|
Cinsel köle!
Ankara'da dün uluslararası bir sempozyum başladı. Adı, İnsan Haklarında Yeni Taktikler. 90 ülkeden 350 insan hakları savunucusu katılıyor.
Türkiye'den Helsinki Yurttaşlar Derneği'yle Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü'nün, Amerika'dan İşkence Mağdurları Merkezi'nin birlikte düzenledikleri bir sempozyum.
Bu yazının başına önce işkence yazmak aklımdan geçti. Çünkü ülkemizde insan hakları öncelikle işkenceyi çağrıştırır.
Türkiye bu illetten, bu insanlık suçundan çok çektiği için işkence başlığını koyabilirdim bu yazıya. Rahmetli Felat Cemiloğlu'nun 12 Eylül döneminde Diyarbakır askeri cezaevinde yaşadığı cehennemi anımsadığım için de işkence aklıma gelmiş olabilir.
Ya da artık işkencenin bu ülkede sistematik bir insan hakları ihlali olmaktan çıktığını saptayan Avrupa Birliği Komisyonu raporuydu belki de bana işkenceyi hatırlatan...
Bilemiyorum.
Ama cinsel kölede karar kıldım.
Gana'da bir din.
İlkel bir inanışı var.
Bu dine mensup bir koca ölünce, karısıyla kızını manastıra kapatıyorlar. İki yıl boyunca hizmetkarlık yapmaları için. Manastırdaki bu hizmet cinsel köleliğe kadar varıyor.
Bununla ne mi amaçlanıyor?
Bir başka dünyaya göç eden kocayı 'kötü ruhlar'dan kurtarmak...
Gana'daki dini bu ilkel, insan onurunu hiçe sayan uygulamadan kurtarmak için farklı bir mücadele yöntemi geliştirilmiş. İşin içinde din ve kültür olduğu için mücadelenin polisiye yanından çok ikna yöntemleri aranmış, bulunmuş. Bölgedeki akil adamlar devreye sokulmuş.
Ve olumlu sonuç alınmış. Gana'da beş bin kadın cinsel kölelik uygulamasından kurtarılmış.
Bir başka deyişle:
Devlet gücünü kullanmadan, bir yerde sivil toplum ve kamuoyu devreye sokularak insan hakları ihlalinin acısı hafifletilmiş...
İşte Gana'daki bu uygulama, Ankara'da dün başlayan uluslararası sempozyumda ele alınacak, tartışılacak bir örnek. İnsan hakları mücadelesinde yeni taktikleri düşünmek, Gana örneklerini çoğaltmak için bir araya geliyor insan hakları aktivistleri...
İlginç ve önemli yanı bu.
90 ülkeden 350 insan hakları savunucusu bu kez sadece ihlalleri teşhis etmek için değil, sadece devletleri şikayet edip sergilemek için değil, sadece bildiriler yayımlamak için değil, daha çok mücadele konusunda yeni yöntemleri paylaşmak ve geliştirmek için Ankara'da buluştular.
Karşılıklı bir öğrenme süreci bu.
İnsan hakları mücadelesinin yalnız örgüt işi olmadığını, aynı zamanda sokaktaki adamın da, toplumun kendisinin de işin içine sokulması gerektiğini göstermek için yapılan bir uluslararası toplantı.
Bir insanlık suçunu dünyada en aza indirmek için bir alet kutusu oluşturulduğu söylenebilir Ankara'daki bu buluşmada...
İki ilginç konu daha var.
Birincisi, 1.5 milyon dolara mal olan bu uluslararası sempozyum için yalnız özel kişiler ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarından değil, aynı zamanda dört devletten de sponsor olarak yararlanılmış.
Bunlar, Türkiye'yle birlikte Amerika, İngiltere ve Hollanda.
İkinci ilginç nokta da bu.
Çünkü, Türkiye ilk kez devlet olarak böyle bir insan hakları toplantısının sponsorları arasına katılmış ve bunun için de ev sahipliğiyle birlikte 300 bin dolarlık fon sağlanmış durumda...
Ankara'da bir şeylerin iyiye doğru değişmekte olduğunun bir işareti değil mi bu da?
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|