Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 26 Eylül 2004 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
İhtiyarlar, genç kadınlar ve "gerçek hayat" üzerine:
Kız kardeşlerle dayanışma

Genç kadınlar kendilerinden yaşlı kadınlarla konuşmalılar. Ama iyi yaşlanmış kadınlar bulmalılar. O kadınlarda uyutulan bilgileri uyandırmalılar


Çilek reçeli yapmakta bir bilgi vardır. Topraktan başlayan, dala değen, oradan çıkıp kırmızının eline bulaşmasıyla ilgili bir bilgi. Elimize değen her şey tenimize bir yeni tat katıyor mu acaba? O tatlar ellerimizde birikiyor mu? Birikiyor olmalı. Niye güzel olsun yoksa kadınların elleri? Tenleri de biriktiriyorsa eğer... Tenlere değmeye korkmamışsa, biriktirecek kadar aklında tutmuşsa...
Çilekler sonra tencereye konur. Biraz da şeker üzerine... Bir taşımlık kaynatılır.
Bir taşımlık... Kadınların kendilerine ait ölçü birimlerinden biridir bu. Zaman bizim gövdemizde oluşuyor çünkü. Ay, gövdemizden geçiyor kanlı. Doğurmak için aylar geçiyor karnımızda. Zaman, kadınların gövdesinde etleniyor bir tek. Bir pinçik tuz, bir tık açmak var ocağın altını, göz kararı var suda pilav yaparken. Kadından kadına geçen ölçü birimleri. Kendi dillerinde ürettikleri başka bir bilim.
Sonra bir yayvan kaba konup, üzerine beyaz bir bez gerilip güneşe bırakılır. Güneş reçeli pişirir. Böylece, toprağın, dalın, kadının elinin ve güneşin bilgisi eklenir reçele. Reçel bu yüzden kıvamlıdır. Ve bu yüzden birikir şeker içinde.

Yaşlı kadınlar hayatın büyücüsüdür
Genç kadınlar, kadınların kendi dillerini biriktirdikleri yerlere bakmalılar. Reçel yapmayı öğrenirken genç kızlar, aslında kadının evreniyle ilgili bir atlasa bakmaktadırlar. Oralarda biriken diller ve yazılmamış bilgiler hayatı döndürüyor hamarat.
Reçel bahane, genç kadınlar kendilerinden yaşlı kadınlarla konuşmalılar. Ama iyi yaşlanmış kadınlar bulmalılar. Annesinin lafından çıkmamış kadınları değil, bütün sözlerden çıkmış, sözler vermiş, tutamamış, sözlerini tuttuğu için ağlamış, ülkelere gitmiş gelmiş,
adamlar terk etmiş, terk edilmiş, sonunda en çok gülmeyi ve umursamamayı öğrenmiş kadınları bulmalılar. Genç kadınlar kendilerine kılavuzlar seçmeliler. O kadınlarda uyutulan bilgileri uyandırmalılar. Ama iyi yaşlanmış, maceralarda eskimiş kadınlardan bahsediyoruz burada; kitabına göre yaşamışlardan mümkün mertebe uzak kalmalılar. Genç kadınlar hâlâ şarap içebilen, vişneyle votkayı karıştırıp içki yapmasını bilen kadınlara gitmeliler. Sorularını onlara, kitaplardan bile çok onlara, sormalılar.
İnsan kendine ihanet ederek öğrenir ihanet etmemesi gereken tek kişinin kendi olduğunu. Belleri, boyunları, karınları ağrıyan, sabahları yorgun kalkan genç kadınlar, mutlaka bir süre önce kendilerine büyük bir ihanet ettiler. Şimdi onun bedelini öğrenmekteler. Yaşadıkları ardında uzun bir deniz gibi serili duran yaşlı kadınlar o denize bakıp, oradan bir taş çıkarıp, eskide, derinde kalmışlardan söyleyeceklerdir onlara neyin ne olduğunu. Kitaplar yapamaz bunu. Yaşlı kadınlar bunu bilirler. Yaşlı kadınlar hayatın büyücüsüdür.

