|
 |
|
|
Sol neden yok?..
İz Düşümü / Tülay Özüerman
3 Kasım seçimleri, koalisyon süreçlerinde kimilerinin özlemle dile getirdiği tabloyu yarattı. İki partili bir sistem kurulmuş oldu. CHP'nin şanssızlığı AKP gibi sistemle sorunu olan bir partinin karşısında tek başına muhalefet etmekti. Merkezde yığışan diğer siyasal partilerin baraj altında kalmış olması, bir önceki iktidar döneminde koalisyonun en büyük ortağı olan DSP'nin birden erimesi, siyaset yapmak isteyenlerin alanını daralttı. CHP yeniden çekim merkezi oldu. Zaten kendi içerisinde iktidar çekişmesi yaşayan bu partiye diğerlerinden akışlar başlayınca, parti içerisindeki çekişme yeni bir boyut kazandı.
* * *
"Değiştim" ve "değişti" denilenlerin oluşturduğu AKP, acil planlarla toplumun karşısına çıkınca, atılan adımların durdurulamayışından CHP sorumlu tutulur oldu. Muhalefeti yalnızca, parlamento ile sınırlayan anlayış için bu doğru; ancak, muhalefet parlamento dışında da yapılabilir. Üstelik yalnızca siyasal partilerle değil. Sivil toplum ve medyaya da bu süreçte önemli roller düşerken, bazı sivil toplum kuruluşları ve medya CHP'ye eleştiri oklarını gönderirken, iktidara kalkan olunca, AKP'nin hareket alanı genişlemiş oldu.
CHP'nin muhalefet etme stratejisi eleştirilebilir ancak, partinin şu süreçte iç çekişmeleri ön plana çıkarmış olması, hele parti içerisinde beklentilerine ulaşamamış kişilerin "parti içi muhalefet" adı altında partiyi yıpratıcı girişimlerde bulunmuş olmaları partiye zarardan öte bir işe yaramadı. Parti içi demokrasi tüm partilerin sorunu. Parti başkanıyla özdeşleştirilen particilik anlayışımızı sorgulamadan çözülecek bir sorun da değil üstelik. Parti başkanlarının adını pusulaya yazdırmaya kadar işi vardırıp, sonra pusulada adı yazılı olan başbakan olmalı düşüncesiyle parti başkanını vekil seçip, 58. hükümeti gönderip, yerine 59. hükümeti kuruveren biz değil miyiz? Tüm bunları neden mi anımsatıyorum? 12 - 13 Mayıs tarihlerinde Demokrasi Kültürünü Geliştirme ve Yaygınlaştırma Derneği'nin İzmir'de düzenlediği "Günümüz Evrensel Sosyal Demokrasi Anlayışı ve Türk Sosyal Demokrasisi Paneli"nde yapılan tüm konuşmalar, "Ne Olacak Bu CHP'nin Hali?" başlığında kitaplaştırıldı.
* * *
CHP etrafında tartışılan esasen Türk solu idi. Kitabı okuyunca fark edeceğiniz üzere, Türk solunun geldiği bu noktada hatalarına ilişkin pek çok ipucu konuşmaların satır aralarında var. Sorunları belirleme konusunda bir sıkıntımız yok. Temel sorun, çözüm üretmekte. Sol neden birleşemiyor sorusuna yanıt ararken, tabandan kopmaktan, halktan kopmaktan söz ediliyor. Kimler bu halktan kopanlar? Toplumun büyük kesimlerinin yaşam standartlarından çok farklı yaşam düzeylerinde, entel söyleşiler(!) yapan ve kendilerini beyaz Türkler olarak ayrı bir sınıfa koyarak liberal çevrelerde turlayanlar değil mi? Ortada solcu yok, biz solu birleştirmeyi konuşuyoruz.
* * *
Solu temsil eden insanların yeri halkın içi değil mi? Elinde içki kadehi bir kokteylden diğerine geçerek solu ürettiğini zannedenler değil mi solu tüketenler? Türkiye'de dincilerin ve muhafazakarların liberalliği anlaşılıyor da; sosyal demokratların liberal olması bir türlü anlaşılır gibi değil!
Sol yeniden üretilmeli ama nasıl? Tüketime kodlanmış bir toplumun üretime geçmesini nasıl sağlayacağız? Üstelik baksanıza solda olduğunu söyleyip, koltuk arayışında olanların sayısında azalma yerine artış var.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|