|
 |
|
|
Ekonomi 'çok çok iyi' (...Ama vatandaşa iş yok. Hükümete para yok!)
"Ekonomi çok çok iyi. Hızla kalkınıyoruz... Karamsar olmaya gerek yok..." deniliyor... Karamsar olmayalım da... Gerçekleri ne yapacağız? Ekonomi çok çok iyi gidiyor ama, vatandaşa iş yok. İş imkanları artacak yerde daralıyor. Hükümet zor durumda. Parası yok. Yatırımdan vazgeçti. Memura maaş zammı yapması, çiftçiye ödeme yapması bile imkansız. Faizler düştü. Faizin borç stoku üzerindeki yükü azaldı. Buna ek olarak hükümet IMF'nin faiz dışı talimatına harfiyen uyuyor. Geliniz görünüz ki borç stoku küçülmüyor. Sadece o kadar mı? İhracat artıyorsa da döviz açığı da rekor kırıyor...
Bu tabloyu "İş çevreleri görmüyor mu?" İş çevreleri "Bu tablonun iyi bir tablo olmadığını anlayamıyor mu?" Görüyor, anlıyor ama... İş çevreleri çaresiz...
İş çevreleri bu hükümetin kalıcı olduğuna inanarak, riske girmiş. İş çevrelerinin varsayımları ne? (1) Tayyip Erdoğan güçlü bir lider. AKP'ye hakim bir parti başkanı. AKP ise TBMM'de çoğunluk partisi. Tayyip Erdoğan iktidarında istikrar olur. Sürprizlerle karşılaşılmaz. (2) Tayyip Erdoğan, AB'ye katılım konusunda kararlı. AB ile ilişkilerde hiçbir sorun çıkarmaz. Yıl sonuna kadar tam üyelik için tarih verilir. (3) Bu çerçevede yerli yatırımcının da yabancı yatırımcının da, bankacının da, borsacının da orta vadeli planını güvence içinde uygulamaya başlamasında hiçbir tehlike yoktur.
İş çevreleri çekiniyor
Parasını TC Hazine kağıtlarına yurtdışında ve yurtiçinde bağlayanlar, bu hesapla risk üstlendi. Halk bu hesapla dövizlerini bozdurarak Türk lirasına geçti. Bankalar bu hesapla paralarını Hazine bonosuna yatırdı. İşadamları bu hesapla dışarıya dövizle borçlandı. Parasını yurtdışında tutanlar bu hesapla paralarını içeriye getirdi. Borsacılar bu hesapla endeksin devamlı artacağına inanarak oyuna girdi. İşadamları bu hesapla kapasite artırıcı yatırımlarla yeni yatırımlar için yola çıktı. Bu hesapla yerli ve yabancı işadamları özelleştirilen şirketleri aldı veya almak için hazırlığa girişti. Bazı işadamları şu veya bu iş için hükümetten söz aldı.
"İş çevreleri kaderini bu hükümete bağlamış" derken anlatılmak istenen işte bu durumdur... Kaderini hükümete bağlayanlar "iyimser olmaya - iyimser kalmaya" çaba gösteriyor. Bu iyimserlik, Tayyip Erdoğan'ın "kontrolü kaybetmesini" kolaylaştırıyor. Teşvik ediyor... Halbuki Tayyip Erdoğan'ın her yanlışı, sadece iş çevrelerine değil, 72 milyon insanımızın sırtına yük getiriyor.
Böyle bir ülke yönetimi olamaz. Eskiden her hafta bir "sürpriz"le karşılaşmaktan yakınanlar, Tayyip Erdoğan'ın istikrar sağlayacak bir lider olduğuna inanarak iyimser bekleyiş içine girmişti. Derken o da nesi? Önce, akşam yatıp sabah bir sürprizle karşılaşılır oldu. Sonra, gün içi sürprizler başladı. İnsanlar "Du'bakalım öğleden sonra n'olacak" diyerek TV ekranı başından ayrılamaz hale geldi.
Kafa tutacak halimiz yok
Kim istemez, Türkiye'nin "Düvel - i Muazzama"ya kafa tutmasını? Kim hoşlanmaz, Başbakan'ımızın Avrupalılara fırça atmasından... İyi de bunu yaparken bir güvenceniz olmalı değil mi? IMF Ankara'ya karargah kurmuş. Destek vermez ise dış borcu döndüremeyiz. AB'den üyelik için tarih alarak ekonomiyi rahatlatamazsak iç borcu döndüremeyiz.
Hükümet faiz dışı fazla vermek uğruna beş kuruş harcayamaz durumda. Vergilerden toplanan parayı borç ödemede kullanıyoruz. Yemiyoruz. İçmiyoruz. Okul, hastane yapmıyoruz. İç ve dış borç stoku küçülmüyor. Büyüyor. 309 katrilyon Türk lirası (veya cari kur ile 207 milyar dolar) iç ve dış borç yükü altında ezilirken "iyimser olmak" uğruna, "Çok iyiyiz... Çok iyiyiz... Ekonomi çok iyi durumda diyoruz..." Tayyip Erdoğan da buna inanarak yanlış yapmaya devam ediyor.
guras@milliyet.com.tr
|
|
|

|