|
 |
|
|
Zinasız uzlaşma
Brüksel'de son tango tahmin ettiğimiz gibi geçti: Zinasız uzlaşma sağlandı! Başbakan Erdoğan'la bir araya gelen AB'nin Genişlemeden Sorumlu üyesi Günter Verheugen, 'Başbakan güvence verdi, Türkiye'nin önünde TCK'nın yasalaşmasından sonra bir engel kalmadı' açıklamasını yaparken, Avrupa Komisyonu Başkanı Romano Prodi, 6 Ekim'deki İlerleme Raporu'nun 'adil ve objektif' olacağını söyledi.
Bu gelişmeler üzerine TBMM, pazar günü olağanüstü toplantıya çağrıldı.
Ankara - Brüksel hattında yaşanan 'kriz' şimdilik aşılmış olsa da, 17 Aralık zirvesinde AB'den çıkacak Türkiye'yle müzakerelere başlanması kararından sonra da zorlu bir yola girileceği anlaşılıyor. AB yolculuğunun daha uzun süre 'türbülansta giden uçak gibi' sarsıntılı geçmesi bekleniyor.
AKP yönetiminin Başbakan'ın deyimiyle 'devrim gibi' yasal değişikliklere güvenip, nasıl olsa tam üyeliğe gidiyoruz diye uçağı 'otomatik pilot'a bağlama şansı olmayacak.
Erdoğan'ın zina konusundaki girişimi, Batılı merkezlerde AB yörüngesinden ciddi bir sapma olarak görüldü. Bu belki abartılı bir değerlendirmeydi ancak Başbakan Erdoğan'a duyulan güven açısından 'zinada ısrar' beklenmedik bir yol kazası olacaktı.
Geçmişte benzer bir durum Tansu Çiller'in başına gelmiş, 1995'te Gümrük Birliği'ni gerçekleştiren hükümetin başbakanı Çiller'in daha sonra Erbakan'ın Refah Partisi'yle kurduğu koalisyon, Batı'ya giden yoldan sapma olarak görülmüş ve o zamana kadar kendisi destekleyen Avrupalı liderlerde 'aldatılmışlık' duygusu uyandırmıştı. Zinada ısrar, Erdoğan açısından da bir güvensizliğe yol açacak ve Batı'da yaratılan imaj yıkılacaktı. Kuşkusuz son krizden iç politikada çıkarılacak dersler de var: Bunların başında Türkiye'deki karar alma mekanizmalarının demokratikleştirilmesi ve parlamentonun güçlendirilmesi geliyor.
Zina krizini Brüksel yaratmadı. Daha doğrusu ortada AB'nin dayatması diye algılanacak bir sorun yok. TCK'da zina zaten bir 'suç' olarak yer almıyordu. Meclis'in 'olağanüstü' toplantısı İtalyan Ceza Yasası'ndan kalma kimi cezaları TCK'dan ayıklamak üzere yapılmıştı. CHP ve AKP arasında sağlanan uzlaşma, Başbakan Erdoğan'ın isteğiyle tasarının komisyona çekilmesiyle bozulmuş olmasa, 'yürürlük ve yürütme' maddeleri dışında tümüyle Meclis'ten geçen TCK yasası Brüksel'e kadar gitmeyecekti.
Hükümet ve TBMM, gerçekten AB'yi Türkiye'nin 'iç işlerine karıştırmak istemiyorsa' kendi iradesiyle alacağı kararları 'kriz' diye AB'ye taşımamalıdır.
Zina toplumun gündeminde olmayan bir 'kriz' olarak gündeme getirildi ve 'AB zoruyla' çözülmüş oldu. Türkiye'nin önüne gelecekte çok daha yaşamsal sorunlar çıktığında ne olacak? Meclis nasıl ağırlık koyacak?!
dsazak@milliyet.com.tr
|
|
|

|