|
 |
|
|
Yeteneğe ihanetin anatomisi...
Mercek / İsmail Özelçinler
Yetenek, Allah'ın kullarına verdiği en büyük ödüldür. Gerisine karışmaz. İster o ödülü kullanırsın, istemezsen bozuk para gibi harcarsın.
Aslında harcanan yetenek değil, kişinin kendisidir. İnanın dostlar, bu sadece futbolda değil, bir çok çalışma alanında böyledir. Ama bizim işimiz spor olunca, "Yetenek" olayına bu pencereden bakacağız.
Hemen yıllar öncesine gitmek istiyorum. Takriben 8 - 9 yıl öncesine... En keyif aldığım şeylerden biri, genç takımların maçlarını izlemek ve genç yetenekleri saptamak.
Kulakları çınlasın, şu an da Futbol Federasyonu İzmir büroda görevini sürdüren Coşkun Süer hocam, o yıllar İzmirspor Altyapı Genel Koordinatörlüğünü yapıyordu. Birgün karşılaştığımızda, "İsmail, bizim B Genç takımda Tufan diye bir çocuğumuz var, izlemeni tavsiye ederim. Büyük keyif alırsın" dedi.
Coşkun hocamın sözünü hemen belleğimin bir kenarına yazdım. Fırsat bulduğum 2 - 3 hafta sonrası, İzmirspor B Genç takımını izlemek üzere yan sahalara gittim. Yine belleğim beni yanıltmıyorsa, Tufan, 8 numaralı formayı giyiyordu. Ufak - tefek çelimsiz bir çocuktu. Orta alanda oynuyordu. Maç boyunca büyük bir keyifle izledim. 13 - 14 yaşlarındaki çelimsiz çocuğun, müthiş çalımları, harika pasları ve orta alanın her karesini parsellemesi tek kelimeyle keyif vericiydi. Çelimsiz yapısı ve küçük yaşına rağmen, tam bir lider oyuncu görüntüsü beni etkilemişti. İçimden, "Allah nazardan saklasın. Türk futbolu büyük bir yıldız kazanıyor" diyerek, o dönemde görev yaptığım Kanal 1 televizyonuna döndüm. Ancak, Tufan'ı izlemek bana okadar büyük bir keyif vermişti ki, fırsat yaratarak daha sonra 3 - 4 maçını daha izledim.
Üzerinden atamadığı baskılar
Bu olaydan bir yıl sonra, Tufan 15 yaşındayken Galatasaray'ın gündemine geldi. Hatta, Galatasaray'ın İzmir deplasmanında Hilton Oteli'nde kamp yaptığı sırada, Teknik Direktör Fatih Terim, İzmirspor Başkanı Cemal Dönmez ile biraraya geldi. Hatta kısa bir görüşme sonrası Tufan'da babasıyla birlikte Hilton'a gelmişti. Kanal 1 televizyonu olarak, bu olayı görüntüleyip, keyifli bir atlatma haberini de ekranlara getirmiştik.
Özetle, bu olaydan iki yıl sonra Galatasaray kapısından dönerek, 17 yaşında Fenerbahçe'ye transfer olan Tufan, İstanbul yolunu tuttu.
Ama, bu büyülü kentin ve büyük takımın havası da 2 yılda Tufan'ı yuttu.
Tekrar İzmirspor'a dönen Tufan, ilk yılında üzerinden atamadığı baskılar nedeniyle verimli olamadı. Ancak ikinci yılında kendini toparlamış ve orta alan oyuncusu olmasına karşın attığı 14 golle tekrar kendine gelmeye başlamıştı.
Geçtiğimiz sezon başında Karşıyaka'ya transfer olan Tufan, Rıdvan Dilmen'in gelişiyle birlikte, kendinden bekleneni vermekten uzak kaldı. Son maçlarda yer almadı ve sezonu öyle kapadı.
Bu sezon başında Karşıyaka'nın başına Hüseyin Hamamcı geldi. Hüseyin hocayla uzun yıllardan süren dostluğumuz var. Fırsat buldukça da dertleşiriz. Hamamcı, Tufan'a çok güveniyor, ondan çok şeyler bekliyor. Ancak, babasının oğlu da olsa, istediği düzeye gelmeyen ve mantalitesine uymayan futbolcuyu kenarda bile zor oturtur. Demek ki Tufan hala istenilen düzeyde değil. Yazık. Hem de çok yazık. Oysa henüz 23 yaşında. Karşıyaka'nın ona çok ihtiyacı var. Türk futbolunun da...
Bu satırlardan ben de Tufan'a son kez sesleniyorum. "Bir insanın yetenekli olması önemli değil. Önemli olan yeteneklerinin kıymetini bilmek ve en iyi şekilde değerlendirmektir" Bundan sonrasını tabi ki kendisi bilir.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|