Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 25 Eylül 2004 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Sıfır hata


Brüksel'deki AB temsilcisi dostum, "Türkiye, Leyla Zana'yı bir bölük komandoyla korumaya almalı" diye uyardı.
Nedenini şöyle açıkladı:
"17 Aralık'a iki ay var. Türkiye'nin AB'den tarih almasını önlemek için ülkeyi karıştıracak, altını üstüne getirecek, AB yörüngesinden çıkarmaya yönelik karanlık oyunlar tezgahlanabilir. Leyla Zana örneğini toplumsal barışı kundaklamak girişimleri için potansiyel bir isim olarak verdim. Başka örnekler de verebilirim."
Böyle olasılıklardan Allah korusun...
Ancak...
Çok duyarlı bir sürece girdiğimiz yadsınamaz gerçek.
"Bakınız geride kalan iki haftada neler oldu? Önümüzde, daha iki ay var. Daha neler neler olabilir..."
Gerçekten iki hafta önce Türkiye'nin AB yoluna zina tipi mayının konulacağı ve patlamadan, zararsız hale getirilinceye kadar, yürekler ağızda yaşayacağımız akıllara gelir miydi?
Türkiye'ye tarih verilme toplantısının yapılacağı 17 Aralık'a 2 ay var.
O sürede ne mayınlar döşenemez ki!

Kredi limiti doldu
Sadece Türkiye içinde değil, sınırların ötesinde, Avrupa haritasında da mayınlar döşendiği kesin.
Verheugen'in, Erdoğan'la görüşmesinden sonra yaptığı "Artık engel yok" açıklaması bağlamındaki medya yankıları bunun kanıtı. Karşıt siyasi görüşler, örgütler, lobiler "mobil(!)" haldeler.
Onların bunu yapacakları zaten bilinmeyen şey değildi.
Önemli olan, Türkiye'nin önümüzdeki iki ay içinde onların ekmeklerine yağ sürecek yanlışlar yapmamaya özenli olmasıdır.
"Zina" gündemiyle uçurum kenarında geçirilen iki hafta, kulaklara küpe olmalıdır.
Artık, yeni iç siyaset fantezilerine tolerans limitimiz yok. Kredi kullanıldı.
İki ay boyunca "sıfır hata" Türkiye'nin kesin ilkesi olmalı.

Ekmeklerine yağ
Türkiye'nin şansı, destek yelpazesinin bu çağa endeksli kurumlara ve zihniyet odaklarına açılmış olmasıdır.
Avrupa'nın sosyal demokratları ve sosyalist partiler, Yeşiller, - Avrupa muhafazakar partileri arasında en açık görüşlüsü olan - İngiliz muhafazakarlarının çoğunluğu, Avrupa'nın merkez sağ liberal partileri... İşçi sendikaları, TÜSİAD ligindeki büyük patronların örgütleri, çağdaş görüşlü, açık vizyonlu sivil toplum örgütleri ile bu yelpazenin esintilerini yansıtan Avrupa medyası.
Buna karşılık Türkiye'nin AB üyeliğine karşı olanlar Kara Avrupası'nın muhafazakar Hıristiyan demokratları, Nazi zihniyetini yansıtan ırkçı partiler ve örgütler, radikal sağ sendikalar... Yani küresel değerlerin gerisinde kalan ve iyi gözle bakılmayanların koalisyonu.
Bu ayırım Türkiye'nin şansı.
Haçlı ve Nazi zihniyetleri artık Avrupa'nın egemen ve belirleyici gücü olamaz.
Yeter ki...
Vurguluyorum...
Türkiye'nin ayağına çelme takılmasın.
Burada... Parantez açılacak ülke Fransa...
Fransa'da sadece sağcı Le Pen'in ırkçı partisi, iktidardaki merkez sağ çoğunluk değil, muhalefetteki sosyalistler de genelde Türkiye'nin AB'ye tam üyeliğine karşılar. Medya, ağırlıklı olarak bu "karşı" tavrı destekliyor.
Fransa'nın, 17 Aralık'ta Türkiye için lehte oy kullanmasının tek güvencesi Cumhurbaşkanı Chirac.
Gerçekten...
Chirac, Schröder ile Fransa ve Almanya'nın birlikte hareket etmeleri için anlaşmış bulunmakta.
Chirac'ın yakın çevresinden sızan/sızdırılan tavrı şöyle:
"Türkiye'ye üyelik görüşme tarihinin verilmesi vizyon konusudur. Aralıkta bu tarih verilmelidir. Hükümete, Meclis'e bırakılamayacak kadar önemli bir tarihi karardır. Bu kararı ben vereceğim. Kararım bellidir."
Yazının başına dönelim...
Brüksel'deki dost uyarıyor: "Zana'yı bir bölük komando korumalı diyorum ya... Chirac'ın da 17 Aralık'a kadar sağlıkla gelmesi çok önemli. Chirac'a bir şey olursa, Türkiye'ye tarih verme kararı çıkmayabilir!"
İki haftada neler oldu, önümüzde iki ay var. Neler olabilir kaygılarına, bir örnek de işte bu Chirac için "Aman 17 Aralık'a sağlıklı varsın" dileği...
......
Sonra da önümüzde 10 yıldan aşağı olmayacak görüşmeler süreci... Allah yardımcımız olsun...


