|
 |
|
|
Geri dönülmez yol
Notlarım / M.Ali Kasalı
Milliyet'te yazmaya başladığımdan bu yana tam dokuz ay geçti. Haftalık yazı yazmak gerçekten daha zor.
Türkiye gibi bir ülkede bazen yedi gün içinde onlarca gündem maddesi oluşuyor ve siz bilgisayarınızın başına oturduğunuzda farklı şeylere değinmek zorunda kalıyorsunuz
Yazı yazmak insanı rahatlatıyor, bir o kadar da size büyük bir sorumluluk yüklüyor. Böyle olunca yakın çevrenizle daha fazla ilgilenmeye başlıyor, dünyadaki gelişmeleri sanki içindeymişsiniz gibi hissetmeye çalışıyorsunuz. Ve daha fazla okuyorsunuz, internete girip yabancı dergileri, gazeteleri inceliyor, kendinize göre notlar alıyorsunuz.
Bu 9 ay içinde kendi hayatımda da bir takım değişiklikler yaşandı. Her zaman içinde bulunmaktan gurur duyduğum ve Türkiye ekonomisinin artık vazgeçilmez örgütlerinden biri olan ESİAD gibi bir derneğin başkanlığını üstlenmiş oldum. Bu görev hayatımın en önemli ve en değerli görevlerinden biridir. İnsan iş hayatı ve ESİAD gibi bir sivil toplum örgütünde aktif bir görev üstlenince inanın ancak uyumaya zaman bulabiliyor. Günlük randevular, komite çalışmaları, ziyaretler, seyahatler için bazen 24 saat bile yetmiyor.
Böyle bir tempoda birçok işi aynı anda yürütmekte zorlanıyorsunuz. Yazmaktan büyük keyif duyuyorum, görüşlerimi paylaşmayı, gelen tepkilere göre hayata farklı bakmayı seviyorum. ESİAD'taki görevlerimden vakit buldukça ve gündeme uygun olarak yazılarıma devam edeceğim.
* * *
Biliyorsunuz geçtiğimiz haftalarda AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Gunter Verheugen'i İzmir'de ağırladık. Sonrasında yaşanan zina krizi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Brüksel ziyaretiyle düzelen ilişkileri hep birlikte takip ettik. Türkiye artık geri dönülmez bir yoldadır. Süreci kısaltmak veya uzatmak tamamen bizim elimizdedir.
Belki dikkatinizden kaçmış olabilir, AB'ye üye olan ülkelerde 6 yıllık müzakere sürecinde ciddi yabancı sermaye girişi olduğu görülüyor. Türkiye'nin kalkınması, işsizliğin azaması ve demokrasimizin olgunlaşabilmesi için yabancı sermayenin süratle ülkemize girmesini sağlamalıyız. Bakın rakamlar oldukça çarpıcı. Müzakerelere 1999 yılında başlayan Slovakya'ya 1998 yılında 9.3 milyar doları doğrudan, 1.2 milyar doları da portföy yatırımları olmak üzere toplam 10.5 milyar dolarlık yabancı sermaye girişi olmuş. 5 yıl süren müzakere sürecinde ise bu ülkeye 48.8 milyar doları doğrudan, 24.2 milyar doları da portföy yatırımı şeklinde toplam 73 milyar dolarlık yabancı sermaye girişi yaşanmış. Yine müzakere sürecinde Macaristan'a 36.9 milyar dolar, Çek Cumhuriyeti'ne 33.6 milyar dolar, Polonya'ya 37 milyar dolar toplam yabancı sermaye girişi olmuş.
Türkiye'nin rakamlarını biliyorsunuz, 1 milyar dolar bile değil. Türkiye'nin konsantre olacağı iki konu var. Demokrasi ve ekonomik kalkınma...
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|