Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 02 Ekim 2004 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Blbybblblbablybalybalyblb

PDelilik bu. Tamam, o kadar da ileri gitmeyeyim. Müptelalık! "Kolik"ten türetelim acilen, lüzum hasıl oldu: Kolizm! acilen, lüzum hasıl oldu: Kolizm!acilen,


Delilik bu. Tamam, o kadar da ileri gitmeyeyim. Müptelalık! "Kolik"ten türetelim acilen, lüzum hasıl oldu: Kolizm!
Aptal kutusu, ahmak kutusu, zaman kaybı... Eyvallah. Ben aptalımdır -artııı- ahmağımdır. Hem de geçen hafta tatildeydim. Bir kısmını gönül rahatlığıyla kaybedebileceğim kadar çok vaktim vardı.
İşin zaman kısmında değilim yani. Aptallık kısmında hiç değilim. Lakin işte ruhumda, genlerimde bir müptelalık illeti var ki, bir kez kaptırmayayım, mümkün değil, sıyrılamıyorum. Böyle yapışıp kalıyorum.
Yapıştım kaldım kanepeye. On gündür. Sabah kalk, kanepeye yat, aç televizyonu...
10 günün sonunda şunu söyleyebilirim. Bugün TV izlemedim; bakın, ellerim titriyor. O derece!
Geçenlerde Perihan Mağden "kara delik" diye yazdı: "O kara deliğin adı: Gündüz Televizyonu'dur ey okur!"
İşte o kara deliğe düştüm arkadaşlar.

O dedi, DEDİ; bu dedi, KODU
Sabahları Aydın'la Ece Erken'i dönüşümlü idare ettim. Ama tabii Aydın almış başını gidiyor "Gelinim Olur Musun?" evinin gazıyla. Herkese de süper gaz veriyor. Hakikaten bir nevi gün gibi. Aydın "Nazire hanım demiş ki..." diyor, dayıyor görüntüyü. Sonra başlıyor stüdyo konukları "Zaten o Nazire hanım, Semra hanım için de..." Aydın neredeyse hiç frene basmıyor. "Ama Semra hanım da demiş ki..." Tekrar dayıyor görüntüyü. Bu kez Nazire hanımcılar başlıyor Semra hanımı eleştirmeye. Süper!
Akabinde "Gelinim Olur Musun" başlıyor ki, hiç izlemediyseniz, rica ederim katiyen izlemeyiniz; insan izleyince, bakın buraya yazıyorum: Bı - ra - ka - mı- yor!
Siklamen rujlarını sürmüş, yanakları pespembe, saçlarında kurdelelerle dizi dizi kızlar, kurum kurum kurulan kaynanalar, ortalarında gelinlerin gelini, her ailenin gelini Ebru Akel...
Ve yine aynı terane. Görüntüler izleniyor. Herkes birbiri hakkında konuşmuş zaten. Orada öylece yan yana oturup ettikleri dedikoduları, haklarında edilen dedikoduları dinleyip ve fakat canlı yayında katiyen hanımefendiliklerini bozmayıp tüm hırslarını eve saklıyorlar.
İnsan önce anlamıyor. Nasıl oluyor da bir gün sonra tüm söylediklerinin ortalığa açılacağını bilerek yine de bu kadar çok dedikodu yapabiliyorlar? Rezil oluyorlar.
Ne münasebet. İki izledikten sonra siz de anlıyorsunuz. Siz öyle kendi kanepenizde boş yere onların ettiği laflar yüzünden kızarıp bozarıyor, utanıyor "Ay şimdi ne olacak?" diye endişelere gark oluyorsunuz. Kimsenin rezil olduğu falan yok. Kimse kimseye "Niye arkamdan konuştun?" bile diyemiyor çünkü herkes birbirinin arkasından konuşuyor. Bu yüzden de bir şeycik olmuyor, herkes bir şey olmamış gibi davranmaya devam ediyor.

Takım tutar gibi
Derken izleyici telefonları geliyor. Bu izleyicilerin de sizin gibi kanepelerinde oturan kadınlar olduğunu mu düşünüyorsunuz? İki günde çözüyorsunuz mevzuyu. Öyle değil. Şöyle:
Arayanların çoğu... Hani her maça giden, deplasmanda bile takımını yalnız ko'mayan taraftarlar vardır ya. Öyle.
Arayanlardan biri "Zaten dün Aydın'da da..." diye bir şey anlatıyor.
Ertesi gün o kadına Aydın'da rastlıyorum. (Aman tanrım, televizyon tanışlarım her gün biraz daha artıyor. Stüdyo konuklarını bile tanımaya başladım!) Kadın telefonda söylediklerini anlatıyor yeniden, "Dün telefonda da söylediğim gibi" diye. Yani bu izleyici sabah Aydın'da, öğleden sonra telefonla programa katılıyor, ertesi sabah yine uyanıp gözünü Aydın'da açıyor. Böyle bir dünya, böyle bir hayat
Erkekler için futbol ne, kadınlar için "Gelinim Olur Musun?" da o. Erkekler nasıl takım tutuyor, bu kadınlar da gelin, kaynana, damat tutuyor. Maçlardan sonra nasıl yorum - tartışma - kritik programları yapılıyor, nasıl erkekler kendi aralarında o maçın her pozisyonunu tekrar tekrar konuşuyor... Kadınlar da öyle. Kah Aydın'da canlı yayında, kah telefonla canlı yayında... Evde söylenen her kelimenin üstünden defalarca geçiliyor.
En güzeli de hakem yok, kurallar yok. Tam bir kaos. Biri ofsayt diye bağırıyor, diğeri korner, beriki penaltııııı...
Zaten ne fark eder ki? Burada hisler yarışıyor.

