|
 |
|
|
Apo artık hedefte!
Güneydoğu'da eskiden böyle değildi. Apo artık açıkça tartışılıyor, eleştiriliyor, sorgulanıyor. Gündemde yeni bir parti var. Silahı, silahlı mücadeleyi reddedenler ağırlık kazanmakta...
HASAN CEMAL GÜNEYDOĞU'DA - 4
KASIR KANCO, Mardin
Bir şairin, "Venedik'i gör, sonra öl!" dizesi aklıma takılıyor. Kasır Kanco'da horoz sesleriyle uyanıp Mezopotamya Ovası'ndan güneşin sonsuza uzanan ufuk çizgisini kızıla boyayarak doğuşunu sen hiç seyrettin mi? Harikulade, büyüleyici.
"Her şafak vakti tank homurtularıyla uyanırdık" diye anlatıyor Ahmet Türk, "Zırhlı kariyerler, panzerler gümbür gümbür marş eşliğinde sarardı köyü. Kasır Kanco'nun aranmadığı gün, aileden birkaç kişinin sorgu için şu ilerideki alaya götürülmediği gün neredeyse yoktu."
Özellikle 1993 - 96 yılları...
"Yani Başbakan Çiller'in dizginleri Doğan Güreş Paşa'ya teslim ettiği dönemde, Kürtlerin canı çok yandı." diyor. Başında beyaz kefiyesiyle oturan Hasan elli yaşında, gözaltı sayısını artık unuttuğunu söylüyor, gülüyor. Havas, Abbas, Feyyaz, Dirbaş diye çocuklarının isimlerini saymaya başlıyor, gülüyor. Gördüğü işkenceden söz ediyor, gülüyor.
İttihatçıların yaptıkları...
Güneşin batışı da muhteşem.
Kasır Kanco'nun terasında yer minderlerine oturmuş sessizliği dinliyorum. Tarlalar alev alev! Yakılan otların çıtırdısı, kokusu geliyor. Bir başka dünya.
Kasır, taştan büyük ev demek. Kanco da Ahmet Türk'ün dedesinin adı, Hüseyin Kanco. 126 yıl önce inşa edilmiş. Ovada, sonsuza uzanan düzlükte kale gibi, tüm heybetiyle yükseliyor. Annesinin babası Abdülhamid'in Hamidiye Alayları'nda komutan ve Derik'te kaymakammış. Abdülhamid İttihatçılar tarafından devrilince, Trabzon'a sürgüne gönderilmiş. "Şu İttihatçıların, Cemal Paşa'ların Kürtlere yaptıklarına bak" diyor gülerek...
Mırra, Arap kahvesi içiyoruz, zehir gibi. Zaten mırra da acı demek. Tane kahve önce kavruluyor, dövülüyor, şerbet haline getirildikten sonra da kaynatıla kaynatıla fındık fincanlarda birer yudum içiliyor. Ama mırra da bozulmuş, birçok yerde neskafeden yapılmaya başlamış...
Kocaman lenger, tepeleme pilav, üstünde odun ateşinde saatler boyu pişmiş bin bir parça kuzu eti... Keşke Selahattin Duman da olsaydı bu sofrada diye içimden geçiyor.
Bizim gündeme gelince:
Kürtler, Apo...
Diyarbakır, Batman, Viranşehir ve Kızıltepe'den sonra Kasır Kanco. Bütün bu duraklarda dikkatimi çeken bir nokta var:
Apo tartışılıyor.
Apo sorgulanıyor.
Apo eleştiriliyor.
Eskiden bu olmazdı. Bu açıdan Özellikle 1 Haziran'ın, yani ateşkesi sona erdirme kararının etkili olduğu anlaşılıyor. Bu karar Apo bakımından bir kırılma noktası gibi... Bu konuda tabii Apo'nun 1999'da yaptığı İmralı savunmaları da rol oynadığı söylenebilir. İmralı'daki Apo'nun sergilediği fikri değişim, bölgede Kürtler arasında kafaları karıştırmış.
Kafalar bulanık! Bu söz birçok kez kulağıma çalındı gezi sırasında. Biri şöyle dedi:
"Bir zamanlar bağımsız, demokratik Kürdistan derdi Apo. Şimdi üniter devlete, demokratik cumhuriyete geldi. Hatta bugün Kemalizm'i övüyor. Nereden nereye?.. Apo'daki bu değişim kafaları karıştırdı. O zaman bunca kan niye döküldü diye hesap soruluyor."
Şöyle devam ediyor:
"Ayrıca bugün artık silah prim yapmıyor 11 Eylül dünyasında. Yükselen terör ve şiddet dalgasıyla dünyada silahlı mücadele gündemden düşmüş durumda. Avrupa Birliği ve Türkiye'de demokratik hukuk devleti konusundaki olumlu gelişmelerle legal siyaset ön plana çıktı. Artık silahla bir yere gidilemeyeceği çok açık biçimde anlaşılmaya başladı Kürtler arasında. Beş yıl önce legal siyaset desen, karşı çıkılırdı. Şimdi değişti."
