Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 24 Eylül 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
"Çingene rolü bana çok yakışıyor"

"Cennet Mahallesi" adlı dizide bir Çingene dansözü canlandıran Çağla Şıkel: "Bana küçükken 'Seni Çingenelerden aldık' derlerdi. Zayıf ve kara kuru bir şeydim çünkü. Ayrıca kıyafetlerine de bayılırım. Dizide de istediğim kadar renkli giyinebiliyorum"

YİĞİT KARAAHMET


Çağla Şıkel'i gördüğümde ilk dikkatimi çeken şey boynundaki acayip güzel iki kolye oldu: Amerikalı hiphopçuların taktığı türden iri altın zincire takılmış taşlarla süslü iki kolye. Aslında kitsch ama son dönemde bütün moda dergilerinde o kolyelerden var. Hemen nereden aldığını sordum. Biri Muzi Karaata'nın tasarımıymış, ötekini de Bodrum'da özel olarak yaptırmış.
Buluşma sebebimiz Show TV'deki dizisi "Cennet Mahallesi"ydi. Ama konu uzayıp spordan diyete, acılı konservatuvar günlerinden kıyafetlerine kadar geldi. Tabii ki Bodrum'dan da bahsetmeden edemedik.
Uzun lafın kısası ben Çağla Şıkel'i çok sevdim. Hemen samimi olmuyor ama bunun yanında çok komik ve de doğal. Fotoğraf çekimine onun arabasıyla gittik. Yol boyunca yine Bodrum'u konuştuk ve R&B dinledik.

Siz "Cennet Mahallesi"nde, "Gırgıriye"deki Gülşen Bubikoğlu'nun yeni versiyonu musunuz?
Bana teklif ilk geldiğinde "Gırgıriye tarzında bir dizi olacak" dendi. Ama biz kimseyi hiçbir karakterin yerine koymaya çalışmıyoruz. Gülşen Bubikoğlu'nun yerine konuldum gibi oldu ama biz çok daha farklı bir karakter yarattık. Türker İnanoğlu bana güvendi ve benim için en iyiyi düşündüğünü biliyorum. Oynadığım rolü kendime çok yakın hissediyorum ve iş dışında da o karaktermişim gibi davranıyorum. O hayatı yansıtmak bana çok yakışıyor.

Rol için bir hazırlık yaptınız mı? Mesela sinemada birçok isim Çingene oldu. Onların filmlerini izlediniz mi?
Tabii ki. "Gırgıriye"nin bütün bölümlerini izledim. Benim Çingene deyince aklıma ilk gelen şey "Gırgıriye"deki Gülşen Bubikoğlu'dur. Dansı, dansözlüğü, öyle bir mahalleyi en iyi onlar yansıttığı için o diziyi izledim. Yaptığım tek araştırma birazcık dansözlere bakmak oldu. Bir arkadaşım birkaç hareket gösterdi. O figürler de zamanla vücuduma oturdu. Çiçekçi kadınlarla arkadaştım, onlardan çiçek alırdım. Onlar beni bazen eleştiriyorlar. "Siz neden o kadar çok kavga ediyorsunuz. Biz o kadar kavga etmeyiz" dediler mesela. "Çok fazla a be demeyiz" diyorlar. Çingenelerle konuşmak beni çok güldürür. Çünkü bana sanki onlar da rol yapıyorlarmış gibi geliyor. Küçükken de bana "Seni Çingeneler doğurmuş" derlerdi. Çok zayıf ve kara kuruydum çünkü.

Dizideki kıyafetleriniz için ne düşünüyorsunuz? Çok rüküş ama çok eğlenceli. Sever misiniz Çingene kıyafetlerini?
Ben çok renkli giyinirim zaten. Mesela benim hiç siyah bir şeyim yoktur. Dizideki kıyafetlerime bayılıyorum. Alakasız. Turuncu etek, yeşil bluz üstüne kırmızı eşarp takılıyor. Süper bence. İstediğim kadar renkli olabilirim dizide.

Dizide kendi dolabınızdan kıyafetler de giyiyor musunuz?
Renkli üstlerden bazılarını götürüyorum sete. Ama haliyle o etekler yok benim dolabımda. Yemenileri, takıları falan götürüyorum. Mesela günlük hayattaki takılarımı da kendim yapıyorum. Eminönü'ne gönderiyorum annemi, topluyor boncukları. Bu sene Allah'tan moda oldu o kolyeler. Benim bir yere giderken giymeyi en sevdiğim kıyafet bol pantolon üstüne kadife bir ceket, altına bir terlik... Onu da kendi takılarımla süslemeye bayılıyorum.

Ya o kafanızdaki çiçekler?
O benim hastalığım zaten. Euroflora'ya gidip bütün çiçekleri oradan teker teker yolup kafama takıyorum. Bir tane perde var evde. Üzerine ful çiçek taktım. Oradan alıp alıp kullanıyorum.

Konservatuvarda bale eğitimi almış olmanız dizide göbek attığınız sahnelerde işinize yaradı mı?
Yaradı tabii. Çünkü o kıvraklığı öğrenmek önemli. Beden o ritmi kolay yakalıyor. Tabii ki bir dansöz gibi oynayamıyorum. Çünkü o kadar attırabilecek göbeğim, kalçam yok. Ama en azından gözü rahatsız edecek bir şey yapmam.

