Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 22 Eylül 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
'Türkiye Latin Amerika gibi olmasın'


Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü (UNCTAD), küreselleşmenin ve kalkınma sürecinin sorunlarına, bu sorunları yaşayan ülkelerin perspektifinden bakabilen, IMF ve Dünya Bankası'nın standart yaklaşımlarına eleştiri getirebilen bir kuruluş. 1984'den beri UNCTAD'da görev yapan ve bu kuruluşun başekonomisti iken bu yıl emekli olan Dr. Yılmaz Akyüz'ün Türkiye'de bulunduğunu, konuşmacısı olduğu bir toplantının davetiyesini alınca öğrendim. Toplantıyı düzenleyen İşletme ve Finans dergisinin yılmaz yayıncısı Ali Bilge'nin yardımıyla da kendisiyle buluşmak ve son 20 yıllık deneyiminin ışığında Türkiye ekonomisinin durumunu ve sorunlarını konuşmak fırsatını buldum.
Finansal liberalleşmenin mali piyasalarda büyük çalkantılara yol açtığı ve krizlere neden olduğu son 20 yılda özellikle Latin Amerika'da yaşanan dramatik sürecin bizim için önemli derslerle dolu olduğunu belirten Dr. Akyüz, başlıca kaygısını hemen dile getiriyor, "Türkiye, Latin Amerika'nın düştüğü tuzağa düşmemeli", diyor.

Enflasyon düşse de...
Dr. Akyüz'e göre birçok Latin Amerika ülkesi döviz kuruna dayalı istikrar programlarıyla enflasyonu düşürmeyi başardı ama bu başarı, borç sorununu çözmeye, reel faizleri istenen düzeye indirmeye, kalıcı istikrarı ve sürdürülebilir büyümeyi sağlamaya yetmedi. Enflasyonu düşürmeyi başaran Meksika, Arjantin ve Brezilya gibi ülkeler kriz tehdidi altında yaşamaktan kurtulamadı. "Bu tehdidin gölgesindeki ülkelerde enflasyon ne kadar düşerse düşsün insanlar % 8'in altında bir faizle hükümete borç vermiyor, reel faiz bir noktadan sonra düşmüyor", diyen Yılmaz Akyüz, Türkiye'nin de aynı açmazla karşı karşıya bulunduğunu düşünüyor. Reel faizlerdeki düşüşe güvenerek yüksek büyümenin süreceğini düşünmenin ve borç sorununun bu süreç içinde kendiliğinden çözümlenmesini beklemenin gerçekçi olmadığını savunan Dr. Akyüz'e göre, Türkiye ekonomisinin bugünkü tablosunda her şey olumlu gibi görünüyor ama bunun uzun süre sürdürülmesi pek mümkün değil.
Pekiyi bu kısır döngüyü kırmak, borcun sürdürülebilirliği sorununu sürekli bir tehdit olmaktan çıkarmak ve yüksek oranda faiz dışı fazla verme zorunluluğundan kurtulmak ve sürdürülebilir büyümeye geçmek için neler yapılabilir?

İç borca düzenleme
Dr. Akyüz'ün kimilerine aykırı ve radikal gelebilecek bir cevabı var bu soruya. Dış borcun büyük sorun oluşturmayacağını düşünen Dr. Akyüz, iç borcun iyi tasarlanmış bir operasyonla yeniden yapılandırılmasını gerekli görüyor. Bu operasyonun, işlerin iyi gittiği ve borcun sürdürülebilirliğinin tartışma konusu haline gelmediği bir ortamda, alacaklıların ikna edilmesi yoluyla yapılmasını öneren Dr. Akyüz, bunun başarılması halinde orta vadeli mali istikrarın yolunun da açılmış olacağını düşünüyor. "Bu yapılabilirse çok yüksek orandaki bir faiz dışı fazlayı sürdürme gereği de ortadan kalkar ve hem sosyal hem de siyasi bakımdan daha sürdürülebilir bir noktaya gelinir", diyor. Ona göre bu operasyonu planlayarak yapamazsak Arjantin gibi kriz ortamında ve çok daha kötü koşullarda yapmak zorunda kalacağız ve daha büyük bir fatura ödeyeceğiz.
Borç tehdidini ortadan kaldıracak ve mali istikrarı güvenceye alacak bir yola girildiği taktirde Türkiye'deki reel ekonominin de gerçek gücünü göstereceğine inanıyor Dr. Akyüz.
"Türkiye 1. Dünya ülkesi olmak zorunda, bunu da reel ekonomideki atılımla gerçekleştirebilir", diyen Yılmaz Akyüz. Avrupa Birliği'nden tam üyelik vizesi almanın, Türkiye'nin sorunlarına otomatik olarak çözüm getireceğine de inanmıyor.
Kimilerine aykırı gelebilecek olan bu görüşler tartışma gündemimizi zenginleştirebilir diye düşünüyorum.

oulagay@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Dubai mucizesi ve çağımız
İZMİR - Doğan Medya Grubu'nun Ege Sanayi Odas...
Çetin ALTAN
Geceler uzamaya başlıyor...
GÜNDÜZLERLE geceler arasındaki hiç şaşmayan d...
Melih AŞIK
100 Temel Eser
Milli Eğitim Bakanlığı'nın tavsiye ettiği "10...
Fikret BİLA
CHP'nin atağı
CHP lideri Deniz Baykal, Türk Ceza Yasası tas...
Güneri CIVAOĞLU
Milliyet katkısı...
Ulusların "ortak belleği" diye bir kavram var...
Abbas GÜÇLÜ
100 Temel Eser
Milli Eğitim Bakanı Çelik, pek çok konuda old...
Hurşit GÜNEŞ
Koca reis dümende
Alan Greenspan ABD para politikasının uzun yı...
Nail GÜRELİ
Takiye üstü şike
Sizi biraz bizim mutfağa alalım. Geçen haftak...
Sami KOHEN
Sonuçları önceden kestirmeli...
AB Komisyonu kesin ve net söylüyor: Avrupa Bi...
Mehmet Y. YILMAZ
Çocuklar için iyi bir 'yol haritası'
Babamın, Ankara'ya yaptığı bir iş gezisinin a...
Hasan PULUR
Eşekten düşmüş karpuza dönmek
MEĞER günlük konuşma dilimize girmiş "eşekli"...
Meral TAMER
Bankalar, kredi kartını da AB'deki gibi versinler!
MasterCard Avrasya Genel Müdürü Özlem İmece'n...
Ece TEMELKURAN
Kapitalist tabak-muhafazakâr tabak: Kola'nın dedeleri ve torunları
Evde (muhtemelen) iftar yemeği hazırlanmaktad...
Yaman TÖRÜNER
Avrupa "evet" demek zorunda
Dünya'nın en saygın dergisi sayılan Economist...
Osman ULAGAY
'Türkiye Latin Amerika gibi olmasın'
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgüt...
Güngör URAS
Ekonomi 'çok çok iyi' (...Ama vatandaşa iş yok. Hükümete para yok!)
"Ekonomi çok çok iyi. Hızla kalkınıyoruz... K...
M. Ali BİRAND
Türkiye işi zorlaştırdı, koşulları arttırdı
Yaşadıklarımıza inanamıyorum.

© 2004 Milliyet