|
Ankara'da tutan inat Brüksel'de kırılır...
ELBETTE, muhalefet partileri, gazeteler, televizyonlar istedi diye bir bakan istifa etmez ya da bir devlet görevlisi görevden alınmaz.
Eğer, öyle olsaydı, hiçbir iktidar, muhalefete ne bakan dayandırabilirdi, ne de bir görevliyi...
Bir parti seçime girmiş, programını açıklamış, kazanırsam şunları şunları yapacağım demiş, kazanmış, iktidar olmuş, programını uygulamaya başlamış, elbette muhalefet beğenmeyecek ya da muhalif basın eleştirecek...
Buraya kadarı olağan, anormal bir şey yok!
Hayır, ben, bu yapılanları beğenmedim, bakan istifa etsin, genel müdür görevden alınsın demek de mümkün ama, iktidarın da buna uyması gerekir diye ne şart var, ne de kural...
Neticede bu bir görüştür, görüş anlaşmazlığıdır, muhalefet bunun yanlış olduğunu söyler, gazeteler veryansın eder, lakin sorumluluk hükümetindir, vebali de, günahı da ona aittir.
***
BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan da öyle söylüyor ama, hangi olay için söylüyor?
39 kişinin öldüğü tren kazasından hemen sonra, DDY Genel Müdürü'nü görevden alacakmış ama, CHP ile basın yüklenip bakanın bile istifasını istediklerini görünce vazgeçmiş:
"Muhalefet ve medyanın isteklerine göre devlet yönetilemez" demiş...
***
YUKARIDA anlatmaya çalıştık, bir uygulama olsa, muhalefet de basın da bu uygulamaya karşı çıksa, onlar istedi diye genel müdürü görevden almayabilirsiniz.
Ama olay, bu değil ki!
Ortada 39 can var, 39 kişi ölmüş, plan, program, ideoloji, doktrin tartışmıyoruz, 39 insanın sorumlusunu arıyoruz...
Kim bu sorumlu?
İlk akla gelen o kurumun başındakidir, yoksa dağın başındaki makasçı değil!
***
"MUHALEFET istedi, diye ben adamı görevden almam!"
Eeee, daha sonra niye aldınız?
Demek ki muhalefet ve basın, "Bu adamı görevden alın!" derken haksız değilmiş...
***
DENİZ Baykal, geçen gün, "zina uğruna" bir çuval inciri berbat eden Başbakan'a sesleniyordu:
"Şu inadı bırak!"
Yakın siyasi tarihimiz "inat"la doludur, inatlaşmayla doludur.
Rahmetli Başbakan Adnan Menderes'in "Ben kendime sabık Başvekil dedirtmem!" demesi ağızdan kulağa dolaşırdı...
"27 Mayıs" darbesinden sonra onu gençliğinden tanıyan bir yazar "Keşke sabık dedirtseydi!" diye hayıflanmıştı:
"Şimdi tarihe maslup Başvekil diye geçti."
"Maslup" asılan, idam edilen demekti...
***
YİNE, "27 Mayıs"a çeyrek kala, iktidarın biraz yumuşamasını söyleyen bilim adamına Cumhurbaşkanı Celal Bayar "Dere geçilirken at değiştirilmez!" dememiş miydi?
Allah selamet versin, eski Cumhurbaşkanımız Demirel, Başbakanlığı sırasında "Bulun beyler 226'yı, düşürün bizi!" demez miydi?
***
AMA böyle inatlaşmayan başbakanlar da vardır.
Ecevit!
1979'da ara seçimi kaybettikten sonra, hiç gereği ve yasal zorunluluğu yokken, istifa etmişti.
İktidar olmak, iktidarda kalmak ayıp değildir...
Lakin inatlaşmak...
Belki ayıp değildir ama, zararı çoktur, faydası yoktur.
Hem Ankara'da tutan inadı, Brüksel'de kırıyorlar.
h.pulur@milliyet.com.tr
|
|