Israr yok, gizli çekim var
Bitmedi. Bir kere "Gelinim Olur Musun?" ile aynı anda Yasemin Bozkurt var. Dön dön onu da izledim. Yasemin Bozkurt'la ilgili hem içimden geçeni söyleyip hem de bir dolu tazminat ödememeyi becerebilir miyim? Hayır!
Tüm bu hepsi birbirinden acayip sabah programlarını hakikaten zevkle izliyorum ben. Zinhar küçümsemiyorum. Evet, gülüyorum. Evet, şaşırıyorum. Evet, garip geliyor. Ama taşrada yetiştiğim için olabilir, benim kafamda Hale'nin, Beste'nin, Pınar'ın, Semra hanımın, Süheyla hanımın, ne bileyim Tuğba'nın sabah kalkıp temizlik yapmasının falan Hatta ve hatta şu "gizemli dünyalar, sır dolu hayatlar" nevi adlar taşıyan kaderci dizilerin Hepsinin bir karşılığı var. Yasemin Bozkurt'un programına katılanlar için de geçerli bu.
Ama Yasemin Bozkurt
Hakikaten yüzümde hep az sonra kusacakmışım gibi bir ifadeyle izlediğim, bu yüzden asla baştan sona izleyemediğim tek program "Kadının Sesi" programı.
Sadece bir sahne anlatacağım:
Yasemin Bozkurt iki kızı stüdyoya çağırıyor, kızların içeriden sesi geliyor, biri stüdyoya gelmek istemiyor, Yasemin Bozkurt "Israr yok" diyor, sonra bize dönüp "Çok zor bir program" diyor. Zor hakikaten. Belli ki canlı yayına çıkarmayı planladıkları konuklar ikna olmuyor. Derken kızlardan biri geliyor. Burcu Mercan. Hani Tamer Karadağlı'ya şantaj yaptığı iddia ediliyor ya... Babası olduğunu anladığımız adamın yanına oturuyor. O kısmı tam anlamadım ama büyük ihtimal Yasemin Bozkurt bu baba-kızı barıştırmaya çalışıyor. Olabilir.
Sonra Burcu Mercan da stüdyodan gidiyor. Yasemin Bozkurt "Biz yayıncılık adına kimseye ısrar etmiyoruz" diyor. Sonra bir VTR giriyor. Burcu ve yayına hiç çıkmayan arkadaşının makyaj odasındaki görüntüleri... Bozkurt çekim yaptırmış orada. Kızlar kamerayı fark edince kaçışıyorlar falan, öyle bir görüntü...
Ve işte kızlara "ısrar etmeyen" Yasemin Bozkurt bu görüntüleri yayınlıyor!

"Ben olsam akrabamla evlenmezdim"
En sevdiğim kısma geldik. "Sen Olsaydın". Yapımcısı, sunucusu vesairesi, eğer niyetleri bu değilse alınmasınlar rica ederim ama yılın ve tüm sabahların en absürd-komik programı bu galiba.
Bir gerçek hayat hikayesi var. Birinin başına bir şeyler gelmiş. Sunucu, stüdyodaki ünlü - kişiye "Sen" diyor, "sekretersin. Öylesin, böylesin. Başına şunlar bunlar geldi. Sonra da şöyle bir durumla karşılaştın. Sen olsaydın ne yapardın?"
Buraya kadar sorun yok. Sorun konuklarda. İlk programda mesela Lale Mansur vardı. Lale Mansur o kadının başına gelen hiçbir şeyi ilk seferinde kabul etmedi. Mansur diyor ki "Ben ailemle oturmam. Ek iş yaparım, bir şey yaparım, çocuğumla kendime ayrı ev açarım. Kendi ayaklarım üstünde dururum." Durur tabii. Lakin mevzu o değil. Bahsi geçen kadın ailesiyle oturmuş işte. Maksat ondan sonrası...
Aradan hayli zaman geçti son izlediğim programda da konuk "Avrupa Yakası"ndaki genel müdür Cem'di. Sunucu "Seni bir akrabanla evlendirdiler. Sonra şöyle - böyle oldu. Sen olsaydın ne yapardın?" dedi.
Adam cevap verdi: "Ben olsam akrabamla evlenmezdim!"

* * *

Tabii daha Gülbence var, Seda Sayan var, iki kanalda birden bin yüz elli yedinci tekrarı yayınlanan "Yarım Elma" var, "Zerda"nın, "Asmalı Konak"ın tekrarları var.
Daha bunun akşamı var. "Haziran Gecesi" var, "Aliye" var, "Bütün Çocuklarım" var, "Kurtlar Vadisi" var, "Ekmek Teknesi" var, "Şeytan Sofrası" var, "Melekler Adası" var, (televizyonla) "Aşkımızda Ölüm Var"! n

tubakyol@yahoo.com



CUMARTESİ
Ekranlarda spor artık kadınlardan soruluyor
Perdeler açılıyor!
Süzgeçten lamba, pinpon topundan iskemle...
"Parasını zar zor denkleştirip bizden gömlek alanlar var"
Paris'te alışveriş çılgınlığı
Bizi soğuk günler bekliyor
Çocuklar eğlenceye de sanata da doyacak
ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI
İstanbullular hiphop festivaline hazırlanıyor
Filmgezgini şehir şehir geziyor
Misyon ve vizyon





Donatella Piatti
Sarıkız'ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan
Yalvaç URAL

© 2004 Milliyet