|
Türkiye'nin yolu, yönü
BAŞBAKAN Erdoğan, Verheugen'le görüşmeye girerken kararını vermişti zaten: Verheugen "Tamam, yeni şart yok, İlerleme Raporu olumlu olacak" derse, o da pazar günü ceza yasasının 'zinasız' olarak Meclis'ten geçeceğini söyleyecekti.
Başbakan daha Türkiye'den Brüksel için yola çıkarken AKP Grup Başkan Vekili Faruk Çelik'e "Meclis'i pazar günü toplantıya çağırmak için hazırlık yap" diye talimat bile vermiş, Faruk Çelik de bunun için yapacağı basın toplantısının metnini bile hazırlamıştı!
Böylece Verheugen'le Erdoğan arasında "at pazarlığı" yapılmadı, sorun yokmuş gibi görüştüler.
Ve Türk - Avrupa ilişkilerinde 23 Eylül 2004 günü bir dönemeç olarak tarihe geçti; müzakerelerin başlayacağı belli olmuştu!
***
ZİNA meselesi üç beş cümle kadar konuşulmuş. Verheugen'in sözleri şöyle:
- Ben Türkiye'deyken bu konu o kadar büyük bir mesele değildi. Sonra Türkiye'de de Avrupa'da da normal sınırlarını aşan bir siyasi tartışma konusu oldu.
Başbakan'ın cevabı:
- Evet lüzumsuz siyasi tartışmalar oldu. Zaten bizim yapmak istediğimiz düzenleme klasik bir zina düzenlemesi değildi.
Sonra, Meclis'in öteki dört kanundan ayrı olarak ceza kanununu nasıl görüşüp kabul edeceği konuşuluyor. İç tüzükte falan bir engel var mı? Tabii hiçbir engel, hiçbir sorun yok.
Bunun üzerine Verheugen tarihe geçecek cümlesini söylüyor:
- Türkiye'nin önünde hiçbir engel kalmadı!
Başbakan da Meclis'in pazar günü toplanacağını, ceza kanununun kalan iki maddesini de kabul edeceğini söylüyor.
Ve Verheugen tepkisi:
- Sayın Erdoğan, siz iki yıllık iktidarınızda yaptığınız reformlarla, tarihteki yerinizi güvence altına aldınız.
Ve Başbakan hemen oracıkta Meclis Başkanı Bülent Arınç'a telefon açıyor:
- Meclis'i pazar günü toplantıya çağırın lütfen! Ceza kanununu geçireceğiz!
Artık tamam, AB yolu açılmıştır.
***
ÖNEMLİ bir dönemeç daha aşılmıştır. Verheugen'in "Türkiye'nin önünde engel kalmadı" sözü, bu tarihi dönemecin özetidir.
1856 Paris Anlaşması gibi, NATO'ya girişimiz gibi, 1963'te İnönü'nün imzaladığı Ankara Anlaşması gibi, 23 Eylül 2004 tarihi de bir dönüm noktası oldu.
Buraya gelinecekti de, zina meselesi niye ortaya çıkarıldı?!
Evet, ama bu meselenin abartılarak bir siyasi soruna dönüştürülmesi de bir o kadar anlamsızmış, bu da görüldü.
Netice hayırlı oldu: Tartışmanın zina konusuna kilitlenmesi, Avrupa'da Türkiye karşıtı çevreleri de bu konuya kilitledi! Bu konu çözülünce onların da söyleyeceği bir şey kalmadı.
Zina sorunu Brüksel'de böyle bir sonuç almak için planlanarak ortaya atılmamıştı, sorun adeta 'patlamış'tı. Ama 'rasyonel' bir planlamayla çözüldü, Türkiye AB yolunda önemli dönemeçlerden birini daha aştı.
Bunda pazartesi günü yazdığım "Başbakan'ın sağduyusu" büyük rol oynadı. Daha önemlisi, Türkiye'nin temel dinamiklerinin "muasır medeniyet" yönünde olduğu bir kere daha görüldü. Artık irtica paranoyalarına kapılmanın, rejim evhamlarıyla kıvranmanın anlamı yok.
Türkiye Avrupa yolundadır. Hem de en azından yüz elli yıldır.
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|