Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 29 Eylül 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Ada'da hüzün


Fenerbahçe ne için çıkmıştı futbol arenasına... Ünlü rakibinden puan kapmak, başabaş - dişediş bir futbol kavgasını tarihinin sayfalarına kazımak için mi, yoksa geçmiş yıllardaki yenilginin acı rövanşını almak adına varını, yoğunu ortaya koyacağı çok da bilinen Manchester'ın sahadaki her türlü futbol hamlelerini seyretmek için mi?
Oyunu orta sahada kabul etmek doğru bir düşünce olabilir. Ama siz topla üç - beş pas yapma yeteneğinden yoksunsanız, nerede ne yaptığınız hangi işe yarar ki... Geriye beş adamını yanyana kurşun asker gibi dizmekle Manchester'ın dalgalar halindeki gelişlerini hangi dengelerle karşılayabilirsiniz ? Siz rakibin gelişindeki pas şemalarını önceden okuyamayan, pozisyon amalarıyla nasıl, savunma yapıyorum dersiniz... Herkes Alex'ten, Hooijdonk'tan sihirli hareketler ve goller bekliyor. Paslaşma adabı olmayan bir takımda bütün bu falcılığa dayalı umutlar ancak Türkiye'nin kendi hayal dünyasında kurduğu futbol pazarlarında geçerlidir beyler... Avrupa'nın uygar futbol vitrinlerinde asla geçerli olamazlar.
Bir tarafta Tuncay tam bir mahalle maçı anlayışıyla top kovalayıp pas ezerken, rakip takımda Rooney isimli, aynı yaşlardaki bir delikanlı akıllı, uslu saklanmalarla gol kokan pozisyonlara zıpkın gibi sarkıyor ve bilinçli gollerle süslüyorsa Manchester göstergelerini, o zaman oyunun bütününde sizin fazla bir şey yapabilmeniz düşünülenemez. Ronaldo isimli bir geleceğin futbol prensini sahaya sürmeye dahi gerek görmemişti rakip teknik kulübe... Bu gerçek gibi, Ferguson'un Fenerbahçe'yi herkeslerden daha iyi incelediğinin belgesi olmaz mı bu durum dostlar...
İkinci yarıda ilk 45'in tersine biraz kendine gelmiş Fenerbahçe, Manchester'de ise gözlere iğne gibi batan yorgunluk alametleri... Sonrasında Fenerbahçe'nin terse dönen durumdan yakaladığı sayılar. Ama bütün bunlara rağmen iş işten çoktan geçmişti bizim gözlerimizde... Çünkü Fener attıkça düzelen, pas yüzdelerini artıran bir kimlikte değil ki... Bu eksi durum aslında Fenerbahçe'nin hem yurt içinde hem dış maçlarda gündeme düşen en büyük sorunuydu zaten...
Aurelio - Nobre - Serkan gibi isimler dün ikinci yarıyı sırtlayıp Fener'i taşımaya çalışırken Sarı - Lacivertliler'in aslında savunmadaki Deniz'de boğulması dünkü gecenin en büyük kadersizliğiydi. Rakibin sönük başlayan kontrataklarının Deniz'in dökülen futbol makyajlarıyla canlanıp sayıya dönüşmesi bu Fenerbahçe'yi nerede, nasıl ve ne kadar taşır... Bence bunu bilse bilse sadece Tanrı bilir kanaatindeyim.

esenay@milliyet.com.tr



SPOR
Daum mars oldu: 6-2
Sizi bırakmam
Helal sana Mondi
Acı bir ders oldu
Doğan'ın son sözü
Sihirbaz Rooney
Futbolun çivisi çıkmış!
Bu çocuğa dikkat!
Elvan'a kontrol
Esinduy'u yaşattılar
Sporculara ceza yok
Genel kurul İstanbul'da
Haber turu...
Ağır fatura
Kriz üretim merkezi
Ada'da hüzün
At yarışları
FIBA mutlu oldu
Hido, ABD yolcusu





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Rıdvan DİLMEN
Ağır fatura
Türkiye Ligi'nin bombası patladı. İngiltere l...
Atilla GÖKÇE
Kriz üretim merkezi
Sözü hiç saptırmadan, sektirmeden söyleyelim:...
Erdoğan ŞENAY
Ada'da hüzün
Fenerbahçe ne için çıkmıştı futbol arenasına....



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 İstatisliklerle lig
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2004 Milliyet