Dağlardaki zehirsiz otlar
Bir rüya gördümdü. Niye gördümdü, hiç bilmedimdi. Ama görünce bir iyi oldum sabah, bir iyi, sorma.
Kadınların hep rüyaları vardır. Her zaman bu hayatın cümleleriyle konuşmaz yaşamanın gizi. Kadınlara çoğu kez rüyalarıyla gelir cevaplar. Kadınlar bu yüzden çok rüya görür ve bu yüzden rüyalarından çok konuşurlar. Bakmayın bunlara gülen erkeklere, çok ciddi şeylerden bahseder gece.
Bir çocuk doğuruyorum ve yalnız kalıyorum doğurur doğurmaz. Korkuyorum ama bir yandan da hafifliyorum. Her macera öncesi olduğu gibi, her yol öncesi... Bağlıyorum sırtıma bebeğimi. Dağlara çıkıyorum. Sonra yaşlı, şişman bir kadın çıkıyor karşıma. Durduruyor beni. "Şimdi" diyor, "sana bu dağların otlarından hangisinin yeneceğini, hangisinin zehirli olduğunu öğreteceğim."
Derin bir oh çekiyorum içimden. Sabah kuş gibi uyandım ki sorma!
Kadınlar, kadınların yardımıyla yaşar aslında. Otları kadınlar bilir çünkü; zehirli olanla iyi olanı. Yaşamı sürdürmek kadının bilgisidir, bin yıllardır biriktirdiği. Yaşlı kadınlar, bildiklerini bilmeseler bile bilirler bu bilgiyi. Sonra belki siz de bir kız çocuğu doğurursunuz belki!

ecetem@hotmail.com








Çetin ALTAN
"Tezekten terazinin boktan olur dirhemi"
AKIL hastanesinin başhekimi, en yakın karakol...
Melih AŞIK
Haydin Telafer'e!..
Amerika Başkanı Bush, Savunma Bakanı Rumsfeld...
Fikret BİLA
Zorlu süreç
Bugün Türk Ceza Yasası Tasarısı'nın Meclis'te...
Güneri CIVAOĞLU
Anılar galerisi
Anılar galerisinde dolaşırken, "AB kapısını -...
Can DÜNDAR
Yalnızlar kulübü
Ziya geldi geçenlerde... Yurtdışında yaşar. Ç...
Abbas GÜÇLÜ
Okul var da biz mi gitmiyoruz!
Çarşamba günü, Diyarbakır'daydık. Yeni yayın ...
Mehmet Y. YILMAZ
Aşktan sonra yaşam var mı?
Kendisini "yaşlı taşra romantiği" diye tanıta...
Meliha OKUR
Irak çözümü: "Pamuk eller cebe"
Güneydoğu'da Habur'dan her gün 2 bin kamyon I...
Hasan PULUR
Zina bitti, şimdi sıra "aşk defteri"nde...
ZİNA davasını, uluslararası bir çözümle halle...
Derya SAZAK
Meclis'in görevi
TBMM, zina nedeniyle askıya alınan TCK tasarı...
Meral TAMER
Kredi kartı bilgileri ne işe yarar?
Bankaların bol keseden kredi kartı dağıtmalar...
Ece TEMELKURAN
Kız kardeşlerle dayanışma
Çilek reçeli yapmakta bir bilgi vardır. Topra...
Tamer HEPER
Tartışma nerelere geldi?
Ülkenin gündemine bak, zinaya kilitlendik kal...
Osman ULAGAY
AB ile kriz provasının aklıma getirdikleri
Geçen hafta Meclis'ten geçmesi beklenen Türk ...
Güngör URAS
Düzce'de devlet 7.800 konut yaptı
17Ağustos 1999 depreminde Düzce de sarsıldı. ...
Serpil YILMAZ
Kafkasya Kars'ta buluştu
Türkiye'nin en Doğu'sunda; Azerbaycan, Gürcis...

© 2004 Milliyet