|
Türkiye iyi yolda!
Türk Ceza Yasası, reformcu bir hamleyle başta sona değiştirildi. Kişi hak ve özgürlüklerinin sınırları genişletildi. Devletin koyduğu yasaklardan çok, bireyin hak ve özgürlükleri ön plana çıktı. Demokratik hukuk devleti yolunda büyük bir atılım yaptı Türkiye. Hukuk reformu açısından çok önemli bir eşik aşıldı.
Özetle:
Demokrasi çıtası yükseldi.
Nasıl oldu bu?
Devletin elinde bir sopa olarak yazarına, çizerine, sanatçısına, düşünür ve siyasetçisine uzun yıllar çok çektirmiş olan TCK, nasıl oldu da böylesine radikal bir değişime uğradı?
Büyük pay iktidarın.
Ama bu açıdan iktidar - muhalefet işbirliği de göz ardı edilemez. CHP'nin AKP hükümetine Meclis çatısı altında vermiş olduğu destek ve zina uyarısı reformun gerçekleşmesinde kilit rol oynadı.
Bir nokta daha var:
Geçmişte düşünce özgürlüğü için verilmiş olan demokrasi mücadeleleri... Devletin bütün hoyratlığına karşı kelle koltukta verilen demokrasi kavgaları olmasaydı bugünlere kolay gelinmezdi.
Ama son noktayı hiç unutmayın:
Avrupa Birliği...
Hatta bir adım daha ileri gidip şöyle denebilir:
AB istedi, öyle oldu.
Peki, kötü mü oldu? Hayır, iyi oldu. AB'ye uyum adımları, ülkemizde kalite çıtasını yükseltmeye devam ediyor.
Yasal değişiklikler, dileriz, zamanla zihniyet ve kafa değişikliğini de getirir.
Avrupa hülyası, yalnız bugün değil, dün de birçok açıdan ülkemizde demokrasi ve hukuk çıtasının yükselmesinde belirleyici rol oynamıştı.
Geçmişi şöyle bir düşünün.
Türkiye yarım yüzyıl önce Avrupa Konseyi'ne üye olmasaydı, bu ülkede hukuk sistemi bugünkünün çok daha gerisinde olurdu. Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne taraf olmasaydı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin yargısını kabul etmeseydi, Türkiye bugün insan hakları açısından tapon bir üçüncü dünya ülkesi olarak kalırdı.
Türkiye 1960'lardan başlayarak Avrupa Birliği yolunda yürümemiş olsaydı, 1963'te Ortaklık Antlaşması'nı, 1970'de Katma Protokol'ü, 1987'de tam üyelik başvurusunu yapmamış olsaydı, 1996'da Gümrük Birliği'yle 1999'da adaylık statülerini elde etmeseydi, bugün demokratik hukuk devleti açısından tapon bir üçüncü dünya devleti olarak nal topluyor olacaktık.
NATO'ya girmemiş olsaydık, Türk Silahlı Kuvvetleri bugün tapon bir üçüncü dünya ordusu olarak kalırdı.
Bankacılıkta, ihale düzeninde, telif hakları, fikri haklar gibi alanlarında reformcu adımlar atılabildiyse, bunların tümünde yine AB'nin damgası vardır.
Sakın unutmayın.
Türkiye eğer UEFA'ya üye olmasaydı, yani Avrupa futbolunun içinde yer almasaydı, bugün Türk futbolunun esamesi okunmazdı.
Atatürk dönemini düşünün.
İsviçre'den Medeni Kanun, Almanya'dan Ticaret Kanunu, İtalya'dan Ceza Kanunu alınmıştı Cumhuriyet devrimi yapılırken. Üniter ve laik devletin temeli atılırken, Fransız modeli esas alınmıştı. Alfabeden takvime, giyimkuşama kadar herşey Avrupa'dan gelmişti.
Bir başka deyişle:
Nihai hedefi demokrasi olan, çağımızın en iddialı uygarlık projesi Atatürk tarafından Avrupa örnek, model alınarak yukarıdan aşağı giydirildi Türkiye'ye...
Türk Ceza Yasası'ndaki köklü değişiklik de bu topraklardaki 'çağdaşlık yürüyüşü'nün güçlenerek devam ettiğini gösteriyor.
Türkiye iyi yolda...
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|