|
 |
|
|
Ya Hido da olmasaydı ?
2005 Avrupa Şampiyonası finallerini garantileyen Milli Takımımız, Estonya'nın karşısına farklı bir hedefle çıktı. Bu kez sıra, final grubu kuralarına 6 maçta 6 galibiyetle giderek seribaşı olmaktı.
İstanbul'da açık ara yendiğimiz Estonya karşısında Mehmet, İbrahim, Serkan gibi skor potansiyeli yüksek oyuncularımız yoktu. Ama millilerimiz, normalde hissetmemeleri gereken bu üç eksiğe rakibi hafife alma ve konsantre olmamayı ekleyince maç da zora girdi. Bunu farkeden ve grup üçüncülüğü için Hollanda ile yarışan Estonya da canla başla, var gücüyle kazanmak için elinden geleni yaptı. Neyse ki elinden gelenin en fazlası dahi, kapasitesi sınırlı bu İskandinav ülkesine galibiyet için yeterli olmadı.
Aradaki kalite farkı bariz bir şekilde sahaya yansısa da, skorda bir türlü kendini gösteremedi. Bunun da sebebi, oyuncularımızın rakibini küçümsemesiydi. Farkın 15 sayıya çıktığı üçüncü çeyreğin ortasında "maçı bitirmişçesine" fişi çekince de rakibini "zorla" oyuna ortak ettiler. Hidayet'in, bitime 30 saniye kala gelen kritik üçlüğüyle galibiyeti kopardık derken, üst üste amatörce birkaç hata ile az daha maçı kaybediyorduk. Ama dün şans bizden yanaydı.
Dün elemelerdeki son maçını oynayan Hidayet, yine profesyonelliğin gereklerini tam anlamıyla yerine getirirken, Cenk ve Barış, İbrahim'in yokluğunda üzerlerine düşen yükü başarılı bir şekilde paylaştılar. Fatih ise oyunda olduğu anlarda bir - iki hatasına moral bozukluğunu ekleyince Tanjevic'in haklı hışmına uğradı. Eksilse de kazanmaya devam eden 12 Dev Adam'ın Hollanda'yı da aşarak seribaşı olması, sadece biraz daha dikkatli, soğukkanlı ve dirençli olmasına bakıyor.
gtüre@milliyet.com.tr
|
|
|

|