
|
|
|
 |
|
|
"İbo'nun peşinden Alaska'ya da giderim"
New York Moda Haftası'nda podyuma çıkan Demet Şener, İbrahim Kutluay'ın transferi nedeniyle Amerika'ya yerleşmeye hazırlanıyor. Şener "Biz ilişki testini Atina'da geçtik. Bu sefer bana 'Gelir misin?' diye sormadı bile. Biliyor ki nereye giderse ben de yanında olacağım" diyor
YİĞİT KARAAHMET
Demet Şener, İbrahim Kutluay'a o kadar aşık ki... Yani röportaj boyunca ettiği üç kelimenin biri mutlaka "İbrahim" oldu! Bizim esas amacımız aslında onunla New York Moda Haftası vesilesiyle çıktığı Atıl Kutoğlu defilesi ve sonrasında gelen modellik tekliflerini konuşmaktı. Ama konu ikisinin yaşadıkları ilişkiye geldi dayandı.
Şener, Amerika'dan döndükten bir hafta sonra Kutluay da Seattle Supersonics ile anlaştı. Ve ünlü ikiliye Atina'dan sonra da şimdi de Amerika yolu göründü.
Demet Şener röportaj boyunca çok heyecanlıydı. Özellikle tüm Türkiye'nin bildiği aşklarından konuşurken. İlişkisi hakkında söylediği şeyler bazılarına klişe ya da sıkıcı gelebilir. Ama onu yüz yüze dinlerken gerçekten samimimi olduğunu anlıyorsunuz.
Sevgilinize NBA'den transfer teklifi geliyor. Siz de onunla birlikte Amerika'ya yerleşiyorsunuz. İbrahim Kutluay nereye giderse siz de onun peşinden gider misiniz?
Kesin giderim. Alaskaya'da gitsin giderim. O da iyi biliyor bunu. Biz birbirimizden güç alıyoruz. Ben bir çok şeyimi ona borçluyum.
Gerçi ondan önce de siz New York Moda Haftası sonrasında bir çok bağlantı kurmuştunuz. Nerelerden teklif geldi?
Ve bunlar tam olarak nasıl oldu?
Basının Türk olmamdan dolayı çok yoğun ilgisi vardı. Atıl beni "Türkiye güzelimizdir, top modelimizdir" diye lanse etti. In-style dergisinin fotoğrafçısı oradaydı ve fotoğraflarımı çekti. Şimdi beni tekrar çağırıyorlar. Bana Paris'ten çok teklif geliyordu. Amerika'yı hiç düşünmemiştim.
Neden?
Çünkü orada yaşamam gerekiyordu. Burada Demet Şener olarak çok iyi işler yapıyordum. Gerçekten mutluydum. Elde etmek istediğim her türlü işi ayarlamıştım. Orada sıfırdan yaşamaya başlamak işime gelmiyordu. Şimdi de sıfırdan başlamayacağım. Kendimi tanıtmaya gitseydim koltuğumun altında defterlerimle geziyor olacaktım. New York Moda Haftası'na çıkmak benim hayalimdi. Ve gerçekleşti sonunda.
Defile nasıl geçti bu arada?
Biz burada akşamki defileye sabahtan hazırlanırız. Prova bütün gün sürer. Orada defile üçteydi, bize "Saat birde kuliste olun" dendi. İlk şaşkınlığımı orada yaşadım. Gittiğimde de kimse yok. Sonra modeller ve makyözler gelmeye başladı. Orada hiçbir şey için zaman yok. Bu yüzden her şey tıkır tıkır işliyor. 1,5 saat içinde 23 kızın saçını, makyajını yaptılar ve koreografiyi gösterdiler. Kuliste hiçbir ses, bağırış çağırış yok. Bütün o ünlü modeller sessizce oturuyor. "Ah saçımı çektin, bu model bana yakışmaz, bunu yapmayalım, bu ruju istemiyorum" diyen yok. Herkes gayet profesyoneldi.
