Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 22 Eylül 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Dünya seninle gurur duyuyor!

Dünya basınının her yıl eylül ayının birinci haftasında görsel secdeye vardığı tapınakta bu yıl bir Türk kutsandı: Gökşin Sipahioğlu

paris

Salon tıklım tıklımdı. Salvador Dali'nin "Dünyanın merkezi" ilan ettiği Perpignan Garı çok uzak değildi. Ama Perpignan, aynı zamanda dünya basınının yılda bir kez "görsel" secdeye vardığı tapınak. Her eylül ayının birinci haftası, yeryüzünün en hızlı deklanşör çeken silahşörleri, tüm savaşların yorgun ama muzaffer fotoğrafçıları, çıktıkları tehlikeli seferlerden getirdikleri ganimetleri, bir daha tekrarlanmadan tarihe geçen "o an" imgelerini tapınağın "Visa Pour l'Image" sunağına bırakmak için yarışırlar. Ama o gün, 2 Eylül 2004 damgalı gün, aralarından biri, ustalar arasında en ustası, "Büyük" olarak kutsanacaktı.
Salon tıklım tıklımdı ya, o kutsanacak "Büyük", ak saçlarıyla yine herkesin tepesinden bakıyordu: Hepsinden uzundu zira ve zaten "Büyük Türk" diye anılıyordu dünyada.
Biraz heyecanlıydı kabul, hafifçe de titriyordu heyecandan. Hele Fransız Kültür ve İletişim Bakanı, aristokrat Renaud Donnedieu de Vabres, kürsüye çıkıp onu ona ve tüm müritlerine anlatmaya başladığı zaman:
"Bugün burada sizi tanımaktan ve size bu nişanı vermekten onur duyuyorum" diye başladı cumhuriyetçi aristokrat bakan. "Çünkü siz, basın fotoğrafçılığının evrensel boyutunu temsil ediyorsunuz. Soyadınızın, 'at üstünde savaşan' anlamına geldiğini söylüyorlar.
Gerçekten de siz, bir tutku ve coşku adamı, strateji dehası, çalışkan, yaratıcı, olağandışı bir kişiliksiniz. Gerçekten de siz, büyük mucitler gibi bir kaşif, bir 'scoop' koleksiyoncusu olarak 20'nci yüzyılda gazeteciliği temsil ediyorsunuz. Birçok filme konu olabilecek yaşamınız, baş sayfalar ve manşetlerle dolu.
Önce gazeteciydiniz: Spor muhabiri, basketbol uzmanı. Ki bu uzmanlık, uzun boyunuza çok uygundu, üstelik kendi oynadığınız bir maçı, ertesi gün müstear bir imzayla 'tarafsızca' eleştirmenize mani olmadı.
1956 yılında, elinize ilk kez bir fotoğraf makinesi aldınız, Sina Çölü'nde İsrail ordusunun harekatını resimleyip yaralı Mısır askerlerinin fotoğraflarını çektiniz. Sonra o ilk makineyi, Rolleycord'unuzu, İsrail'de kaldığınız otelin faturasını ödemek için sattınız. Ertesi yıl, ülkenizde fotoğrafa en geniş ve özellikle birinci sayfa, manşetten yer veren ilk gazeteyi çıkarttınız.
1958 yılında, II. Dünya Savaşı'ndan sonra komünist ülkelere giren; Macaristan, Polonya ve Çekoslovakya'yı dolaşan ilk Türk gazetecisi oldunuz. 1965'te, Çin'e giren ilk Türk gazeteci, yine sizdiniz.
1961'de, Arnavutluk'a girebilen ilk Avrupalıydınız. 1962'de, dünyayı nükleer bir savaşın eşiğine getiren füze krizinin tam ortasında, 'denizci kılığı'na girerek Küba'ya çıktınız. Üstelik, Küba polisinin burnunun dibinde fotoğraflar çekerek...
1968'de, Prag'da Rus askerlerle röportaj yapabilen ilk Avrupalı gazeteci, yine sizdiniz: Anadilinizi konuşan Sovyet Azerilerine rastlamıştınız.
1969'da, eşiniz Pyllis Springer'le birlikte, bir röportajınız reddedildiği için kafanız kızıp ajans kuran ilk oldunuz yeniden. Hem de ne ajans, SİPA!
1970 Eylül'ünde, Time dergisinde dört yerine altı sayfa işgal ettiniz: Pekin'de bir röportajla. Ve aynı yıl, eski bir şarapnel fabrikasında basın ajansı kuran 'ilk' sizdiniz...
İlkleriniz, 'scoop'larınız sayısız. Öyle ki, tüm gazetecilik okullarında size 'Kutsal Canavar' ve 'Yaşayan Efsane' deniyor. Ama cömertliğiniz, efsane değil, destan! Yetiştirdiğiniz ve ayaklarını üzengiye geçirdiğiniz genç yetenekler, size şükranlarını sunar.
Yaşamınızda ilk ve son kez yaptığınız tek girişim oldu: 1957 yılında, Türkiye genel seçimlerinde adaylığınızı koymak.
Evet, sizin yaşamınız bir destan ve tüm basın fotoğrafçıları için ölçü ve örneksiniz.
Sevgili Gökşin Sipahioğlu, Fransız Cumhuriyeti adına, size Sanat ve Yazın Nişanında Zabit unvanını veriyorum..."
O gün dünyanın merkezi Perpignan, dünyanın fotoğraf tapınağı Visa Pour l'Image'dı. Tapınağın sunağına çıkan evrensel başarı macerasının kahramanı Sipahioğlu'nun yarım yüzyıldır cebinde taşıdığı tek pasaportun, T.C. damgalı kimliğin üstüne yalnız Fransız Devlet Nişanı değil, beş kıtadan meslektaşları ve ustaların saygısı takıldı.
Utançlarıyla gurur duyan Türkiye alışık olmasa da, "Dünya seninle gurur duyuyor, Gökşin!"

mine.gokce@wanadoo.fr

PAZAR
"Yüzüklerimi gözyaşları içinde satarım"
"Ben her türlü mücadeleye silah elde girdim. Girerim"
Tarkan karagöz perdesinde
Efsane geri dönüyor...
Zekasına güvenen gelsin!
Romantik isyankar kitabında aldatılmış erkekleri yazdı
Mobil teşhis aletleri hayat kurtarıyor
Bağbozumunun en güzel günleri
Film bombardımanı...
"Ölmek var dönmek yok"
Temel Reis 75 yaşında
"İnsanların ve cinlerin ustası"
CNBC-e dizileri Emmy için yarışıyor
Paralel kentkırım
Komşu adaların balık lokantaları
Dünya seninle gurur duyuyor!
Kudüs ey Kudüs
"Voliyi vuracaksın, evleniyorsun"
"Seni sonsuza kadar seveceğim, Gala..."





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
MİNE G. KIRIKKANAT
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer

© 2004 Milliyet