|
Olacağı buydu...
Başbakan Erdoğan - Verheugen görüşmesinden şu sonuç çıktı: AB'nin istediği gibi Türk Ceza Yasa tasarısı 6 Ekim'den önce yasalaşacak.
Bu amaçla AKP, Meclis'i 26 Eylül'de olağanüstü toplayacak; yürürlük ve yürütme maddeleri kalmış tasarıyı geçirecek.
Krizin nedeni zina konusu ne oldu?
Anlaşılıyor ki, Başbakan Erdoğan, bu konuda diretmedi. Verheugen'i ikna yerine, yasayı AB'nin istediği gibi çıkarmayı kabul etti.
Aklın yolu da bunu gösteriyordu. AB'den müzakere tarihi almaya bu kadar yaklaşmışken, Başbakan Erdoğan'ın ve hükümetin, sadece zina tartışması nedeniyle, Brüksel'le köprüleri atması sağduyuyla bağdaşmazdı. "Zina mı, AB mi?" sorusu sorulduğunda, Başbakan'ın da, hükümetin de "AB" diyecekleri hakim beklentiydi. Nitekim öyle oldu...
Böylece, yapay duran zina krizi, olmamış sayıldı.
Brüksel'de dün gelinen nokta zina krizi başlamadan önceki noktaydı. Türk Ceza Yasası'nın, AKP ile CHP mutabakatı çerçevesinde geçmesi, raporun Türkiye'ye tarih verilmesini destekler nitelikte yazılması bekleniyordu. Verheugen, Türkiye'den ayrılırken, başka koşul olmayacağını ifade etmişti. Bu ifadesini dün Başbakan Erdoğan'la görüşüp zina krizi geride bırakıldıktan sonra tekrarladı.
Zina krizi nedeniyle koşullarda bir değişiklik oldu mu?
Başbakan Erdoğan, zina düzenlemesinden vazgeçme karşılığında, AB'den yeni kazanımlar elde etti mi? Yeni bir durum doğdu mu? Başbakan'ın bu tutumu taktik gereği miydi? Pazarlık gücünü artırmaya mı yönelikti?
Bu sorulara net yanıt vermek zor. Erdoğan - Verheugen görüşmesinin detayları bilinmeden kesin bir şey söylenemez. Eğer, bu kriz nedeniyle AB, rapora koymayı düşündüğü Türkiye aleyhine bazı ifadeleri koymaktan veya 17 Aralık'a kadar yeni koşullar koşmaktan vazgeçmişse, böyle bir taktikten söz edilebilir. Ama böyle bir durum yoksa, bir haftadır yaşanan gerginliğin Türkiye ekonomisine verdiği zarar dışında bir sonucu yok demektir.
Bu konuda yargıya varmak için 6 Ekim'de yayımlanacak raporu görmek gerekir. Türkiye'yi öven ve tarih verilmesini destekleyen bir içerik taşıyacağı anlaşılıyor. Bu elbette Türkiye'nin 17 Aralık'ta müzakere tarihi alması için çok önemli bir karine oluşturacaktır.
Tabii, raporda yer alacak eleştiri konuları da çok önem taşıyacak ve müzakere sürecinde ortaya çıkacak sorunlar hakkında fikir verecektir.
fbila@milliyet.com.tr
|
|