|
 |
|
|
Mucize
Ya Ediz kardeş, sen bu maçtan bir şey anladın mı? Valla ben birşey anlamadım. Ne teknik, ne sistem, ne bilim hiçbir şey yoktu. Mucizenin adı bu olsa gerek.
Bir takım düşünün onbir oyuncusunun dokuzu vasatın altında oynuyor, bir tanesi beş dakika sahneye çıkıyor. Sadece Rüştü maçın tamamında iyi. Ve üç puanı kazanıyorlar. Bu arada antrenör üç tane değişiklik yapıyor. Futbolun mantığı, gerçeği maçın Gençlerbirliği'nin lehine gelişmesini gerektiriyor. Ama skor 2-1. Sonunda kahraman oluyorsunuz. Kazanan hep haklıdır ne diyelim. İlk yarı boyunca iki takım da sadece birbirlerini kontrol ettiler. Tempo son derece düşüktü. On gün oynansa sanki gol olmayacak. İkinci yarının ilk 20 dakikasında Gençlerbirliği biraz pas, biraz hücum yaptı, karşılığını aldı.
Bir buçuk orta saha
Geriye düşen Fenerbahçe şuursuzca şişirmeye başladı. Üç oyuncu değişikliğinden sonra 4-1.5-4 gibiydiler. Savunmanın önünde sadece Aurelio ve buçuk dediğimiz Alex (defansif anlamda tabii). Sağ çizgide Mehmet Yozgatlı, sol çizgide Murat, iki santrfor Nobre ve Pierre. Buna karşılık önde olan Gençlerbirliği sırayla iki forvetini oyundan çıkarıyor, kalan bölümü beş orta saha ile oynuyor. En uçta Mustafa Özkan da orta saha tipli forvet. Yani bir bakıma 4-6 sistemi. Ve ilginçtir, iki golü de ikiye bir yakalanarak yiyiyorlar. Gol vuruşunu yapmadan önce Alex'in, alternatifleri bile var. Pas verebilir, çalım atabilir. Yani dört savunmanın önünde altı orta saha ile bu tür gol yiyorsa bir takım ben bu maçtan birşey anlamadım. Rüştü'nün ikinci goldeki asisti müthiş. Pozisyon öncesinde Sedat'ın şutunu kurtarıyor. Sedat vururken Baki gol diye elini kaldırıyor. Olmuyor, Rüştü degaj yapıyor, Baki yüzünü kapıyor ağlıyor. Hepsi beş saniye içinde. Ne bileyim böyle bir maç işte. Ama bir gerçek sezon boyunca kazanabileceği en önemli üç puanı aldı Fenerbahçe. Fizik kondisyonu hiç iyi değildi. Ama salıya bunun yansıyacağını zannetmiyorum.
rdilmen@milliyet.com.tr
|
|
|

|