Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 25 Eylül 2004 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Öymen ve Yakış


Ankara'da kendi eliyle yarattığı zina krizini Brüksel'den çözerek dönen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, dün, partisinin Kadın Kolları toplantısında CHP'ye yüklendi. Doğrusu haksızlık etti. AB'ye uyum için yapılan Anayasa ve yasa değişikliği çalışmalarında olduğu gibi son olarak Türk Ceza Yasa tasarısının Meclis'ten son iki madde dışında geçirilmesinde de CHP, AKP'ye destek oldu. Zina krizi çıktığında da Meclis'i toplantıya çağırıp açık tutmaya çalışarak sorumlu bir muhalefet örneği verdi. CHP'nin bu çabalarını görmemek, bizzat Başbakan'ın tırmandırdığı zina krizinden CHP'yi sorumlu tutmak, Brüksel'de sanki CHP'nin çıkardığı bir krizi çözüme kavuşturmuş gibi bir hava yaratmak, haksızlıktır. AKP'nin AB ve Türk Ceza Yasası konusunda yaptığı olumlu katkının teslim edilmesi gerekir. Başbakan'ın ve AKP sözcülerinin, Brüksel dönüşü CHP'ye yüklenmeleri yersizdir.
Nitekim, dün, Erdoğan'ın CHP'yi eleştirdiği saatlerde, İtalya'nın başkenti Roma'da CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Dışişleri eski Müsteşarı Onur Öymen, Dışişleri eski Bakanı, AKP milletvekili meslektaşı Yaşar Yakış'la birlikte İtalyan parlamenterlerle AB için görüşüyordu. Türkiye'yle müzakerelerin geciktirilmeden başlatılması, müzakere tarihi verilmesinin hiçbir koşula bağlanmaması gerektiğini AKP milletvekilleriyle birlikte savunuyordu. Yaşar Yakış'ın yanı sıra yine AKP'den milletvekili İbrahim Özal da aynı çaba içindeydi.
Öymen, Yakış ve Özal'ın Roma'da sergiledikleri tablo, Avrupa Birliği yolunda iktidar - muhalefet işbirliğinin güzel bir örneğini oluşturuyordu. Yakış ve Öymen, iki deneyimli diplomat olarak bu örneği daha önce de verdiler. Ankara'da katıldıkları Meclis televizyonu programında da bu konuyu iç politika malzemesi yapmadan aynı duyarlılıkla ele aldılar. Olaya Türkiye'nin ulusal çıkarları açısından ve aynı pencereden bakabildiler.
Roma'dan dün görüştüğümüz Onur Öymen izlenimlerini şöyle aktardı:
"Biz zaman zaman bu tür temaslar yapıyoruz. AKP'li milletvekili arkadaşlarımızla ortak temaslar yürütüyoruz. Şimdi Roma'dayız. İtalyan parlamenterle görüşüyoruz. Daha önce Fransızlar da bize gelmişlerdi, onlarla da görüşmüştük. Keza İngilizlerle de... Burada aldığımız izlenim o ki, Türkiye'ye bir müzakere tarihi verilecek. Biz bunun koşulsuz olması için çaba gösteriyoruz. Ancak, son zina krizi bazı izler bırakmış. Bize ileride yine bu tür krizler olmayacağını garanti edebilir misiniz, diye soruyorlar. Bunu Ankara'ya gelen Fransız ve İngilizler de gündeme getirmişlerdi. Buradan şu sonuç çıkıyor ki, bu son kriz biraz tahribat yaratmış. Bunu gidermemiz lazım."
Öymen, 6 Ekim raporunun Türkiye'ye tarih verilmesini tavsiye etmekle birlikte bazı önemli konularda eleştiriler taşıyacağı izlenimi almış. Müzakerelerin başlamasının bazı koşullara bağlanabileceği veya başladıktan sonra bu koşullar nedeniyle sık sık kesilmesi durumuyla karşılaşmanın sürpriz olmayacağını düşünüyor.
Öymen, "Ne tür koşullar olabileceği izlenimini aldınız?" biçimindeki sorumuzu yanıtlarken şu değerlendirmeyi yaptı:
"Öncelikle bir Kürt meselesi gündeme gelebilir. Kendi bakış açılarıyla bu konuyu bir sorun olarak ifade edebilirler. Yine Yunanistan ve Kıbrıs konularını getirebilirler. Ruhban okulu önümüze çıkabilir. Asker - sivil ilişkileri de konu edilebilir. Bunlara 6 Ekim raporunda da değinebilirler. Bu konular müzakerelerin başlaması için fiili koşullara dönüştürülebilir. İşin zor tarafı bundan sonra başlayacaktır. Türkiye olarak biz bunlara hazırlıklı olmalıyız. Müzakere hazırlığı yapmalıyız, yetkin heyetler oluşturmalıyız. CHP'nin olaya bakışı hep bu olmuştur, bundan sonra da bu olacaktır."
Yakış, Öymen ve Özal'ın Roma'da gösterdikleri ortak çaba Türkiye'nin ihtiyacı olan işbirliğinin iyi bir örneği...
Türkiye'nin bu işbirliğine bundan sonra daha fazla ihtiyacı olacak.

