Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 25 Eylül 2004 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Yaşasın rekabet!

Aşk zaten hem kendinle hem de hedefteki aşıkla sessiz bir rekabet değil midir?


Eşimle oynadığımız sessiz bir oyun var aramızda. Yıllardır bunu oynayıp dururuz. Adını bu yazıyı yazmadan az önce koydum: "Rekabet oyunu"! Bunu da açık
açık konuştuk. Kartları açtık yani. Biz birbirimizi kıskanıyoruz. Ama öyle el alemden kıskanma değil bu. Elbette öyle de kıskanıyoruz ama bu daha eğlenceli ve aşkı hep ayakta tutan bir oyun.
Hani hep yazarım ya, "Taraflardan biri durup oturduğu anda ilişki rutine girer, konuşmalar azalır, iletişim sıfıra yüz tutunca da başka
arayışlar mecbur görünür" diye. İşte rekabet
oyunu sürpriz hareketler yarattığı için, iki taraf da ha bire birbirinin attığı adımlardan enerji aldığı için, bu dalgalanma, fikir ve paylaşım (hava atma / konumlama) fırtınası proaktif bir yaratıcılığı körükler.
İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
Aşkı ayakta tutan şey, "ona ulaşma", hedefteki kişiyi "kazanma", böylece kendine "meşruiyet" kazandırma isteği değil midir?
Taraflar birbiriyle rekabet halindeyse, ilişkideki değerler ve "hedef" tahterevalli misali yer değiştiriyorsa, değmeyin bu ilişkiyi yaşayanların keyfine...
Böyle bir çiftin arasında aşk hiç biter mi? Bitmez!
Peki yollarına ne engel çıkabilir; "iş ve gereklilik" kavramlarının birbirine girdiği, hayatın rafa kalktığı bir ortamda, bir çift aralarındaki enerjiyle aşkın gerekliliğini eğlence ve sürpriz duygusuyla beslediğinde, bu çiftin arasına ne girebilir? Hiçbir şey!
Bugünkü yazımın ana fikri şu:
Aşk zaten hem kendinle hem de hedefteki aşıkla sessiz bir rekabet değil midir? Kızıştırıcı, elin sürekli yükseldiği, büyük oynadıkça kazancı da büyük olan bir "rekabet oyunu"... Bari tadını çıkarın, hem size hizmet etsin hem de ilişkinize... Herkes "kazansın". "Kazan-kazan"... Sermayenin asla tükenmediği bir ilişki. Yaşasın kıskançlık! Yaşasın rekabet!
İyi oyunlar herkese...

Öptüm sizi

Natacha Atlas'ı bilirsiniz. Bir konserinden sonra sohbet etme fırsatım olmuştu. Yarabbim o nasıl bir dişilik! Kışkırtıcılık garantisiyle satılıyor. Şarkılarından, ritminden enerji alıp ne işveli yazılar yazmışımdır kim bilir... Son albümü "Something Dangerous"ı aldım geçen gün ve her zaman yaptığım gibi tek bir parçayı ("Just like a Dream") dön baba dönelim dinleyip ayılıp bayılıyorum. Bu kadar iyi gelir insana bir ses, bir şarkı! A ha, reklamsa reklam, o bayıldığım müziğe bakalım siz de ayılacak mısınız? Özcan Deniz de Natacha Atlas'la bir şeyler yapacağını mırıldanıyordu geçenlerde, bu iki sesin bir araya gelmesi sahiden ilginç olabilir. Merakla bekliyorum... Şimdilik Natacha ablayı öpelim yeter...

Biraz da istatistik

Kıskanç biri misiniz? 
Aşırıya kaçmamak kaydıyla kıskancım tabii% 36.02
Elbette, seven kıskanır% 31.75
Evet, üstelik bu en büyük sorunum.%19.43
Hayır, kimi neden kıskanayım ki?% 5.69
Ben kıskanmam, o beni kıskansın% 4.74
Kıskançlığım yüzünden ayrıldık% 2.37


Kılavuz karga oyunu!

Erkek: Bıktım senin kıskançlıklarından!
Kadın: Böyle diyerek elimi göreceğini sanıyorsan, beni pek hafife alıyorsun demektir.

www.ilhanuckan.com

CUMARTESİ
"İbo'nun peşinden Alaska'ya da giderim"
"Burnunu küçültmek, düzeltmek isteyen erkek genellikle problemli oluyor"
Sezonun kraliçesi: Tüvit
Çantalarda renk cümbüşü
Lodos fena esecek!
"İstanbul'daki şov için sıkı çalışıyoruz"
Modern ve klasik danstan salsaya
Yine ev kuracak, işe gidecek, aşık olacaklar
Kitap okumak
ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI
Sonbahar bakımı için yeni ürünler





Donatella Piatti
İlhan Uçkan

© 2004 Milliyet