|
 |
|
|
İncir ve Ege'de milli iktisat
Dünden Bugüne / Sabri Yetkin
Eylül, ekim ayları Ege'de ve İzmir'de incir mevsimidir. Bu yüzden geçen haftaki yazımda incirin İzmir'i markalaştırmasını kaleme almıştım. Üretimi açısından 19. Yüzyıl'da büyük rekabet yaratan incir, 20. Yüzyıl'da ticari açıdan değişik oluşumlara neden olmuş ve Türk iktisat tarihinde özel örgütlenmelerin gerçekleşmesini sağlamıştı. İzmir'de incir ticaretine, pek çok işte olduğu gibi levantenler ya da ecnebiler hakimdi. İzmir'de 1892'den itibaren Ticaret Borsası bulunmasına rağmen Yemiş Çarşısı'ndaki tüccarlar, piyasayı istediği gibi oluşturmaktaydı. İncir daha ağaçtayken fiyatı düşük tutma gayretine girilirdi.
Uyanık tüccarın oyunu
Tüccarlar her sene mevsim başında rekolteyi açıklardı. Rekolte, tüccarların çıkardığı söylentilere göre her sene çok yüksektir ve dış pazarlarda alıcı yoktur. Bu girişim, incir piyasasını düşürerek, ürünü üreticinin elinden düşük fiyatına alma gayretinden başka bir şey değildi. Düzenli bir tarımsal örgütlenmenin olmadığı ve gerçek piyasanın oluşamadığı bir ortamda üretici elindeki ürünlerini yok pahasına satmak zorunda kalıyordu. İzmir'deki tüccarlar da uyguladıkları bu yöntem sayesinde büyük servetler elde etmekteydi.
Rekabeti bitirmek için...
İncirden büyük paralar kazanan tüccarlar bu "tatlı" kazançlarını daha arttırma gayreti içerisine girmişlerdi. Bu tüccarlar bir araya gelerek 1912 yılı Ocak ayında 200 bin Sterlin sermayeye merkezi Londra'da olan bir şirket kurarlar.
Kapitülasyon hakları çerçevesinde kurulan şirket, The Smyrna Fig Packed adını taşımaktaydı. Bu şirket incir üreticisinin karşısına tek alıcı olarak çıkmayı ve fiyatları rekabetsiz olarak belirlemeyi tasarlamıştı. Bu yüzden şirket halk arasında ve İzmir basınında "incir tröstü" olarak adlandırılmıştı.
Basın ayağa kalkmıştı
Tröstün piyasadaki tek alıcı olacağının anlaşılması üzerine İzmir kamuoyunda çok şiddetli tepkiler oluşmuştu. İzmir gazetelerinin gündemini tröst oluşturmuş, kamuoyu yaratma gayreti içerisine girmişlerdi. Bu konudaki ilk yazı, Hüseyin Hüsnü Bey tarafından kalem alınmış ve Ahenk Gazetesi'nde yayınlanmıştı. Yazıda şirketin kuruluşu, çalışma esasları, sermayesi hakkında bilgiler verilmiş ve şirketin üreticileri esir edecek çok kötü bir girişim olduğunu ifade edilmişti. Şirketin kuruluşu, Türk iktisat tarihinde önemli dönüşümlerin başladığı bir döneme denk gelmişti. İktidarda bulunan İttihat ve Terakki Fırkası, Osmanlı ülkesindeki iktisadi yapılanmanın çarpıklığını görmüş, iktisadi faaliyetlerde Müslüman - Türk kitlenin yetersiz olduğu gerçeğinden yola çıkmıştı.
"Milli iktisat" prensipleri çerçevesinde Türkler girişimciliğe özendirilerek, "milli burjuvazi"nin oluşturması hedeflenmişti. İttihat ve Terakki Fırkası'nın İzmir'deki sözcüsü konumunda bulunan Anadolu Gazetesi konuya çok ciddi eğilmiş, kurulan şirketle mücadele edebilecek bir yapılanmanın gerçekleşmesi için yayın yapmaya başlamıştı.
