|
Kemanda 'mi' telinin titreşimleri...
POLİTİK kavgaları; kemanların baltayla çalındığı, notaların da idam sehpalarında takılı durduğu garip bir orkestranın, senfonilerine benzeyen "Üçüncü Dünya" ülkelerinde; "kalem insanları"nın çileli filmleri her zaman ekransızdır.
Dün sabah saat 7 haberlerini izlerken...
7.30'da da gazeteler geldiğinde...
Bir hava boşluğu dolaştı sanki içimde ve gözlerim Milliyet'in sürmanşetine takıldı "Hadi yahu..." diye diye...
Serdar Turgut apar topar hastaneye kaldırılmıştı; hem de Genel Yayın Yönetmenliği'ne getirildiği Akşam gazetesinde, yeni görevine resmen başlayacağı gün...
Birkaç hafta önce Duygu Asena ile ilgili haberleri ve kendi yazılarını okurken de, dikenli sam rüzgarları ortasında pusulasız bir topallamaya uğramıştım.
***
Kalem insanları...
Kemanların baltayla çalındığı bir ortamda, onların kemanlarındaki "mi" tellerinin titreşimleri...
Belleğimde geriye doğru kalkan trenlerde, gövdelerinin ihaneti de dahil, her türlü belayı yenmiş kalem insanları el sallamada...
Bataklıkta bale yapmanın da, tanrısal bir güçlülüğü vardır.
Hüseyin Cahit'te de vardı o güç, Refik Halit'te de, Necmeddin Sadak'ta da, Reşat Nuri'de de, Akagündüz'de de...
Kuşaklar değişse de, sürer gider o gücün halkaları...
Duygu'da da var o güç, Serdar'da da... "Mi" tellerinin titreşimlerinde, gizemli yalnızlıklarının yankılanması boşluklarda kaybolsa da, sürdüreceklerdir şarkılarını...
Yüzde yüz sürdüreceklerdir, sürdüreceklerdir şarkılarını...
***
"Üçüncü Dünya" ülkelerinde, Hazine'den geçinenler takımının, tanımlamasını dahi bir türlü yapamadıkları "devlet" kavramını kutsallaştırma tepinmeleri, bazen iyice angutolojik ve sıkıcı oluyor...
İstanbul'da beklenen büyük depremin panzehirini, "eğitim"in geliştirilmesinde arayanlardan tutun da; Susurluk kepazeliğini "her devlette olağandır bu" kremasıyla tatlandırmaya kalkanlara; "devletin güvencesi"ni, "bireyin hak ve özgürlükleri"nin üstünde görerek; güvence açısından yapılan harcamaları cilalamaya ve neredeyse 150 bin resmi arabanın, yılda 1.5 milyar dolar tutan bakım savurganlığını da alkışlamaya sıvananlara dek; bin bir demagoji salatasının "açık oturum" furyası yaygınlaştığında...
***
Kolombiyalı esprili ressam ve heykelci Botero'nun sanat albümleri yetişiyor imdada...
Şişirilmiş balon bebeklere benzeyen, bütün eklemleri ve yüzleri yusyuvarlak, şişmanın da şişmanı kırmızı balerinlerin dans egzersizleri...
Aynı üslupta yapılmış, biraz da çocuk resimlerini anımsatan, bol kırmızılı, siyahlı, yeşilli matadorlar...
Aman aman iyi ki varsın Botero...
***
Kendi saray kültürümüzden de, hem gülümsetecek, hem de ağzımızı bir karış açık bırakacak bir oyalanma vantilatörü arandığımızda; H. Örcün Barışta'nın Kültür Bakanlığı'nca yayımlanmış "İstanbul Çeşmeleri" belgeselini karıştırmak hoş mu, hoş oluyor...
Tarihsel çeşmelerin, kara bir delikten ibaret kalmış çeşme boşluklarıyla kuraklıkları ve çöplüğe dönüşmüş mermer yalakları bir yana; üstündeki kitabelerde de, aşırı zorlama bir padişah övgüsü...
1732'de I. Mahmut için yazılmış Taksim'deki bir kitabe şöyle başlıyor:
"Şehenşah - ı cihan Mahmut Han'ın kevser - i lütfu..."
***
Bir de İlhami Soysal'ın "150'likler" belgeselinin ilk portresi "Miralay Sadık Bey"in üniformalı - politik "devleti kurtarıcı" serüvenlerine bakarsak...
Sonra da hepsini, Botero esprisinin çerçevesi içine sokarsak...
Tam işte angutolojiden matrakolojiye dönüşmüş görkemli bir "kara mizah" dizisi çıkmış olmaz mı ortaya?
***
Tabularla dogmaları, mizahın imbiğinden geçirebildiğiniz oranda açabilisiniz kapılarını "var olma"nın...
Fonografı, yani ilkel gramofonu; hem kendisini, hem çevresini eğlendirmek için, Edison'dan daha önce laf ola icat etmiş olan şair Charles Cros'un "Çiroznamesi"; sanki 200 yıl öncesinden Botero'ya atılmış bir karanfil gibi, şu mısralarla biter:
Ben bu hikayeyi düzdüm - basit mi basit
Kudursun bazı adamlar - ciddi mi ciddi
Ve gülsün diye çocuklar - küçük mü küçük.
***
Duygu'yla Serdar da 80'ine merdiven dayadıklarında, bir kadeh kaldırarak gökteki yıldızlara, göz kırpacaklardır "mi" tellerinin titreşimlerini duyarak gelip geçmiş olanlara...
c.altan@prizma.net.tr
|
|