|
 |
|
|
Geçmişten geleceğe
İzlenim / Kutlu Aktaş
Türk Ceza Kanunu yürürlüğe girecek mi, girmeyecek mi?" tartışmaları bitti. Yasa Nisan 2005'den itibaren uygulanacak.
Bizi aralarına almamak için binbir dereden su getiren AB yetkilileri, zina konusunu olmazsa olmaz koşul haline getirip önümüze sürdüler. Başbakanımız ayaklarına kadar gidip, konuşmalarıyla bozduğu ilişkileri Brüksel'de düzeltti. Ölümü gösterip sıtmaya razı etmek misali!
Şu AB'ye girme işini o kadar minimuma indirdik ki, sanki T.C. bir aşiret devleti, yasaları ve kurumları yok, geri bir ülke.
Durum aslında hiç de öyle değil.
Kabahat bizde. İçimize kapanıp, birbirimizle uğraşmaktan, kazanımlarımızı Batılılara bir türlü anlatamıyoruz.
* * *
Hıfzı Topuz'un "Devrim Yılları" kitabını okuyorum.
Kurtuluş Savaşımızın ardından Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde gerçekleştirilen devrimler, çok akıcı bir dille anlatılıyor.
Okullarda okutulan İnkılap Tarihi derslerinden daha fazlasını öğreniyorum. Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Arap alfabesiyle basılan gazetelerin dizgi işlerinde çalışanların 12 - 15 yıl çıraklık dönemi geçirdikleri anlatılıyor.
Hilafetin kaldırılışı, miladi takvimin ve saat sistemini, hafta tatilinin kabulü, Medeni Kanun'un çıkarılışı, Latin alfabesine geçiş, kadınlara seçme ve seçilme haklarının verilişi, tekke ve tarikatların kapatılması, şapka ve kıyafet devrimi yeni Türk devletinin gerçekleştirdiği yüz akı olgular. Şimdi hiçbir birikimimiz yokmuşcasına Kopenhag kriterleri diye elimize tutturulmuş oyalama kağıtları ile uğraşıyoruz.
* * *
Aralık 2004'de belki verilecek "müzakere tarihinden" sonra bu defa da "uygulama" ve "ekonomi" kriterleri ile uğraşacağız. Bunlardan da, 15 yıl müzakereler süreceğine göre, birtakım sorunlar çıkaracaklarından doğrusu kuşkuluyum.
Avrupalı Hıristiyan Demokratlar nedense Atatürk'ün oluşturduğu üniter devlet yapımızdan kuşkulular. Hollandalı Hıristiyan Demokrat Grubu üyesi Arie Dostlander, Türkiye'nin devlet yapısının Kemalizm ideolojisi üzerine kurulduğunu belirtiyor. Bu yapının Türkiye'de ülkenin bölünmez bütünlüğünün bozulacağı korkusu yarattığını, askerin gücünü artırdığını, aşırı Türk milliyetçiliğini körüklediğini ve dine karşı esnek olmayan bir tavır yarattığını iddia ederek, "Bu durum Türkiye'nin AB üyeliği yolunu tıkamaktadır" görüşünü savunuyor.
Niyet apaçık belli. Yıllardır uygulanan "güçsüz, dağınık Türkiye" politikası açıkça dillendiriliyor. Türkiye, kazanımları birçok ülkeye örnek olan bir cumhuriyet. Sadece laiklik ilkesinin uygulanabilmesi birçok ülkenin ulaşamayacağı bir özellik.
Avrupalı dostlarımız samimi iseler bizi gecekondu ülkelerle karıştırmasınlar.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|