Kimine göre 1 Haziran da zoraki bir karar. Daha çok kırsal kesimde ara sıra patlayan silahlar, zoraki bir mücadelenin parçası. Eski deyişle kerhen yapıldığı söyleniyor. Uzun süreli, kalıcı olmadığı belirtiliyor. Son altı yılın huzur havasına bölge insanın haklı olarak alıştığını söyleyen Ahmet Türk ilginç bir noktaya değindi:
"İnsanlar bu yeni dönemde yeniden tarlalarına döndü. Yatırım yapmaya başladı. Kızıldere'yle Derik arasında en 2 bin kuyu açıldı. Bunlar sulama amaçlı artezyen kuyuları. Her biri için 50 milyar yatırım yapıldı. Çatışmalar şiddetlense, yeniden eskiye dönülse, bütün bunlar havaya gidecek. Kim ister bunu? Silah istenmiyor."
Gerillaya tepki var
Bir başkasının şu sözleri ilginç:
"Eskiden birkaç gerilla bir köye gelse korkulurdu. Şimdi onlara tepki duyuluyor, huzur yeniden bozulacak diye... Altını çizin bu noktanın. Ama gerilla da bunun farkında..."
Çare? Diyarbakır, Batman, Viranşehir ve Kızıltepe duraklarından sonra Kasır Kanco'da da aynı çare öne sürülüyor: Af!
Ahmet Türk'ün söyledikleri:
"Bugün dağda silahlı 3 bin kişi var. 2 bin kişi de örgütten, silahlı mücadeleden kopmuş, daha çok Barzani tarafına aile düzeniyle yerleşmiş durumda. Af çıksa, yüzde 99'u geri döner. Af formülünü bulurken rencide etmemek lazım, pişmanlık falan diye. Şiddet 15 yıl boyunca yaşandı. Kürtlerin canı yandı. Ayrımcı politikalar, ayrılıkçılık Kürtlere acıdan başka bir şey getirmedi. Getirmez de... Bugün siyasal bir affa kilitlendi bölgede her şey. Apo'yu dışında tutan, 70 - 80 üst düzey yöneticisi için farklı formül - örneğin Avrupa'ya gitmelerini sağlamak gibi - öngören samimi bir afla Türkiye kendi Kürtleriyle barışır. Hem Kürtler hem Türkler, Türkiye kazanır. Yeni yılda bunu inandırıcı biçimde gündeme getirmesi çok iyi olur hükümetin, Ankara'nın... Af çok şeyi değiştirir burada, bütün samimiyetimle söylüyorum."
Güneydoğu'da dört gün duraktan durağa gezerken bir nokta daha biçimlendi:
Gündemde yeni bir parti var!
Ve şu nokta önemli:
Yeni parti Apo'ya rağmen de kurulabilir. Ama bu yolu çok fazla gerçekçi bulmayanlar var. Apo'nun, PKK'nın Kürtler içindeki ağırlığını göz önünde tutanlar, Apo'ya rağmen tercihini gerçekçi bulmuyorlar. Ama bugünkü Apo tarzı ile de artık yol alınamayacağını kabul ediyorlar.
Vesayete, vekâlete hayır
Nedir Apo tarzı siyaset?
Ahmet Türk, Apo'nun adını anmaksızın bu konuda şöyle dedi:
"Bugüne kadar kurduğumuz bütün partilerde, HEP'te, DEP'te, HADEP'de, DEHAP'ta, hepsinde bir inandırıcılık eksiği vardı. Parti içi hukuk, parti içi demokrasi açısında olumlu bir şey söylemek güçtü. Bu yüzden Türk aydınlarına da güven veremedik. Çünkü ipler perde arkasında başkalarının elinde diye düşünülürdü. Bu nedenle muhataplarımız tarafından pek ciddiye alınmazdık. Şimdi yeni bir anlayış geliştirmek zorundayız, ortak bir parti yaratmak için... Özgür iradelerimizle siyaset yapabilmeliyiz."
Ve ekliyor Ahmet Türk:
"Vesayetle, vekâletle siyaset üretemeyiz artık. Anlıyorsunuz ne demek istediğimi.."
Anlaşılmayacak bir şey yok. Apo kastediliyor. Apo'nun Stalinist yöntemleri...
Osman Öcalan'ın da Apo'yu bu bakımdan eleştirdiği bilinmekte. Silaha 'ama'sız karşı çıktığı da, Apo'nun kararlarının sağlığından kuşku duyduğu da, yeni bir parti anlayışına evet dediği de naklediliyor Osman Öcalan'ın...
Leyla Zana ne düşünüyor? Niçin suskun?
Apo rahatsız mı Zana'dan?
Hatip Dicle, daha çok Apo'ya mı yakın?
Güneydoğu'da, Kürtler arasında siyaset çok sıcak gelişmelere gebe. Perde arkasında çok şey yaşanıyor. Kafalar bulanık! Ancak AB'den tarih alacak bir Türkiye (ki dünkü Erdoğan - Verheugen buluşmasından sonra bu ihtimal çok yaklaştı), yeni yılda af konusuna da akıllı bir çözüm bulursa, Güneydoğu'da huzur ve barış kazanır, silah kaybeder.
Güneydoğu'dan beşinci yazı yarın.
|
|
|

|