"Artık basketbol hakemi kadar maç yönetecek bilgim var"
Her maça gider misiniz?
Evet. Bazen deplasmanlara gitmiyorum.
Önceden basketboldan anlar mıydınız?
Hiç anlamazdım.
Şimdi ne durumdasınız peki?
Her şeyi biliyorum. Bir hakem gibi maç yönetebilirim. Seyrederek öğrendim.
Mesela sahada sakatlanınca, canı yandığında siz ne hissediyorsunuz?
Sinir oluyorum. Ve kendimi telkin etmeye çalışıyorum, "O bir sporcu, yanlışlıkla yaptılar, ondan nefret etme" diye. Nefret ediyorum çünkü sakatlayandan. En son burnunu kıran o çocuğu bir daha gördüğümde boğmak istedim.
Maçlarda bakışır mısınız hiç?
Maçta bakışmayız ama maçtan önce birbirimizi görüp gülümseriz. Zaten maça başladığı zaman bazı şeyleri unutması lazım. Benim hayatımda gördüğüm en profesyonel kişi. Onun profesyonelliği benim hayatımı değiştirdi. Bana herkes "Neden bu kadar inceldin?" diye sordu. Çünkü bir modelin ince olması gerektiğine inandım. Tıpkı bir sporcunun fiziğinin iyi olması gerektiği gibi. Bazı sporculara bakıyorum biraz fazla yağları var. Ama İbrahim'de gram yağ yok.
Dünya standardı sizin sahip olduğunuz ölçüler mi gerçekten?
Kesinlikle. New York'tan sonra iyice anladım bunu. Orada 90'ın üstünde kalçası olan yok. Mümkün değil. 61 belden daha fazlası yok. Atıl'ın ilk provasına gittiğimde bana bir kıyafet giydirdi, tam oldu üstüme. Herkesin bana aldırmaya çalıştığı üç kiloyu almış olsaydım defilede rezil olacaktım. "Atıl'cığım, bunu biraz açabilir miyiz?" mi diyecektim orada.
"Amerika'da moda tasarımı okumaya başlayacağım"
İbrahim Kutluay'ın NBA'e transferini bekliyor muydunuz?
Evet. Çünkü İbrahim, Amerika maçında inanılmaz bir performans gösterdi. NBA'cilerin ondan etkileneceğini adım gibi biliyordum. Bu iş kesinleştikten sonra bana söylediğinde çok heyecanlandım. İlişkimiz adına hiçbir şüphemiz yok zaten. Biz yalnız yaşama testini Atina'da geçtik zaten. İbrahim bana bu sefer "Gelir misin?" diye bile sormadı. Çünkü benim onunla her yere gideceğimi biliyor.
İş harici neler yapacaksınız Amerika'da?
Daha önce Atina'da yaşadığım için şimdi Amerika'ya daha tecrübeli gidiyorum. İlk istediğim şey üniversitede moda tasarımı okumak. Onun dışında spor kulüplerine bakıyorum. Belki orada bir spor dalında uzmanlaşabilirim. İngilizcem zaten iyi ama onu artık mükemmel seviyeye getiririm.
Ya Atina'ya giderken size teklif etmeseydi ne yapacaktınız?
Onu düşünmedim. Aşkta böyle hesaplar yoktur. Öyle bir şey yaşıyorduk ki biz, rüyada gibiydim. Biz aslında oraya bir ilişki kurmaya gittik. Herşeyin temelini orada attık. Burada kalsaydım bu kadar sağlam bir şey olmayacaktı. Tabii biz de kavga ediyoruz. Bizim de fikir ayrılıklarımız var. Ama bizim hiçbir zaman kapıyı çarpıp gitmeli, hakaretler etmeli kavgalarımız gerçekten olmadı. Tartıştık, küstük. Bağırmak yerine susmayı tercih ettik.
Hep böyle misinizdir? İlişkilerinizde, özel hayatınızda hep alttan mı alırsınız?
Benim hayatımdaki her şey İbrahim'e özel.
|
|
|

|
|