|
 |
|
|
2005'te seçim sürpriz olmaz
Satır Arası / Deniz Sipahi
Avrupa Birliği'nin en yetkili ağızları Türkiye'nin önünde hiçbir engel kalmadığını söylüyorlarsa; Aralık'tan sonra birçok dengenin değişeceğini şimdiden söylemek yanlış olmaz.
Kamu kadar özel sektörün de değişeceğini söylemek mümkün.
Babadan kalma yönetim modelleri artık rafa kaldırılacak, her şirket küresel rekabete uygun yeni stratejiler geliştirmek zorunda kalacak.
En fazla da siyasiler zorlanacak.
Geçmişte uygulanan tüm figürler, planlar, programlar gözden geçirilecek; belki de yeniden yazılacak.
Bu sütunlardan birkaç defa daha yazmıştım.
17 Aralık'ta müzakere tarihi alan, bunun getirdiği rüzgarla ekonomide olumlu bir hava yakalayan Türkiye 2005'te seçime gidebilir.
Herkes bu olasılığı kafasının bir kenarına yazsın.
* * *
Geçen gün Mehmet Barlas, Sabah'taki köşesinde benzer yorumları şu cümlelerle anlatmış.
"AK Parti tek başına iktidara, çok iyi bir programa ve eşi benzeri olmayan kadrolara sahip diye gelmedi. Diğer partiler yetersizlikleri, kokuşmuşluğa katkıları, çözümsüzlükleri nedeniyle halkı öylesine bezdirmişlerdi ki, onlar tasfiye edilirken, aradan AK Parti tek başına iktidar olarak çıktı.
Örneğin Cem Uzan Genç Parti'yi kurmasaydı, bugün DYP de, MHP de TBMM'de olacaklardı. Yani siyasetin matematiği de, AK Parti'yi yukarılara taşıdı."
Bugün durum çok farklı mı?
Hayır... Hatta diğer partiler öylesine moralsiz ve halsiz ki...
AKP'nin Kızılcahamam'daki buluşmasında Recep Tayyip Erdoğan, satır aralarında geleceğe dönük önemli mesajlar verdi.
İçinde DYP, ANAP, MHP hatta CHP kökenli eski siyasilerin olduğu ve bu kişilerin önemli görevlerde bulunduğu düşünülecek olursa; Erdoğan'ın partisini bir arada ve güçlü tutabilmek için de özel stratejilere ihtiyacı olacak.
* * *
AKP liderinin önünde ANAP gibi güzel bir örnek bulunuyor.
Türkiye'nin son 20 yılına damgasını vuran ANAP, Özal'ın Cumhurbaşkanlığı'na çıkmasından sonra yavaş yavaş eridi ve adeta yok oldu.
Erdoğan'ın "AKP'nin büyük bir koalisyon mu, yoksa kurumsallaşmış bir parti mi" olup olmadığını kanıtlayabilmesi için bir seçim daha geçirmesi gerekiyor.
Ben de diyorum ki...
Aralık'tan sonra Türkiye'de hemen bir bahar havası yaşanacak ama sonrasında kendi gerçeklerimizle karşı karşıya kaldığımızda daha zorlu günler gelecek.
Büyüyen ekonomiye rağmen işsizliğin artması, artık finanse edilmesi zor olan cari açık, gelir dağılımındaki dengesizliklerin giderek açılması AKP hükümetine nefes aldırmayacak.
Bir de Cumhurbaşkanlığı hesapları işin içine girince 2005'in ortası veya son ayları seçim için en uygun dönemler olacak.
Hele hele diğer partilerdeki Genel Başkan sorunları yaşanmaya devam ederken ve siyasette yeni alternatifler olmadığına göre Erdoğan da bu fırsatı değerlendirmeye çalışacaktır.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|