|
Sahilde öpüşe öpüşe
Efendim bu zina konusuyla ilgili ben tek bir yazı yazdım. Sonra da "Milli Zina Seferberliği"ne katılamadım. Zira, böyle mongol mevzularla aptallaştırıldığımızı düşünüyorum. Bambaşka dünya meselelerinden bahsedebilecekken "Zina suç olmasın!" gibi son derece ilkel, "E heralde yani!" konularla uğraştırılıyoruz. Benim uğraşasım, hatta dalga geçesim bile gelmedi. "Alem fezaya çıkmış, biz de zina piyasaya sürülmüş" hissiyatı uyandırıyor şahsımda. Şaka gibi bir mevzuuyla ciddi ciddi uğraşmak zorunda bırakılıyoruz, işkence gibi. Velhasıl yazmadım, yazmam da.
Çiçek'in açıklaması
Fakat geliniz görünüz ki bir yazı yazdık o da başımıza bela oldu. Dedik ki yazıda "Herhalde savcılar sabah dokuzdan başlayıp mesaiye çıkacaklar. Sokak sokak gezip kim kiminle ne yapıyor bunu denetleyecekler". Gazeteci arkadaşlardan biri basın toplantısında mı sordu, yoksa Adalet Bakanı Cemil Çiçek şahsen okuyup mütehassıs mı oldu bilemiyorum, bir açıklama yaptı kendisi:
"Savcılar sokak sokak gezip kimin kiminle ne yaptığını denetlemeyecekler" şeklinde konuştu.
Doğal olarak, bu açıklamasını üzerime alındım. Ben de kendimce mütehassıs, müteessir oldum. Büyük hükümetimizin zinayı suç sayarken nasıl bir kovuşturma organizasyonu içerisinde olduğunu doğru tahmin edememiştim. Yanlış hava tahmini yapmış hava durumcudan daha bedbaht idim. Kara talihin bana oynadığı bu oyunu unutmaya çalışırken günlerim gecelerim geçti, gözyaşları içinde. Müstehcen meselelerle yakından ilgili hükümetimizin karşısındaki bu zavallı mağlubiyetimi tam hazmedecek ve mazinin karanlık sayfaları arasında unutulmaya bırakacaktım kiiii...
Dün bütün gazetelerde vardı; Samsun sahillerinde müthiş bir uygulama başlatılmış. Kadınlarla erkeklerin birbirlerine dokunmaları yasak. Sarılmak, yan yana samimi durmak, bunlar yok artık, olmayacak. Samsun'un AKP'li belediye başkanı, bir erkek bir kadına sarılıp oturunca bunda müstehcen bir şeyler görüyor herhalde. Gerçi vebali üzerimizde kalmasın; belki zabıtalar genç çiftlere megafonla "Ayrılın!" komutunu vermeden önce evlilik cüzdanı filan soruyordur, belki sadece evlilik cüzdanı olmayanlara yapıyordur!
Diğer yandan İçişleri Bakanlığı sorunca "Biz öyle bir şey yapmıyoruz" demişler. Ama dün Milliyet'te Şenol Çakır'ın fotoğrafları öyle demiyordu. Fotoğraflar, zabıtaların çifti "suçüstü" yakalayışını, oturdukları yerden kaldırışını ve başarıyla kaçırışını kare kare gösteriyordu. Son karede ise zabıta dönüp objektife muzaffer sırıtıyordu. Sahilde, motorize ahlak avcılığı!
Böylece Sayın Çiçek'in sayın açıklamasıyla bağladığım karaları çözdüm ve büyüklerimizin bir bildiği olduğunu yeniden anladım. Dimağım aydınlandı. Tabii ki savcılar insanların peşinden koşup, pencerelerden dikiz atmayacaktı. Olur mu öyle şey?! Bu iş, daha başından engellenecek, müstehcenlikle ilgili "ayak işleri" AKP'li belediyelerin zabıtalarına yaptırılacaktı. Ben hakikaten bu işleri bilmiyorum. Cahillik çok kötü bir olay!
Yürüyüş önerisi
Samsunlu genç insanlar! Ben sizin yerinizde olsam bu pazar günü için, hızlıca bir yürüyüş organize ederim. Çıkın sahile. Kol kola! Şöyle bir yürüyüş yapın. Bütün gün orada öylece yürüyün, sarılarak, öpüşerek. Dosta düşmana karşı. Onlar haksız ve suçlu çünkü. Siz haklı ve güzelsiniz.
Sokakta ebeveynler çocuklarını döverken, kocalar karılarını döverken "Ayrılın!" demeyenler, birbirini seven insanlara takıyor kafayı. Ben de kardeşim, bunu pornografik buluyorum. Hadi bakalım!
ecetem@hotmail.com
|
|