fbila@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Erdoğan'ın liderliği
İKİ maddi gerçek: Biri, Türkiye'de 1987'den b...
Çetin ALTAN
O oldu, bu oldu, şu oldu, ne oldu?
TBMM, yeni TCK tasarısını yasalaştırmak için ...
Melih AŞIK
Heredot yaşasaydı
Ünlü Yunan tarihçi Heredot, zeytin ve incir a...
Fikret BİLA
Öymen ve Yakış
Ankara'da kendi eliyle yarattığı zina krizini...
Güneri CIVAOĞLU
Sıfır hata
Brüksel'deki AB temsilcisi dostum, "Türkiye, ...
Can DÜNDAR
Kurt ile kuzu
Hangi filme gitsek, oğlum baştan soruyor: "Ha...
Abbas GÜÇLÜ
Alemdaroğlu vakası
YÖK ve Çankaya, Alemdaroğlu'nu "yargısız infa...
Sami KOHEN
İşimiz (hâlâ) zor...
AVRUPA Birliği'nde şimdiye kadar hiçbir ülken...
Mehmet Y. YILMAZ
Yaz benim için iyi geçti çünkü...
Etrafta gördüğüm bazı şeyler olmasa yazın tam...
Meliha OKUR
20 bin uzman aranıyor
AKP İstanbul İl Başkanlığı, zina krizi öncesi...
Hasan PULUR
Ankara'da tutan inat Brüksel'de kırılır...
ELBETTE, muhalefet partileri, gazeteler, tele...
Erdoğan SAĞLAM
Vergide e - beyan sorunlarla birlikte başlıyor
SSK'dan sonra Maliye de düğmeye bastı. 1 Ekim...
Derya SAZAK
AB ligi
Tayyip Bey'in Brüksel seferi, futboldaki Avru...
Meral TAMER
Türkler AB'ye, çöpler nereye?
Bir musibet, bin nasihatten iyidir demiş atal...
Tamer HEPER
Manevi tazminat
Bir kimsenin malına zarar verirseniz, bunun p...
Yaman TÖRÜNER
Dünyayı değiştirebilecek gerçekler
Jessica Williams "Dünyayı Değiştirebilecek 50...
Güngör URAS
Karakoyunlu hürriyet ve özgürlüğü anlatıyor
"Yorgun Mayıs Kısrakları", Yılmaz Karakoyunlu...
Serpil YILMAZ
Washington'da Türk lobisi karıştı
Başlığa bakıp bu yazıyı Amerika'dan yazdığımı...
M. Ali BİRAND
CHP'ye tekrar kavuştuk...
CHP kısa bir süre öncesine kadar, AB konusund...

© 2004 Milliyet