Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 24 Eylül 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
İçindeki yağmur


Bir sonbahar akşamı iş dönüşü her şey birdenbire olmuştu... Eve girmiş, ceketini ve çantasını sandalyenin üstüne atmış, sonra hüzünlü ve perişan bir ses tonuyla "Yağmur yağıyor" diyerek karısının karşısına oturmuştu.
Karısı ona şaşkınlıkla baktı çünkü pencereden hâlâ masmavi gözüken gökyüzündeki kırmızı günbatımını görebiliyordu. Bütün gün hava güzeldi ve kadın gününü evlerinin bahçesinde, kocasının bayıldığı tatlıyı yapmak üzere elma toplayarak geçirmişti... "Nerede yağmur yağıyor?" diye sordu kadın...
Adam, kadının başını alıp kendi göğsüne yaslayarak "İçimde... Duyabiliyor musun?" dedi.
Kadın şaşkınlıkla, kocasının içinden gelen yağmur sesine benzeyen tıkırtıyı dinledi. Kocası, daha önceden hiç duymadığı kadar üzgün bir ses tonuyla, "Bir süredir bunu hissediyorum" diyerek devam etti... "Birdenbire geliyor, bazen saatlerce ve ısrarla devam ediyor, bazı anlarda şiddetli bazı anlarda ise hafifçe... Ama hep yağıyor... İçime yağmur yağıyor!"
Değiştirilmesi mümkün olmayacak bir şeylerin yaşanacağı hissedilen zamanlarda duyulan sıkıntıyla "Ne zaman başladı?" diye sordu kadıncağız...
"Tam olarak bilmiyorum... Ama o sabah New York'ta kuleler yıkıldığından beri sanırım... Hatırlıyor musun? O gün çok meşguldüm! Bir müşteri ile beraberken radyodan duydum. Kalbimde bir sıkışma ve bağırma isteği hissettim ama yapamazdım. Sonra... Bilmiyorum... Oldu!"
Kadın, kocasının hüznünün geçmesi için yapmış olduğu tatlıların yetmeyeceğini bile bile, "Daha fazla düşünme... Elmaların kokusunu duyabiliyor musun? Hadi gel. Yalnızca biraz yorgunsun, biraz sonra kendini daha iyi hissedeceksin" dedi.
Ardından ünlü bir doktora gitmeye karar verdiler.
Doktor onu detaylı olarak inceledi, bir sürü tahlil istedi, sonra onu insanın ruhuna kadar görebilen makinelerin içine soktu. Sonunda son derece ciddi ve donuk bir ses tonuyla şöyle dedi:
"İçine yağmur yağıyor. Yapılacak fazla bir şey yok. Yayılıyor ve durdurulması mümkün değil."
Onlara, birkaç rahatlatıcı hap dışında hiçbir şey vermedi... Ne
umut ne özel bir kür... Sadece veda ederken dudaklarının arasından "Biraz cesaret..." lafları döküldü.
Hayat eskisi gibi devam etti...
İçindeki yağmur bir süre için kayboldu ama ne zaman şiddetli görüntülerle karşılaşsa, televizyonda ölmemek için kim bilir kimden yardım isteyen umutsuz yüzleri görse yeniden ortaya çıkıyor, hapisteki savaş mahkumlarına yapılan gaddarlıkları gördükçe işkence ettirircesine devam ediyordu. Hele hiçbir şeyden habersiz okuldaki patlamada ölen bir sürü zavallı yavrucağın ölümüne şahit olunca gece gündüz kurtulamadığı bir yağmur yağmaya başladı içine... O günden sonra devamlı, uzun, hep daha fazla ısrarcı bir yağmur oldu ve bir daha da hiç durmadı. Ama hiç ağlamadı, denedi ancak uzun süredir yapmadığı bir şey olduğundan nasıl yapıldığını bile unutmuştu. Yataktan kalkamayacak kadar çok şişti, nemlendi, yumuşaklaştı... Artık yağmur sesinin tıkırtısı o koca evde duyulan tek müzik haline gelmişti.
Tamamen "Sular altında kaldığında" gözlerini kapadı ve öldü.
Cenaze ve ziyaretler bitince kadın evde yalnız kaldı, dolapları ve fakirlere dağıtmak için kocasının kıyafetlerini toparlayarak kutulara yerleştirirken, birden içinde hafif ama ısrarlı bir yağmur tıkırtısı hissetti. Hemen cama koştu... Gayet açık olan gökyüzünde ayın ve yıldızların parıl parıl parladığını fark etti.
Gözlerini iyice sıkarak biraz da olsa gözyaşı çıkarmaya çalıştı boşuna... Sonra derin bir nefes aldı ve artık yağmurun bir daha hiç çıkmamak üzere onun da içine girdiğini anladı.

Martina elması

Malzemeler
4 büyük
8 küçük elma
4 kaşık çekilmiş fındık
2 kaşık kuru üzüm
4 kaşık krema
4 kaşık bal
rendelenmiş 1 limon kabuğu
20 gr. tereyağı
tarçın, yettiği kadar su


Yapılışı: Elmaları yıkayın, soyun ve ortalarını oyun. Kabuğu yatay olarak elmanın etrafına sarın. Fındık, kuru üzüm, bal, krema ve limon kabuğunu karıştırın. Bu karışımı elmaların ortasına koyun. Cam bir kaba dizin, tereyağı ve tarçını elmaların üzerine yayın, 1 cm. yüksekliğinde su ekleyin... 180 derecede 30 dakika kadar pişirin.

donatellapiatti@hotmail.com

CUMARTESİ
"Çingene rolü bana çok yakışıyor"
Otomobil ve motorların şenliği
Efsane yeniden İstanbul'da
Vitrinlerde yine jean var
Erkek modasında ceket öne çıkıyor
Bizi güzel bir hafta bekliyor
Bu markettekiler sizi şişmanlatmaz
Dart turnuvası devam ediyor
Bu hafta sonu çok eğlenceli
Kitap toplama kampanyasında son gün
Kış dönemi dil kursları başlıyor
ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI
Tepki





Donatella Piatti
Sarıkız''ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç URAL

© 2004 Milliyet