|
Dönüyorlar
New York
Her yurtdışına çıkışta gördüğümüz bir gerçek var:
Türkiye, berbat bir kazada beyninin bir kısmı dışarı akmış bir kazazede gibi, yarı bitkisel bir hayat sürüyor.
En iyi yetişmiş evlatlarını yıllardır süregelen bir beyin göçünde uzaklaştırmış evden...
İçerdekiler "Ah biz de gidebilsek" diye gözünü onlara dikedursun, gidenler zamanla "Ah geri dönebilsek" diye iç geçirir olmuş.
Başta pek ışıltılı görünen gurbet hayatı, zamanla sıradanlaşmış, zorlaşmış çünkü...
Yurt özlemi ağır basmış.
Lakin "yurt", hiçbir zaman geri dönmelerini sağlayacak bir heyecan dalgası yaratamamış.
Beyin bedenden, beden beyinden uzakta, birbirine hasret büyümüş.
***
New York'a "Öykülü Geceler" grubunun davetlisi olarak gittim.
Gazeteci ağabeyimiz Varlık Özmenek'in kızı Elif'in de başını çektiği bir avuç gönüllü tarafından başlatılan "Öykülü Geceler", ikinci yaşını kutladı bu yıl...
Amaç, New Yorklu Türkleri bir edebiyat ortamında buluşturmak...
Sık sık toplanıp öyküler okuyorlar, sanat sohbetleri yapıyorlar.
Geçen hafta bir caz festivaliyle, bir film festivali arasında kalan bu etkinlik, Amerika'daki Türklerin yeni yüzünü yansıtıyor.
Geçen yıl, Köy Enstitüleri belgeselimiz orada gösterilip büyük ilgi görünce, bu yılki kutlamalara ben de katıldım.
New York Türk Evi'nde, aralarında BM büyükelçimiz Ümit Pamir ve eşi ile İlhan - Güngör Mimaroğlu çiftinin de bulunduğu 250 kişilik bir toplulukla sohbet ettim.
Konu "Beyin göçü" meselesine gelince, "Biliyorum ki, çoğunuz dönmek için ülkenizden gelecek küçük bir umut ışığı bekliyorsunuz" dedim:
"O ışık var artık... Avrupa perspektifi, uzun zamandır olmadığı kadar birbirimize yaklaştırdı bizi... Tam üyelik hedefi, Genelkurmay Başkanı'ndan dağdan inmeyi bekleyen militana, başörtülü üniversiteliden, zengin işadamına, başbakandan cumhurbaşkanına kadar herkesin ortak paydası haline geldi. Avrupa Birliği, gözümüzde büyüttüğümüz kurtarıcı melek değil elbet... Ama ona ulaşmak uğruna öylesine cesur adımlar attık, öyle bir ortak ruh yarattık ki, kendimize güven kazandık. Evrensel standartta, hakka hukuka saygılı, müreffeh bir gelecek inşa edebileceğimize daha çok inanıyoruz artık... Ve bu ideal için, sizlerin beynine ihtiyacımız var."
***
Konuşmam bittikten sonra, 2 saat süreyle kitap imzaladım.
Ve hiç ummadığım bir şey oldu:
Salonu dolduran Türkiye göçmenlerinin neredeyse hepsi tek tek gelip dönme kararından söz etti.
Kimisi çoktan ailesini göndermişti bile...
Kimisi bavul topluyordu.
Bir kısmı karar vermiş, uygun zaman kolluyordu.
Bush yönetiminin yeni güvenlik yasalarının, Amerika'yı yabancılara -hele Müslümanlara- dar etmesiyle bu süreç hızlanmıştı.
Yurtdışı cazibesini yitirirken, dönenlerden gelen haberler "Neden olmasın" düşüncesi yaratmıştı.
Henüz yurtdışı eğitimini tamamlamamış olanların çoğu da bitirip dönme kararındaydı.
Yaptığım konuşma bir tespitten çok bir temenniydi belki...
Ama aldığım karşılığı görünce heyecanım bir kat daha arttı:
Evet, dönüyorlar!
Özendirici politikaları devreye sokup bedeni, beynin dışarı akan yarısıyla buluşturabilirsek bir mucize yaratabiliriz.
New York'tan bunun umuduyla dönüyorum.
can.dundar@e-kolay.net
|
|