|
Eylül sonunda bu ne sıcak yahu!
EYLÜLÜN son günlerinde böylesine sıcak olur muydu İstanbul?
Hava kirliliği, rutubet, kızgın asfaltlarda peş peşe takılmış arabaların egzozları da; görünmeyen cehennemi bir termometrenin üstüne abanınca, gövdelerimizin hissettiği İstanbul sıcaklığı 40 dereceyi buluyormuş.
Sabahtan akşama, akşamdan sabaha "vatanımızı, milletimizi, devletimizi düşünme görevi"ni üstlenmiş Hazine'den geçinmeli büyüklerimizin de, yapabilecekleri bir şey yok; ne sıcaklara karşı, ne soğuklara karşı...
***
Ortasından deniz geçen İstanbul'da, Florya'dan Rumelifeneri'ne; Anadolufeneri'nden Moda'sı, Kalamış'ı, Suadiye'siyle Pendik'ine, Adalar'ına kadar; - çeşit çeşit atıklarla bir lağım gölüne çevrilmiş Marmara nedeniyle - denize girilebilecek bir plaj kalmamış da, İstanbul'da yaşayanların bir bölümü, Ege ve Akdeniz kıyılarındaki tatil kentlerinde plaj bulma seferberliğine girişmişse, büyüklerimiz ne yapsın buna?
***
Büyüklerimiz, nasıl politikanın ve bürokrasinin rantından daha çok yararlanma peşindeyseler; taşra insanı da, İstanbul yağmasının rantından yararlanma peşinde...
1 milyon 100 bin kaçak yapı ve - bizimki de dahil - gökdelen yavruları ortalığı kapladıkça, değişik hava akımları da artık serinletemiyor İstanbul'u...
Yusuf Ziya Ortaç'ın ruhuna bir selam göndermekten başka çare yok elimizde.
Yusuf Ziya:
- İstanbul'da tabiattan olan her şey ulvi, insandan olan her şey süfli, derdi...
***
ABD'deki başkanlık seçimlerine neredeyse 4 hafta kaldı. Bakalım Başkan Bush; Bin Ladin'i, yahut onun önde gelen adamlarını en sonunda yakalamış olarak seçime girmek gibi, görkemli bir gösteriye bir kovboy kemendi fırlatacak mı?
Yeryüzünde milyonlarca kişi, böyle bir seçim şovu bekliyor Başkan Bush'tan...
***
Ancak böyle bir gösteri; İslam, yahut din kökenli teröre karşı demokrasi bayrağını yükseltme iddiasındaki Bush'u da, bir ölçüde rendeleyebilir:
- Ulan denir, kurnazın oğlu kurnaza bak; önce kimsenin üstesinden gelemeyeceği güçte bir düşman çıkarıyor ortaya; sonra da onu yakalayarak seçim asansörünün en üst düğmesine basıyor...
***
Başkan Bush'un yeniden seçilmesi; İncirlik Askeri Hava Üssü'ne, Almanya'dan getirilecek 46 Amerikan savaş uçağıyla da ilgili, Karadeniz'deki 3 liman kentinin Pentagon kullanımına açılmasıyla da... Afganistan'a göndereceğimiz birlikler ise ayrı bir konu...
Hoş, Başkan Bush seçilmese de; Ankara'nın, süper dost ve müttefikimizle göbek bağı yine aynı kalır...
Pentagon'un yaptığı önerilere büyüklerimiz, zaman zaman soğuk, zaman zaman mesafeli, zaman zaman sıcak, zaman zaman olumlu baksa da, bakmasa da; çok kıramaz hatırını...
***
2023'te biz de AB üyesi olduktan sonra, herhalde durum çok değişecek... Yılda silahlara ödenen 1 trilyon doların, artık kârlı olmadığı çıkacak ortaya; savunmaya yapılan aşırı harcamalarla zorunlu askerlik konuları ve Türkiye'nin ucuz bir insan deposu olarak görülme dönemleri, yepyeni bir evreye girecek.
Bu arada Hazine'den geçinmeli büyüklerimizin de pavuryası, kimbilir nasıl kızgın bir tavaya düşecek?
Görünen o ki, kârlı olmaktan çıkacak Hazine'den geçinme de... 23 Nisan bayramlarında ilkokul çocuklarının, bir günlüğüne vali, kaymakam, savcı makamlarına oturtulmaları komik kaçmaya başlayacak...
***
Başbakan Tayyip Bey, Kızılcahamam'daki özel parti toplantısında, şimdiden başladı uyarmaya:
- Siyasetin önündeki en büyük tehlike kendini yenileyememek, koltukların, makam araçlarının sıcaklığını, serinliğini ebedi sanmaktır. Makam ve mevkilerin faniliğine inanıyorsak, hesap vereceğimizi de aklımızdan çıkarmamamız gerek.
***
Bendeniz de öteden beri hep merak eder dururum, son 80 yılda Hazine'den geçinen bürokrat ve politikacılara - aldıkları harcırahlar da dahil - toplam kaç milyar dolar ödendiğini?
Çıplak hayatta, hem kendilerini ayakta tutacak, hem de geçimlerini doğru dürüst sağlayacak bir mesleği bulunmayanlar; Hazine'den geçinmeli bir makam sahibi olmaya dümen kırıyorlar...
Son yerel seçimlerde aday adaylarının sayısı 5 milyonu bulmadı mı?
Ola ki, gelecek genel seçimlerde 10, hatta 20 milyonu da bulabilir...
***
Hazine'den geçinmenin şatafatı nereye kadar sürer?
Kârı bitinceye kadar...
Kızılyaka'da Osman Aydın, eşiyle birlikte fırında pişirdiği kuru fasulye güveçte ve çeşit çeşit peynirli, kuşbaşılı, tahinli çıtır pidelerle, valilerin kazancına 10 basıyor, müsteşarların da...
***
Oturduğun koltuk kadar önemli olmak yerine, boğayı boynuzlarından tutup her gün yere çökertmek...
21. yüzyıl, iyice ırgalamaya başlıyor "ulus - devlet" modelini...
2023'ten sonra kimbilir ne güzel eylüller yaşayacak İstanbul da... Kent yağmacılığı da, karlı olmaktan çıkacak çünkü...
Ne yapacaksınız, kârlı olması bitmeden, düzelmiyor "bozuk düzenler"...
c.altan@prizma.net.tr
|
|