariyerinin sonunda en yüksek performansına çıkıyor. O artık kariyerinde hiç olmadığı kadar milli takım oyuncusu. Fenerbahçe'de, "Bu adam ne kadar kötü oynuyor" diyeceğiniz tek futbolcu yok.

Bozucu Serkan
Sahaya çıkan kadrolara şaşırıyoruz. Ama sonuç geliyor. Misal Prag maçında Serkan'ın yerinde Fabiano konuyor. Bu nedir? Cevabı Daum'un kafasında çok basit. Prag orta sahayı pas geçiyor. Dolayısıyla orada bir bozucudan çok bir topçuya ihtiyaç var. Fabiano, Serkan'dan çok daha ayaklarına hakim, top yapabilen oyuncu. Malatyaspor ise bunun tam tersi. Aykut Kocaman, "Futbol bir pas oyunudur" felsefesiyle orta sahada top yapmayı seviyor. Serkan bu rakibe karşı vazgeçilmez bir bozucu. Sarı - Lacivertliler Prag maçında beklenin üzerinde pozisyon verdi. Ama Prag'ın en büyük silahı olan orta sahayı hızlı geçip baskın yapma yoluyla bir pozisyonu bile yok. Hemen hepsi duran toplardan. Durum bu olunca Daum'un Fabiano tercihi nasıl eleştirilir? Ancak, bambaşka bir geleneğe sonuna kadar bağlıysanız. Çatışma bundan.

Teşhis önemli
Bu, bir takımın başına ilk kez gelmiyor. 94'te Brezilya 24 yıl sonra şampiyon olurken, sambaseverler hiç memnun değildiler. Bir gelenek yıkılmış her şey alt üst olmuş, ama efsane yeniden şampiyon olmuştu. Kafalar karışıktı. Gelenekçilerin aforoz ettiği bir zihniyet kazanmıştı. Brezilya o temellerin üzerinde bugün bambaşka bir futbol oynuyor ve kazanmaya devam ediyor. Gelenekçiler devrime karşı ayakta duramadılar. Bugün Fenerbahçe'ye olan da bu. Bugün bir başka Alman bir başka büyüğün geleneğini yıkıyor. Bizler de bunu anlamakta zorluk çekiyoruz.
Halbuki bizim işimiz bir alternatif hoca olmak, hocaya direnmek değil. Eğer öyleyse sezon başı tahminleri tutmayanların, eleştirileri manasız kalanların tıpkı hocalar gibi sezon sonu görevlerini bırakmaları gerekir. Bizim işimiz teşhis etmek, anlamaya çalışmak ve anlatmak. Görev alanımızı iyi anlamamız şart. Bugün şiddetle prestij kaybediyoruz. Sonra da "herkes bu işi yapıyor" diye şikayet ediyoruz. Maalesef bu işi herkesin yapabileceği bir seviyeye indirenler biziz. Farkında olmalı.

İnönü'nün manzaraları

Müthiş bir stat. Sanki Arjantin'de Boca Stadı'ndayız. Derin bir cehennem. Doldurmak daha kolay olduğu için, en uygun milli takım stadı. Beşiktaş'ın bu oyunla doldurması çok zor, ama yapılan müthiş bir iş. Öte yandan gariplikler var.

Kalkanları aş da gel
1) Teller kalkmış, ama kalkanlar var. Tellerin, demirlerin arasından her şeyi görebilirsiniz. Ama önünüze aradan ip geçmez bir halde dizilmiş polisler ve onların kaldırdığı kalkanlar arasından hiçbir şey. Tamam teller insanlık onurumuza dokunuyor. Ama en azından maçı seyredebiliyoruz. Gerçekten garip.

Kaçak yönetimi
2) Maçın başlamasına 2 saat kala kapalı tribüne gelen kombineli seyirciler, kapalı kapılar, onları almamak için barikat kurmuş polislerle karşılaşıyor. Biletix'in turnike sistemi çökmüş, stat kaçaklarla dolmuş. Kavga, gürültü dayak. Sonunda giriyorlar. Ama tamamen açılan kapılardan yeni kaçaklarla. Tribünde değil oturacak, adım atacak yer yok. Tam bir rezalet.
Alınacak ders:
Stat yapmak tamam. Ama asıl iş onu yönetebilmek.

Basın tribünü işkencesi
3) Çarşamba akşamı Türkiye'nin en güzel stadların birinde ama en kötü basın tribününde yabancı dostlarımızı ağırladık. Çalışma odası olmayan sıralarında bilgisayarla çalışılması çok zor direklerden sahayı görmenin çok zor olduğu Saracoğlu'nda. Ama daha kötüsü varmış. İnönü yenilenme aşamasında çağ ötesine dönen bir basın tribününe sahip. Tek merdivenden giriliyor. 35. sıradaysanız, yerinize gitmek için yazı yazmaya çalışan 35 kişiyi kaldırmanız lazım. Açılır çalışma masası süs olarak konmuş. Bırakın üzerine bilgisayar koymayı kağıt koysanız devriliyor. Bize yapılan eziyetlere razıyız ama dev Norveçlilerin burada çekeceği sıkıntıya ben şahit olmak, bu stadın yenilenmiş hali olduğunu onlara anlatmak zorunda kalmak istemiyorum.

mdemirkol@milliyet.com.tr




SPOR
Potansiyel tehlike!
Sultanlık düzeni mi var?
Serhat'ın isyanı
Neşter yeni yılda!
Emir büyük yerden!
'Paniğe gerek yok'
İşlenmemis elmaslar
Daum mu, moral mi?
Sultanlar podyumda
Haber turu...
Bir gelenek yıkılıyor
At yarışları
Devler Estonya yolcusu
'Allen benim idolüm'





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Mehmet DEMİRKOL
Bir gelenek yıkılıyor
"Bir takımın başına geçmeden önce Fenerbahçe ...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 İstatisliklerle lig
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2004 Milliyet