Ekonomiye çevrilen silah
Gazetenin 11 Ocak 1912 tarihli nüshasındaki bazı satırlar çok çarpıcıydı: "Bizim gibi yaşamaya azmetmiş, mesut olmayı kurmuş bir millet hiçbir vakit bu gibi kara haberler, kendisine çevrilen iktisadi silahlar karşısında eli böğründe aciz ve miskin bir vaziyet alamaz. Bilakis iktisadiyatıyla oynayan, maişetini tazyik etmek isteyen ellere karşı aynı silahlarla mukabele ederek paralarına, saadetlerine göz diken düşmanlarına haddini bildirir."
Bu yazı, Egeli incir üreticilerini harekete geçirmişti. Aydınlı Avukat Reşit Bey, Ahenk Gazetesine yazdığı makaleler üzerine incirle ilgilenenler Germencik'te 29 Ocak 1912'de toplanmıştı. Bu Türk iktisat tarihindeki ilk müstahsiller kongresi olarak değerlendirilmelidir.
Tefeciye karşı şirket
Her iki toplantıdan çıkan kararlar üzerine üreticiler derhal şirketin kuruluş çalışmalarına başlarlar ve dokuz bin lira sermayeyle, merkezi Aydın'da olmak üzere 31 Ağustos 1912'de şirketin kuruluşu için başvuruda bulunurlar. Şirketin kuruluş amacı, incir üreticisini tefecilerden, Yemiş Çarşısı tüccarlarından ve tröstün zararlarından korumaktır. Bu yüzden şirketin adı bu anlamı içeren kelimelerden seçilmişti: Osmanlı Anonim Aydın İncir ve Himaye - i Zürra (Ziraatçıları Koruma) Şirketi.
Bu şirket Ege Bölgesinde güç birliği mantığıyla ve milli sermaye ile kurulan ilk oluşumdur. Şirketin kurulması, İzmir incir piyasasında çalışmaya başlaması üreticilerde güven duygusunun oluşmasını sağlamıştı. Ancak tröstün güçlü sermayesi ve yurtdışı bağlantılarıyla milli şirketin başa çıkabilmesi mümkün değildi. İzmir'de milli iktisadın öncülerinden olan dönemin valisi Rahmi Bey, incir sezonu sonrası, 17 Aralık 1912'de tröstün "memleket ve milletin zararına çalıştığını" ileri sürerek, faaliyetlerinin durdurulması gerektiğini açıklamıştı. Bunun üzerine tröstün kuruluşunda öncü rol oynayan Hamparsumyan, Elmasyan ve Giraud gibi büyük tüccarlar tröst tarzındaki çalışmadan çekildiklerini, ancak şirketin ticari kurallara göre işlerini sürdüreceğini belirtmişlerdi. Bu gelişme basında milli iktisadın başarısı olarak yorumlanmıştı.
Tröst sorunu aşılmış gibi gözükse de Yemiş Çarşısı'nda kurulmuş olan tefeci, simsar ve tüccar tezgahı da pek masum değildi ve üretici bu üçgen içinde ezilmekteydi. Nitekim Cumhuriyet döneminde İktisat Vekaleti görevlerini de üstlenen Kuvayı Milliyeci ve büyük incir üreticilerinden Nazmi Topçuoğlu, 1913 yılında Anadolu Gazetesi'nde yazdığı yazılarda Yemiş Çarşısı'nı "batakhane" olarak tanımlıyordu.
Milli iktisadın öncüsü
Nazmi Topçuoğlu, Ahmet Sarı ve Kazım Nuri Çörüş'ün öncülük ettiği bir grup büyük incir üreticisi, 1915 yılında yeni bir örgütlenmeye girişmişlerdi. Merkezi İzmir'de olan ve bütün Ege bölgesini kapsayacak olan kooperatif, on bin lira sermaye ile 1915'te kurulmuştu. İlk faaliyet yılında önemli çalışmalara imza atan kooperatif, gelişmek için finans sorununun çözülmesine gereksinim duymuş ve halk arasında "İncirciler Bankası" olarak adlandırılan milli sermayeli "Milli Aydın Bankası" (Tarişbank) elli bin lira sermaye ile 1916 yılında faaliyete geçmişti.
İzmir'i markalaştıran incir, bir anlamda İzmir ve Ege'nin, Türkiye'de milli iktisadının da öncüsü olmasına neden olmuştu.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|