Konservatuvardayken de ünlü Çingene rolleri oynadınız mı sahnede? Mesela hiç Carmen ya da Esmerelda oldunuz mu?
Biz okuldayken Çingene dansları da çok yapardık. Benim hayatta yapmayı en sevdiğim dans Çingene dansıydı. Çingenelerin tefle yaptığı dans, mesela Esmerelda'nın dansı benim kendime en yakın hissettiğimdi. Direkt Carmen olmadım ama "Carmen"de oynadım. Okuldayken dansların hepsini yaptık. Benim hayatta en çok oynamak istediğim rol Don Kişot'un sevgilisiydi. O rolün saatlerce süren dans performansına hayranımdır.

"Bodrum'a iki günlüğüne gidiyorum. Fotoğraflarım bütün yaz çıkıyor"

Çağla Şıkel'e röportaja gelip de Bodrum'dan konuşmamak olmaz. Ne kadar kaldınız bu yaz Bodrum'da? Ve madem bu kadar çok çalışıyorsunuz nasıl zaman ayırıyorsunuz tatile?
Bu soruya bayılıyorum. Yönetmenimiz "Çağla, sen haftanın beş günü buradasın. Nasıl oluyor da üç ay Bodrum'da tatil yapıyorsun, çok merak ediyorum" diyor. Beş gün çekimim oluyor. Çekim bitiyor, hemen gece Bodrum'a gidiyorum, pazar da geri dönüyorum. Orada iki gün içinde çekilen fotoğraflarım yaz boyunca bütün dergilerde yayımlandığı için beni sürekli Bodrum'da zannediyorlar. "Çağla, kalk bir nefes al" dediğim zamanlarda gittim Bodrum'a.

Nasıl nefes aldığınızı düşünüyorsunuz? Nefes almak için biraz da değişiklik gerekir. Bütün kış gördüğümüz insanlar aynı kadroyla yazın da Bodrum'da oluyorlar. Bu anlamda Bodrum'un bir farkı oluyor mu sizin için?
Ben kendi kendimle kalıyorum. En son geçenlerde gittiğimde iskelenin üzerinde bir tane insan yoktu. O curcunayı çok seviyorum ama bitmiş halini de seviyorum. Rahatlıyorum, dans ediyorum, içiyorum, eğleniyorum... Ben Bodrum'a 24 saatliğine gittiğimi bilirim. Menajerim Seda'ya diyorum ki "Çekimden sonra Ship A'Hoy'a gidelim". Biletleri ayarlıyoruz. Ben iki saat sonra iskelede elimde mojito ile yatıyor oluyorum. O saatlerde evde de olabilirim ama ben denize girip güneşleneceğim ki rahatlayayım.

Gerçekten çok merak ettiğim bir şey soracağım. Sizin kaç bikininiz var?
(Gülüyor) Bikini ve ayakkabı hastalığım var ama sayısını bilmiyorum.

100 tane var mı?
Yok yaa. 15-20 tane giydiğim var. Her sezon en az 5-6 tane alırım. Ama bikini almak için dışarı çıkmıyorum. "Aaa bu ne güzel", "Aaa bu yanınca ne güzel olur" diye topluyorum bikinileri.

"Baleyi bıraktıktan sonra eğer spor yapmasaydım mahvolmuştum"

Diyet ya da spor disiplininiz de baleden mi gelir?
Okuldaki herkes benden nefret ederdi. Çünkü insanlar salatalık, havuç yerken ben elimde cips ve çikolatayla dolaşırdım. Anormal yiyip kilo alamıyordum. En son annem beni doktora götürdü. Doktor "Yaşı çok ufak ve metabolizması çok hızlı çalışıyor. İsterse taş yesin yine de kilo almaz" dedi. Şimdi de yesem kilo alamıyorum. Çünkü metabolizmamı düzene soktum. Dürüm, iskender kebap, makarna, her şeyi yiyorum.

Ve bu haldesiniz...
Evet. Çünkü spor yapıyorum ve yediğim her şeyin bir gramajı var. Vücudum spora alıştı. Baleyi bıraktıktan sonra spor yapmasaydım mahvolmuştum. Ama benim yaptığım spor gideyim "Hart hurt her şeyi kaldırayım" değil. Bir saat tenis oynuyorum. Çok sert bir antrenman var, onu yapıyorum yarım saat boyunca. O bana üç-dört gün gidiyor. Evde her zaman kendi kendime koşuyorum. Spor yapmadığım zaman yemekten kesmeye başlıyorum. Ve yemek yememek de bende pişmanlık yaratıyor. Öyle bir hayat standardı oturttum kendime. Spor yaptığım sürece yediğim hiçbir şeyin zararı yok bana.

Her öğün salata yiyen kadınlardan değilsiniz yani...
Sadece salata yemek çok saçma. Mutlaka günün iki öğününde et, yoğurt, salata ve zeytinyağlı yemek zorundayım. Onları yemek istemesem bile yemeliyim. Benim onlardan alacağım yağa, proteine ihtiyacım var. Vücudum buna göre işliyor.

CUMARTESİ
"Çingene rolü bana çok yakışıyor"
Otomobil ve motorların şenliği
Efsane yeniden İstanbul'da
Vitrinlerde yine jean var
Erkek modasında ceket öne çıkıyor
Bizi güzel bir hafta bekliyor
Bu markettekiler sizi şişmanlatmaz
Dart turnuvası devam ediyor
Bu hafta sonu çok eğlenceli
Kitap toplama kampanyasında son gün
Kış dönemi dil kursları başlıyor
ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI
Tepki





Donatella Piatti
Sarıkız''ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç URAL

© 2004 Milliyet