g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Erdoğan'ın liderliği
İKİ maddi gerçek: Biri, Türkiye'de 1987'den b...
Çetin ALTAN
O oldu, bu oldu, şu oldu, ne oldu?
TBMM, yeni TCK tasarısını yasalaştırmak için ...
Melih AŞIK
Heredot yaşasaydı
Ünlü Yunan tarihçi Heredot, zeytin ve incir a...
Fikret BİLA
Öymen ve Yakış
Ankara'da kendi eliyle yarattığı zina krizini...
Güneri CIVAOĞLU
Sıfır hata
Brüksel'deki AB temsilcisi dostum, "Türkiye, ...
Can DÜNDAR
Kurt ile kuzu
Hangi filme gitsek, oğlum baştan soruyor: "Ha...
Abbas GÜÇLÜ
Alemdaroğlu vakası
YÖK ve Çankaya, Alemdaroğlu'nu "yargısız infa...
Sami KOHEN
İşimiz (hâlâ) zor...
AVRUPA Birliği'nde şimdiye kadar hiçbir ülken...
Mehmet Y. YILMAZ
Yaz benim için iyi geçti çünkü...
Etrafta gördüğüm bazı şeyler olmasa yazın tam...
Meliha OKUR
20 bin uzman aranıyor
AKP İstanbul İl Başkanlığı, zina krizi öncesi...
Hasan PULUR
Ankara'da tutan inat Brüksel'de kırılır...
ELBETTE, muhalefet partileri, gazeteler, tele...
Erdoğan SAĞLAM
Vergide e - beyan sorunlarla birlikte başlıyor
SSK'dan sonra Maliye de düğmeye bastı. 1 Ekim...
Derya SAZAK
AB ligi
Tayyip Bey'in Brüksel seferi, futboldaki Avru...
Meral TAMER
Türkler AB'ye, çöpler nereye?
Bir musibet, bin nasihatten iyidir demiş atal...
Tamer HEPER
Manevi tazminat
Bir kimsenin malına zarar verirseniz, bunun p...
Yaman TÖRÜNER
Dünyayı değiştirebilecek gerçekler
Jessica Williams "Dünyayı Değiştirebilecek 50...
Güngör URAS
Karakoyunlu hürriyet ve özgürlüğü anlatıyor
"Yorgun Mayıs Kısrakları", Yılmaz Karakoyunlu...
Serpil YILMAZ
Washington'da Türk lobisi karıştı
Başlığa bakıp bu yazıyı Amerika'dan yazdığımı...
M. Ali BİRAND
CHP'ye tekrar kavuştuk...
CHP kısa bir süre öncesine kadar, AB konusund...

© 2004 Milliyet